"Yalnızlık" başka bir başlık olabilir miydi acaba?



Hayatı anlamlandırmaya çabalarken yine elime yüzüme bulaştırdım. Ruhumun dikişleri attı, yaptığım bütün yamalar parçalandı ve ben yeniden neye sahip olduğumu bilemeden kala kaldım. Sanki derim parçalanmış, kemiklerim kırılmış gibi hissediyorum veya sadece yalnızlık soluduğum hava oluyor. Pek de farklı değiller sanırım, insan hatıralarıyla yanlışlarıyla ve yanılgılarıyla yüzleştikçe hep böyle oluyormuş, her defasında daha kuvvetli. "ama o yarayla işim bitmişti benim, hani sen kabuk bağlamıştın!" diye düşünürken o da kanamaya başlıyor işte. Acılar katlanarak artıyor, alışmış olmamız gerekir diye düşünüyoruz ama insan alışamıyor işte. Belki sadece kabullenemiyor. Hadi bir deneme yapalım ve tekrarlayalım, "ben yalnızım, yanımda kaç tane suretin olduğu, dün gece kiminle birlikte olduğum, telefonda kiminle konuştuğum ve elbette kiminle uyuduğum çok da önemli değil. Ben de herkes kadar yalnızım! Kabullenmek istemesem de bu satırları okurken kendimize ne kadar gülsek ve dalga geçsek de, böyle." En azından ben bunu derinliklerimde hissediyor, biliyor ve söylüyorum. "ahh şu şarkılar da olmasa!"

Yazmak istediğim başka şeyler vardı elbette ama ah şu şarkılar, insana soluduğu havayı, kabullendiği acıları bile unuttururuyor. Unutmak ne de kolay değil mi zaten bu yüzden çok severiz unutmayı. Bir noktada defterleri atıp yenilerini yazmaya çalışırız tarihin tozlu sayfalarına -"tarihin sayfaları neden tozludur?" sorusunu sorup devam edelim"- Eh istediğimiz gibi olmaz asla, pek de mümkün değildir. Bir şarkı da, bir kokuda veya sadece bir gün batımında köşe bucak kaçtığımız hayaletlerle yüzleşiriz. Sonra mı, başka yalanlar ve başka kaçışlar. Asla bitmeyecek bir döngüden bahsediyorum oysa her kaçışı kahkalarla tasarlıyoruz. Ne kadar da güzel değil mi, yavaşça yalancı kahkahalara geliyoruz ama bu da konumun dışında yaratıcılığınızı kullanın devamı için.

Bu akşam ki, yarın ki ve yazdığım süre boyunca anlatılarımın temel kurgusu olacak "yalnızlığa" geri dönelim hep beraber. İsteyen bu noktada ayrılabilir, sorun değil! Zaten asla okunmayacağını hesaba katarak yazıyoruz hep, bu yüzdendir kelimelerimin boynu büküklüğü. Bu yüzdendir çığlıklarımın sessizliği. "yalnızlık" daha fazla söze gerek var mı acaba, ne dersiniz?

Hiç bir şeyi olmayan bir adamın kaybedeceği tek şey nedir? Güzel bir soru sanırım, bütün gün boş durmadım cevabını düşündüm, sanırım yarın ve sonraki günlerimi bu konuya ayırabilirim. Şimdilik elimde pek bir şey yok ama "kaybedilecek tek şeyin "hiçbir şey" olması gerekiyor. İnsan o mükemmel hiç bir şeyini de kaybederse ne olur acaba? Acaba insan o kusursuz yalnızlığında kendisini de kaybederse ne olur? Çok soru sorduğumun farkındayım ama ne yapayım cevaplara ulaşmanın yolu sorulardan geçer ancak sorular arayan bir adam için bu yöntem çok daha doğru.

Daha çok yazasım var aslında ama olmuyor işte. Ben kuytu bir geceye sığınmaya gidiyorum, sessizliğin ritminde dans etmeye gidiyorum. Çok anlaşılamadım hayat tarafından, inanlar hep yaban gördü maskelerimi. Ancak bazen bu mutluluğun tek yolu oluyor değer verdiklerimize, sonuçta kim yalnızlığıma ortak olmaya çabaladıkça hep yıkıldı. Bu yüzdendir çekip gidişlerim, insanlar anlasa da anlamasa da! Sadece yazmak geldi içimden.

Ben "yalnızım" diyebiliyorum sonuçta. Hadi hoşçakalın ve umarım yanılıyorumdur. En azından sizin mutluluğunuz için ben yanılmayı kabul ederim..

Hoşçakalın...

Share this

Related Posts

Previous
Next Post »

1 yorum:

yorum

Find Us On Facebook