81. Oscar Ödülleri

81. Oscar Ödülleri

81. Oscar ödül töreni bu gece gerçekleşecek ve her konuda olduğu gibi benim favorilerim var. Bir de Oscar jurisinin kimlere ödül vereceği konusunda tahminlerim ufak tefek yorumlarım da olcak. Lacivert işaretlediklerim benim tercihlerim, kırmızı işaretliler ise ödül alacaklar yönünde tahminlerim.

ACTOR, LEADING
Richard Jenkins in “The Visitor”
Frank Langella in “Frost/Nixon”
Sean Penn in “Milk”
Brad Pitt in “The Curious Case
of Benjamin Button”
Mickey Rourke in “The Wrestler”

"Mickey Rourke Wrestler filminde mükemmel bir oyunculuk sergilemişti, ancak Brad Pitt ve Benjamin Button filminde olduğu gibi büyük bir popülerlik elde edemedi. Oscar bu dalda Pitt'e veya Sean Penn'e gideceği kanaatindeyim, özellikle Penn'in canlandırdığı gay karakteri tam da Oscar jürisinin hoşuna gideceği türden."


BEST PICTURE
“The Curious Case of Benjamin Button”
“Frost/Nixon”
“Milk”
“The Reader”
“Slumdog Millionaire”


ACTOR, SUPPORTING
Josh Brolin in “Milk”
Robert Downey Jr. in “Tropic Thunder”
Philip Seymour Hoffman in “Doubt”
Heath Ledger in “The Dark Knight”
Michael Shannon in
“Revolutionary Road”

Hearth Ledger Joker rolüyle mükemmeldi, bu ödülü onun alması gerek.


ACTRESS, LEADING
Anne Hathaway in
“Rachel Getting Married”
Angelina Jolie in “Changeling”
Melissa Leo in “Frozen River”
Meryl Streep in “Doubt”
Kate Winslet in “The Reader”

Kate The Readerda harika bir oyunculuk sergilemişti ama ödül Angelina ya gidecek gibi görünüyor.


ACTRESS, SUPPORTING
Amy Adams in “Doubt”
Penélope Cruz in
“Vicky Cristina Barcelona”
Viola Davis in “Doubt”
Taraji P. Henson in “The Curious Case
of Benjamin Button”
Marisa Tomei in “The Wrestler”

SOUND EDITING
“The Dark Knight”
“Iron Man”
“Slumdog Millionaire”
“WALL-E”
“Wanted”

ANIMATED FEATURE
“Bolt”
“Kung-Fu Panda”
“WALL-E”

SOUND MIXING
“The Curious Case of Benjamin Button”
“The Dark Knight”
“Slumdog Millionaire”
“WALL-E”
“Wanted”

ART DIRECTION
“Changeling”
“The Curious Case of Benjamin Button”
“The Dark Knight”
“The Duchess”
“Revolutionary Road”

VISUAL EFFECTS
“The Curious Case of Benjamin Button”
“The Dark Knight”
“Iron Man”

CINEMATOGRAPHY
“Changeling”
“The Curious Case of Benjamin Button”
“The Dark Knight”
“The Reader”
“Slumdog Millionaire”



COSTUME DESIGN
“Australia”
“The Curious Case of Benjamin Button”
“The Duchess”
“Milk”
“Revolutionary Road”

SCREENPLAY, ORIGINAL
“Frozen River”
“Happy-Go-Lucky”
“In Bruges”
“Milk”
“WALL-E”

DIRECTING
“The Curious Case of Benjamin Button”
“Frost/Nixon”
“Milk”
“The Reader”
“Slumdog Millionaire”

DOCUMENTARY FEATURE
“The Betrayal (Nerakhoon)”
“Encounters at the End of the World”
“The Garden”
“Man on Wire”
“Trouble the Water”

DOCUMENTARY SHORT
“The Conscience of Nhem En”
“The Final Inch”
“Smile Pinki”
“The Witness - From the Balcony of
Room 306”

FILM EDITING
“The Curious Case of Benjamin Button”
“The Dark Knight”
“Frost/Nixon”
“Milk”
“Slumdog Millionaire”

FOREIGN LANGUAGE FILM
“The Baader Meinhof Complex”
“The Class”
“Departures”
“Revanche”
“Waltz with Bashir”
MAKEUP

“The Curious Case of Benjamin Button”
“The Dark Knight”
“Hellboy II: The Golden Army”

ORIGINAL SCORE
“The Curious Case of Benjamin Button”
“Defiance”
“Milk”
“Slumdog Millionaire”
“WALL-E”

ORIGINAL SONG
“Down to Earth” from “WALL-E”
“Jai Ho” from “Slumdog Millionaire”
“O Saya” from “Slumdog Millionaire”

Tekrardan düşündüğümde 2008 yılı içerisinde çok daha başarılı filmler olmasına karşın, Oscar ödül töreninin popüler kültür üzerinde etkileri ve kapitalist bakış açısı vs sebebiyle bu adaylar üzerinden en popülerinin seçileceği kanaatindeyim. Neyse bu gece tören var, hep beraber izleyip göreceğiz..

Sevmek...


Geçenlerde Ragıpla birlikte sohbet ediyoruz. Kendisi bizim hayali dostumuz olmasına rağmen, sohbeti çok iyidir. Tertemiz bir kalbi vardır, sevgi kelebeği gibidir. Yaşı da gençtir bu yüzden sık sık benim engin bilgilerimden faydalanmak için bana gelir. Aşk hakkında soruları vardı, dedim yanlış adama geldin sen. Aşkı bana sorarsan, içini karartırım senin, hayattan küsersin. Israr etti bir süre kıramadım işte. Bir kadını sevmek nasıl olur diye sordu, onu nasıl sevmeliyim dedi. Bunu kendin öğrenmelisin, cevabını bilmediğim bir soru bu diyerek başımdan savabilirdim ama iri gözlerini kocaman açmış karşımda dururken yapamadım. Sonra ben konuşmaya başladım, evdekiler deliliğime dair kanıt topladıkları için hemen not almaya başladılar.

"Genel olarak sevmek kendiliğinden olur der erkekler, ona değer veriyorsan tamamdır bu iş. Hatta değer vermeye de gerek yok derler ama bunu belli etmezler genellikle. Oysa bir kadını sevmek dünyanın en zor işlerinden birisidir. Bir kadını sevdiğin zaman onun bugününü, yarınını ve geçmişini sevmen gerekir. Genellikle herkes bugünleri sever, bugünler bitince sevgide biter. Ancak bu kadar basit olamaz. Önce geçmişini sevmek gerekir. Her kadının içinde, büyümemiş bir çocuk vardır. Erkeğin önce o kız çocuğunu sevmesi gerekir. Önce onu kabullenmelidir, onu görmeli ve anlamalıdır. Yoksa eksik kalır herşey, anlamsız olur. Yarın gelir ve biter! Bu yüzden önce o çocuğu bulmak gerekir, genellikle kalın duvarların arkalarında hapsolmuşturlar, tuzaklarla dolu bir labirentin içinde yaşarlar. Her tuzağın neden koyulduğunu, duvarların hammaddesini anlamak da gerekir. O küçük çocuğu anlamadan sevemezsin, olmaz. Sevmek farklıdır kadınları, zordur aslında. Zaman gerekir, tanımak gerekir ama inanmak gerekir. Geçmiş, şimdi ve geleceğini düşünecek kadar umursamak da gerekir. Sevmek zordur bu yüzden.

Sandman okurken tekrardan çocukluklar ve rüyalar üzerine bir bölüm vardı. Ne zaman okusam etkiler beni. Erkek çocuklar hep süper kahraman olmak ister düşlerinde, uçmak, dünyaları kurtarmak rüyaları kurar. Ancak kız çocuklarının farklı bir rüyaları vardır, ortak tek bir rüya. Hepsi prenses olmak ister, onların içindeki prensesi görmeden de sevmekten söz edilemez. Eksik kalır."

Dedim Ragıpa, karışmış olan kafasının iyice karıştığını fark ettim. Zamanla ne demek istediğimi anlayacağını söyledim veya anlamayacaktı. Herkes anlamazdı zaten, herkes sevemezdi. Eh baştan söylemiştim bu konuda yanlış adama sorduğunu ama çocukcağız ne yapsın bizim hayali arkadaşımız olduğu için fazla bir şansı yoktu. Biraz daha konuştuktan sonra beni yazılmayı bekleyen bir öyküyle başbaşa bıraktı ve bana tekrardan beklemek kaldı...

Alternatif 14 şubat planları..



Neye alternatif konusuna hiç girmeyeceğim, gerek de yok çünkü. Zaten bir güne yüklenen sahte anlamlara da sinir olurum, tüketmeyeceğim arkadaşım. Sevgilime hediye alcaksam istediğim zaman alırım, kime ne? Nedir bu saçmalık. Yok efendim Valentine arkadaş bi halt yemiş, sonra sistem de demişki olm acaip satış yaparız bu gün. Derken 14 şubat denilen saçmalık ortaya çıkmış. Sırf bu sisteme olan öfkemden hep yalnız geçirdim 14 şubatları. Alternatif planlar yaptım. Arkadaşlarla frp oynamak, dağ bayır dolaşmak, uyumak mesela. Çok daha fazla eğlendim aslında. Bu sene güzel bir rastlantıyla çok daha güzel bir alternatifim var. Sağolsun Sabancı Üniversitesi BKFT si Conlarını 14-15 Şubata almış. Çok da güzel olmuş, bir 14 şubatta deli gibi frp oynayarak geçireceğim. Daha güzel bir plan olurmu yahu, ben ve benim gibi düşünen insanlarla deli gibi eğleneceğiz. Sevgili falan boş işler aslında, "frp" bu yüzden var. Koy g.tüne demek için var. İkinci dünya savaşına da yazılmış eh daha ne olsun :D

Kısa lafın uzunu, 14 şubata karşıyım, sevgilim olsa bile karşıyım, hep karşıyım. 14 şubatı takvimden çıkaralım, zavallı şubat ayı 27 gün kalsın. Herkes mutlu olsun. Aşkı aptalca bir günde salak hediyelerle kısıtlamayalım, kimse acilinden boşta kız/erkek arayışına girmesin. Herkes mutlu olsun veya boşverin ben frp oynamaya gidiyorum :D

Kalın sağlıcakla...

Zarlarımın fotosu için teşekkürler sevgili kardeşim :D http://diavandy.deviantart.com/

Eski günler!


Biraz geçmişten bahsetmek istiyorum. Yırtık bir paçavra gibi hissetmemin sebebi de bu geçmişin gölgesinin şimdilere düşmesi sanırım. Okuduğum her cümle, izlediğim her sahne canımı acıtıyor, allak bullak oluyorum sonrasında. Dün Eternal Sunshine of the Spotless Mind ı tekrardan izledim. Çok güzeldi, hatta harikaydı. Yine kafama bir şeyler takıldı, tekrardan beyin fonksiyonlarımın büyük bir bölümünü yolculuklara ayırmaya karar verdim. Ancak bu sefer güzel anıların olduğu bölümlere yolculuk etmeye karar verdim. Zordu aslında bütün acıların arasından sıyrılarak geçmişe yol almak. Kor demirlerle yaraları dağamak gerekiyor ama bu sefer bunları anlatmak istemiyorum.

Geçmişte hangi yolda yürüsem, kimi görsem yüzüm gülümsedi. Ve bu sefer herkesi orda bıraktım, mutlu olduğum zamanlarda. Böylece birçok kişiye olan öfkem azaldı daha doğrusu umursamamaya başladım. Ancak geçmişten bugüne gelen ve devam eden bir yol vardı. Uzaklarda da olsak beraber yürüdüğüm, yıllar geçsede sesini duyduğumda sevindiğim birisiyle birlikte yürüdüğümüz bir yol vardı. Hayatlarımızdan çekip giden onca insana inat, birçok yol ayrımından sonra hayata inat ayrılmadığım çok özel bir insanla birlikte yürüdüğümüz bir yol.

Görüşümü ortadan ikiye bölüp bir tarafa geçmişi ve diğer tarafa ise şimdiyi yerleştiriyorum. Büyük bir olay benim için, bu ölçüde yüzleşmelere alışık değilim ben. Sonrasında işin zor tarafı yani iki resmi üst üste yerleştirmek kalıyor. Bir çok sahnede başaramadım bu da canımı yaktı. Ya geçmişte dost dediğim insanlar şimdide yoktu yada insanların konumları çok farklıydı. Birkaç dostum var hep yanımda olan, değişmeyen. Zaten onlarla yollarımız hiç ayrı düşmedi. Diğer tarafta ise o kadar özel bir insan varki geçmişe ne zaman dönüp baksam karşıma ilk o çıkıyor. Ne zaman onu görsem, mutlu oluyorum, gülümsüyorum. Şimdi de ise aynı kalıyor.

Aynı eski günlerde olduğu gibi! Aynı eski günlerdeki gibi..

Teşekkürler dostlarım, teşekkürler Karin*. İyiki varsınız ve iyiki benimlesiniz ;)

*Neden herkesin bildiği ismini kullamadığıma gelince sadece bize özel olsun istedim. Sonuçta Karin kimliğini en iyi ben bilirim =))

Windows 7, Issız Adam


Zor ve sinir katsayılarımla oynayan bir hafta geçirdikten sonra nispetende rahatlamış olarak tekrardan buradayım. Bu sefer iki konudan bahsetmek istiyorum birincisi Windows7 beta sürümünü test etme denemelerim, diğeri de Issız adam. Herkes Issız Adama dair birşeyler yazdı, benim neyim eksik modundayım.

1)Windows 7_ Öncelikli olarak biraz sistemden bahsetmem gerekir. Windowstaki arkadaşlar büyük bir zeka örneği göstererek işletim sistemindeki bütün görsel olayları ekran kartına yüklemişler. Bu sayede Vistada gördüğümüz efektlerin çok daha fazlasını, çok daha hızlı ve çok daha güzel bir şekilde görüyoruz. Bunun sebebi de daha önce belirttiğim gibi görsel olayların ekran kartı üzerinden yürütülmesi ve bu sayede geriye kalan işlemlerde işlemcinin sıkışmaması. Şöyle söyleyebilirim ki Windows7, Xp den daha hızlı. Bu da Vistadan gelen yoğun eleştirilerin dikkate alındığını gösteriyor. Ayrıca bir çok kullanım kolaylığı eklenmiş, örneğin; bir pencereyi tutup ekranın en üstüne getirdiğimizde o pencere ekranı kaplamış oluyor ve yine aynı şekilde aşağıya doğru çekerek eski haline getirebiliyoruz. Açılış ve kapanış çok hızlı, temaları istediğimiz gibi değiştirebiliyoruz ki buna başlat çubuğunun rengi de dahil. Çok güzel bir sürücü listesi var, eğer yakın yıllar içerisinde alınmış yeni bir bilgisayarınız var ise size herhangi bir sürücü yükleme gereksinimi bırakmıyor. Ancak benim gibi eski bir bilgisayarınız var ise bir ıztıraba dönüşebiliyor, çünkü eski yazılımların bazılarını çalıştırmıyor. Ayrıca görsellikten üst düzeyde faydalanmak istiyorsanız, 128mb lık bir ekran kartı gerekiyor en az olarak. Bu sebeple bu bilgisayarda ben çıldırdım. Hatta birkaç kere uzun ve yaratıcı küfürler ederek silip tekrar çektim. Ayrıca bi diskte XP kalsın, diğerine 7 çekeyim dediğimde yine başarısız oldum. Bu arada XP cd mi kaybettiğimden dolayıdır ki bolca sinir krizi geçirdim. Fakat diğer bilgisayarlarda denediğimizde gördük ki Microsoft bu sefer gerçekten çok iyi bir iş çıkarmış. Xp den daha hızlı ve görseli Vistadan daha güzel olan bir işletim sistemi geliyor =))

2) Issız Adam: Yine popüler olan şeylere olan tavrımdan dolayı uzunca bir süre izlemedim. Geçen gün izlediğimde ise benimde söyleyeceklerim var dedim. İlk saat oldukça normal, vasatın biraz üstünde bir filmdi son 25 dakika haricinde. Ben Alperin neden bu şekilde yaşadığına dair ipuçları görmek istedim filmde ve karakterlerin geçmişlerine ait biraz daha fazla ipuçları. Alper büyük ihtimalle yediği çok büyük bir kazıktan sonra bir süre oturamamış ve hayata bakış açısı da bu şekilde değişmiştir. Ancak sadece birkaç saniye içerisinde bile olsa anlatılması gerekirdi. Ada karakterine geldiğimizde ise yelkenleri fazla hızlı indirdiğini görüyoruz, canı yanmış birisi aynı hataya bu kadar hızlı düşmez diye düşünüyorum. Bu arada hikaye akmaktadır, Ada ve Alper birlikte yaşamaya başlarlar, annesi gelir, Adayı sever, kızım der, ada 3-4 gün boyunca dükkan açmaz ve meşhur ayrılma sahnesi. Özellikle yola indiklerinde Alper'in açıklamalarına Ada'nın verdiği tepki! Beni gerçekten en çok etkileyen bölümlerdeb birisiydi, hele aynı içtenlikte benimle mutlu olamazsın dediğim zamanları hatırladığımda. Bu noktada geçmişimle ringe çıktık, benim elim kolum bağlı. Geçmişim sağolsun tabiri caizse ağzıma sıçtı. Benim için filmde bu noktada başladı. Ayrılık sahneleri çok etkileyiciydi hele benzer sahneleri kafamda canlandırmamdan bir gece sonra izlemem daha acıtıcıydı. Sanki bungi- camping yaparken ipim kesilmiş bende kafa üstü düşüyormuşum gibi geldi. Bu arada Atlas pasajında karşılaşma sahnesi başladı. İç sesler harikaydı, Ada kısa saçlı daha bi hoş olmuştu. Bu sırada filme veya kimin ne yaptığına çok dikkat edemedim doğrusu, çok da umursamadım. Ben içsel çatışmalarımdayken film bitti. Objektif olarak düşündüğümde benzer deneyimler yaşamamış birisi için güzel bir film olamayabilir. Zaten bu filmden zevk almamı da sağolsun hatıralarım sağladı, onlar olmasa ben ne yapardım. Evet ıssız adam üzerine yazı da yazdığıma göre bu günlük bu kadar.

Hadi sağlıcakla kalın..

Find Us On Facebook