Sanrılar ve Unutkanlık Üzerine

Son zamanlarda kitaplığımın kenarına küçük sarı kağıtlar yapıştırmak suretiyle notlar alıyorum. Genellikle şunu yap, bunu unutma türünden değilde o an için aklıma gelen bir kaç cümle, bir hikaye kurgusunu okunması oldukça güç bir yazıyla yazıyorum. Unutuyorum çünkü bir çok şeyi, kafamda dolaşan bir sürü zamazingo var, bir konuya odaklanamıyorum bile. Bu yüzden de küçük sarı not kağıtlarını kullanıyorum, "geçmişini düşün ve acı çek" gibi sadistçe notlar bile almışım. Ancak genellikle notları okumayı da unuttuğum için sorun oluşturmuyor pek. "Dragonland, Forever Walking Alone" dinle yazıyor bol miktarda, bu şarkıyı ne zaman kendimi yalnız hissetsem dinliyorum. Bu yüzden de her zaman dinlemek gerekiyor, dinledikçe de acı çekiyorum, acayip keyifli oluyor. Ancak neden böyle şeyler yazdığımı veya ne zaman yazdığımı hatırlamıyorum, sanırım bu da kendime karşı oynadığım başka bir oyun. Seviyorum bu tarz kişilik bölme denemelerimi aslında oldukça da keyifli oluyor. Diğer bir taraftan da geleceğe mektuplar yazıyorum daha doğrusu alternatif bir geleceğe notlar bırakıyorum. Çoğunlukla anlamsız gibi görünse de asla gelmeyecek bir geleceğe bu tarz notlar bırakmak hoşuma gidiyor. Sonrasında zarflayıp, mühürlüyorum onları ve bir yerlere saklıyorum. Nerelere sakladığımı da hatırlamıyorum, bu da her şeyi daha da eğlenceli kılıyor.

Oyun içinde oyun oynuyorum kendimle ve sanal yaşamlar kurgulayıp, onlarda yaşıyorum bu şekilde de anımı kaçırıyor, hep kaybediyorum. Sanrılarımdan kaçmanın en güzel yolu olarak bunu buldum fakat başaramadığım zamanlarda, daha güçlü geliyorlar. Sayıları artıyor sopalar yerlerini kılıçlara ve hançerlere bırakıyor. Bu günlerde sanrılarım sadece ince kılıç ve hançer kullanıyor oysa eskiden çok daha vahşiydiler.

Evet, bu konuları da işlediğime göre not kağıdındaki "sanrılar ve unutkanlık üzerine blog yaz" yazısını çizebilir ve "psikolojik hastalıkları incele" maddesine geçebilirim.

Hadi sağlıcakla kalın..

Share this

Related Posts

Previous
Next Post »

Find Us On Facebook