Hayat, filmler ve yalnızlık üzerine




Başlık yazmayı sevmiyorum hala, gereksiz uğraş işte. Bende bu yazıda anlatmak istediğim üç kavramı sıraladım güzelde oldu sanırım. Hayat pek bir değişiklik olmadan ilerliyor, düşüyor ve yine düşüyorum. Bu aşamada aklıma eski bir şiirimden bir dize geliyor, gülümsüyor ve devam ediyorum "Söylesene şehir neden çıkışı yok çukurlarının?". İnsan yalnızlığını en çok düşerken hissedermiş, hiç bir kaya parçasına tutunamadığında anlarmış kaderin cilvesini. Sonra eskilerden bir şarkı söyler, acı bir kahve içer ve yalnızlıkla olan sevişmesine devam eder. Gün gelir film izler, gün gelir "sevgili blog -eskiden günlükler vardı, hey gidi günler hey- bil bakalım bugün ne oldu..." şeklinde sohbet eder gölgelerle, gün gelirde sadece yazdığı başlığı tamamlasın diye bir yazıyı uzatıp gider. Oysa tek istediği birkaç film eleştirisi yazmaktı. =))

Gelelim filmlere, günde 2 veya 3 film izleyerek geçiyor ömrüm. Bazılarını gerçekten beğensemde, bazıları da gerçekten çok kötü. Bakalım yakın zamanda neler izlemişim.

My Sassy Girl: Yanlış hatırlamıyorsam bir Kore filminden uyarlama olarak çekilmiş ama nette araştırırken orjinalinin çok daha iyi olduğunu okumuştum. Bir zaman onu da izlemek istiyorum. İzlemeden önce "başka bir sıkıcı romantik komedi" filmi dedim ama yanılmamı sağladı film. Özellikle son bölüm gerçekten etkileyiciydi. "Keşke gerçekte böyle olsa" dediğim içimi acıtan, melankolik bir kaç nefes almamı sağlayan güzel bir bitişi de vardı. İzlenmesi gereken bir film.

Memento: Mükemmel bir kurgu, harika bir anlatım. "Kısa süreli hafızası"olmayan birisinin nasıl yaşaya-maya-cağını anlatıyor. Düşündüren, düşündürürken de güldürmekle uğraşmayan çok kaliteli bir film. İlk 100 film listeme girebilecek kalitede.

Hancock: Güzel bir anti-kahraman karakteri var ancak hikayenin önü biraz kısıtlanmış gibime geldi. Daha yaratıcı ve güzel sahneler olabilirdi, kurguya katkısı olacak bir çok detay eklenebilirdi ama sanırım yönetmen ihtiyaç duymamış. Eğlenceli bir Holywood filmiydi, fazlasını beklemeye de gerek yok.

Science of Sleep: "Eternal Sunshine of a spotless mind" filminin yönetmeninin elleriden çıkmış bir film. İsmi itibariyle izlememe sebep oluşturan, gerçek ve rüya arasında durmaksızın gidip gelen bir film. Başroldeki karakter ikisinin ayrımını yapamıyor ve kesinlikle çok farklı, güzel bir film ortaya çıkıyor. Anlatım tekniklerini oldukça başarılı buldum, zaten rüya kavramıyla beni filmi izlemeden yakalamıştı. Değişik bir tat bıraktı bende.

Scent of a Woman: Kesinlikle muhteşem derecesinde etkileyici. Al Pacino'nun mükemmel oyunculuğu da cabası. İzleyin izlettirin.

The Tracey Fragments: İşte farklı bir film daha, anlatım dilini çok beğendim. Tek görüntü ve tek anlatım yerine aynı anda karelerde farkı açılardan yansıtmak, farklı bakışlar katmak gerçekten çok hoşuma gitti. Bunun haricinde hikayenin anlatış sırası da tekdüze olmadığı için izleyiciyi zorlayan bir film. Ben çok beğendim.

Jane Austen Book Club: Bu seferde isimdeki "kitap kulübü" ibaresi izlememi sağladı. Her ne kadar Jane Austen okumasamda izlerken keyif aldım. Üniversitede kitap tartıştığımız günler aklıma geldi, nostaji yaptım. Filmde keyifliydi, güzeldi.

Meet Dave: Eddie Murphy uzaylı gemisi rolünde karşımıza çıkıyor. Çok yaratıcı bir fikirdi, minyatür uzaylıların insan şeklinde bir uzay gemisi ile gelmeleri ile dünyaya gelmeleri güzeldi. Fakat sanırım bütçenin azlığından dolayı filmi kısa tutmak istemişler ve anlatılması gerekenleri anlatmamışlardı. Keyifli bir filmdi ama izledikten sonra "eksik bu film" dedim.

Cube: İzlerken hep keyif aldığım bir filmdir, hatta bi ara acaba diğer odalarda nasıl tuzaklar olabilir diye bolca düşünmüştüm. Tekrar izledim, hala keyifliydi.

Bunun haricinde Virgin Terrority, Epic Movie, Young People Fucking, Stargate The Ark gibi hiç bir yaratıcılığı olmayan, izlerken bolca sıkıldığım filmlerde izledim. Virgin Terrority aralarında en başarılısıydı ama ayrı bir başlık açılmasını da hak etmiyordu. Bolca güzel abla vardı bu sebeple izlenebilir.

Başka filmlerde izledim ama gerisi pek de mühim değildi, hala izleyecek 38 adet film mevcut. Ben izledikçe devam ederim anlatmaya.

Sağlıcakla kalın..

Share this

Related Posts

Previous
Next Post »

1 yorum:

yorum

Find Us On Facebook