...

...

Sensiz geçen günler beni sona yaklaştırıyor sevgili. Ne kadar uzağımdaysan o kadar da hızlı akıyor zaman. Hayaline dokunabildiğim günler çok uzağımda artık ve ben sürükleniyorum karanlığa doğru.

Yazmak anlamsız geliyor bu yüzden seni yaşayamadıktan sonra!

Sensiz geçen günler beni ölüme yaklaştıyor sevgili.

Sensiz geçen günler beni...

Sensiz geçen günler...

Sensiz...

Oğuz kanunları (Murphy halt etmiş ={ )


Dün gece düşünürken hayatla ilgili oluşturduğum kanunlar aklıma geldi Murphy yapıyorsa bende yaparım demiştim bi ara =))

1) Eğer trafikte otomobiliniz ile yolculuk yaparken sadece sizin bulunduğunuz şeritte trafik duruyorsa bu tamamen sizin o şeritte fazlalık olmanızdan kaynaklanır. Şöyle ki her şeridin belirli bir araş kapasitesi vardır. Atıyorum 400 metre içerisinde 43 araç. Siz tıkanmış olan bir şeritten balka birisine geçtiğinizde bu şeritte tıkanıyorsa eğer siz o şeritte bulunan 44. araçsınızdır. Yani siz o şeritte fazlalıksınızdır. Diyebilirsiniz ki fazlalık olduğuma nasıl karar veriyor trafik eh bu kuralı öğrendiğinize göre hep fazlalık olarak kalacaksınız.

2) Diyelim ki üniversite bi dersin finalindesiniz ve bütün hazırlıklar tamam. 1/8 oranında küçültülmüş kopyalar cepte ve siz hazır hissediyorsunuz ama bütün gözetmenler sizi takip ediyor durmaksızın. Arka taraflarda ise arkadaşlarınız bağıra çağıra kopya çekiyor fakat kimsenin umurunda değil. Şimdi bu olayın sebebi tamamen gözetmenlerin size baktığına inandığınızdan dolayı beyin gücünüzle bunun gerçek olmasını sağlamaktır. Düşünün ki beyin başka neler yapabilir. Diyeceksiniz ki arkadaki arkadaşlar nasıl görünmüyorlar? Çünkü onlar kopya çekmeyi refleks haline getirmişler, sakız çiğnemek gibi mesela. Kendileri bile kopya çektiklerinin farkında değiller, doğal olarak bu beyinde farklı şeylere konsantre olduğu için asistanlar onları fark etmiyor.

3) Bir gün istiklale gitmişsinizdir efendim, işte güzel giyinilmiş karizma tavan yapmış ama kızlar size hiç bakmıyor(bu erkekler için geçerli bir kural kusura bakmayın bayanlar). Ve inanın ki size bakmayacaklardır eğer kız arkadaşınız yok ise. Kız arkadaşınızın yanınızda olmasına gerek yoktur. Kadınlar bir erkeğin sevgilisi olup olmadığını çok rahat anlayabilmektedir (nasıl olduğu konusunda çalışmalara devam ediyoruz). Eğer kız arkadaşınız var ise size bakılır çünkü kız arkadaşı olan erkek güzel erkektir gibi bir fikir oluşuor bilinç altlarında. O kapılmıştır demekki onda iş vardır ve sana bakılır. Bir gün geçer ayrılırsın nasıl olsa sana bakılıyor diye İstiklale gidersin, kimsenin umurunda değilsindir. (Hala teori halinde AR-GE bölümümüz üzerinde kafa patlatıyordur. İşin özeti kız arkadaşı olan erkekler daha çekici gözüküyor bayanlara.

4) Eğer daha önce hiç gitmediğiniz bir yere gitmişseniz ve bir süreliğine yönünüzü şaşırmışsanız (kısaca kaybolduysanız) eğer yolu bulmak için sakın ama sakın oradaki insanlara sormayın. Çünkü onlar sizin kaybolduğunuzun farkındadırlar ve sizin hızlı bir biçimde istediğiniz yere gitmenizi istemezler. Biri size solda der diğeri sağda, işte biri 300m ilerle der diğeri 500m geride. Bunun için yapılması gereken şey asla kaybolmamaktır yani her nerede olursanız olun kullanabileceğiniz bir yol tayin edin kendinize. Mesela "camiyi geç ve sola dön" siz camiyi geçtikten sonra sola dönerseniz eğer artık kaybolmamışsınızdır. Mantık çok basit insanlara kaybolmadığınızı göstermek için bildiğiniz (aslında bilmediğiniz) bir yere gidersiniz ve adresi tekrar sorarsınız. Bu sefer alacağınız cevap sizi yanıltmaz. Bu sebepten dolayı asla kaybolmayız ;)

5) Bir ürün satarken cool olun. Mesela sahibinden.com da bir şeyler satıyorsunuz ve birileri sizi arıyor. Burada önemli olan şey arıyana ihtiyacınız olmadığını hissettirmektir. Aslında o adamın sattığınız ürünü almasına ihtiyacınız vardır ama bunu hissettirmemeniz gerekir. Aksi halde alacağı varsa bile almak. İşin özeti şudur ki müşteriye emek sarf etme imkanı tanımaktır. Eğer size satmak için emek sarf ederseniz olmaz. Bakınız teknosa, media market gibi yerlere ordaki elemanlar sizi umursamaz bile, Cool görünürler. Her zaman işe yarar özellikle elektronik eşyalarda. Çok önemli bir kuraldır, uygularsanız siz kazanırsınız.

Evet efendim şimdilik bu kadar ilerleyen zamanlarda devam edebilmeyi umuyoruz (asla büyük konuşma).Unutmayın hayatın kuralları vardır ve bunları öğrenmek size bir adım öne geçme fırsatı tanır. İyi günler dileriz =))
yeni müzik grupları

yeni müzik grupları

Birazda yeni keşfettiğim gruplardan bahsetmek istiyorum. Bu sefer gerçekten çok başarılı progressive metal yapan gruplar keşfettim. Özellikle birkaç tanesi beni çok etkiledi.

Eldritch: Bu arkadaşlar İtalyan progresif metal gurubu oluşturmuşlar. yeni müzik grupları arasında beni en çok etkileyen oldular. Vokalin sesi çok güzel, hüzün ve öfkeyi aynı ayda hissettirebiliyor. Bunun haricinde bas ve elektroları çok güzel zaten müzikleri de bunların üzerine inşa edilmiş davul biraz daha geri planda kalıyor. Her ne olursa olsun oldukça farklılar, alışılmışın ötesindeler ve bu bana çok keyif verdi. Portrait pf the abyss with in albümlerini dinledim ve çok keyif aldım.
http://www.eldritchweb.com/Band.asp

Communic: Norveçli bir prog metal grubu. Şimdiye kadar iki albüm çıkarmışlar. İlkini pek beğenmemiştim ama bu daha güzel olmuş. Rtimleri sert ve etkileyici, davul gerçekten başarılı bir biçimde kullanılmış. Vokal hem temiz, hemde daha kirli bir ses tonuna bürünebiliyor. Payment Of Existenc albümünü dinledim zaten ikinci albümleri =)) ve keyif aldım.
http://www.communic.org/
http://www.ktunnel.com/index.php/1010110A/bd64e0836e848897e87f31351df1616ab71b13c40212035a16c948328ea332338a2b9c21e1a1848d3b67d7268204ac9cd56593e64273ede051720a9717c7269e81540ebd70cf70f1278354c67a1f03831e66e8afa5d915abc8325db22348e27c36e55013737854e1278785c86476774d8c15792

Stream Of Passion: Arjen Lucassen abimizin müzik dünyasına katkılarından birisidir. Human Equation albümünde dinlediğimiz ve hayran kaldığımız Marcelo Bovio ablamızın baş rollerini üstlendiği prog, gotic metal grubudur. Ayreon dan Arjen abimizden gelen prog altyapısının üzerine gotik inşa edilmiş. Başlarda Epicayı andırsa da biraz dinleyince farkları görebiliyoruz. Daha az senfonik ve daha fazla gotik elbette prog da var içinde. Güzel bir karışım hele Marcelo ablamızın harika sesi de katılınca çok keyifli oluyor. Hala dinlemediyseniz ne yapayım ben =)) Arjen abimiz net üzerinden grup elamlanları toparlamış ve bu albüm bu şekilde oluşmuş. Abimizin eline sağlık valla. Flame within isimli dördüncü albümlerini dinledim diğerlerini de dinleyeceğim en kısa zamanda.
http://www.lastfm.com.tr/music/Stream+of+Passion

Vanishing Point: Semfonik power, Progressive yapan gurup Avusturalya dan çıkmışlar. Keyifli bir müzikleri var dinlerken sıkılmıyorsunuz. Rtimler ve vokaller çok başarılı. Bazı yerlerde şaşırtıyorlar sizi, geçişler çok. başarılı. Yazmaktan yorulmazsaydım daha fazla yazabilirdim ama çok yoruldum. Çok başarılı bir grup mutlaka dinleyin.
http://www.ktunnel.com/index.php/1010110A/239885f100a3471502868f328eac60391d8f479809c7295ae876e77115990?feature=moby&search_query=The+Fourth+Season+metal&search_type=#
http://en.wikipedia.org/wiki/Vanishing_Point_%28band%29
http://www.vanishing-point.com.au/

Eternal Reign: Alman prog metal grubu. Şimdiye kadar iki albümleri çıkmış. Ben Forbidden Path isimli albümlerini dinledim. Her şarkısını beğenmesemde favorilerim arasına girebilecek bir kaç parçaları vardı. Güzeldi, çok güzel değildi ama güzeldi. tavsiye ederim.
http://www.lastfm.com.tr/music/Eternal+Reign

Dali's Dilemma:
California'nın kumsallarından çıkmış bir grup haklarında pek bir bilgiye ulaşamadım. Bir tek albümleri yayınlanmış 1999 da ve sonrasında hiçbir haber alınamamış. Albümlerini dinledikten sonra daha yeni albümlerini de dinlemek istedim ve ilerlemelerini görmek. Olmadı ama kısmet değilmiş diyelim. Zaten çok da güzel değillerdi :P Dinlenebilir pişman olmazsınız.
http://www.magnacarta.net/artists/dali.html
http://www.ktunnel.com/index.php/1010110A/bd64e0836e848897e87f31351df1616ab71b13c40212035a16c948328ed9120f8815f03adfdda8fc15792

garipsin hayat, garipsin işte


Hayatın garip, saçma sapan olduğu konusunda hem fikir olduk sanırım defalara tekrarladıktan sonra. Bazı olaylar oluyor ki etrafımda tekrarlamak istedim sadece. Hayat garip ve şerefsiz. Şimdi bunları yazdım ya kesin güzel bi iki birşey olacakmış gibi gözükür tam derin bir "ohh" çekecekken tekrar eskiye dönülür. Hep böyle olur en azından ben hep böyle gördüm, büyük ihtimalle sizde de benzerleri olmuştur. Bir önceki yazımda kabullenmek demiştim ya evet hayatı bu şekilde kabullendim. Ancak bu yükselişler ve alçalışlar arasında geçen bir zaman dilimi vardır. 3 ay, 5 ay, 2 hafta.. eskiden bir zaman dilimi vardı ama şimdi aynı gün içerisinde hem yükselip hem alçalabiliyor hayat. Bir bakıyorsun fırtına kopmuş, her yer sular altında bir bakmışsın güneş açmış. Hayır, işin garip kısmı ise o arada güneş açsa bile fırtınanın sebep olduğu hasarı gideremiyor. Her yer yine sular altında. Diyeceksin ki hayat böyle veya herkesin hayatı aynı şekilde. Evet biliyorum zaten bu yüzden hayatı garip olarak adlandırmam. Bıraksa herkes mutlu mesut yaşasa, ohh ne güzel ya. Dert yok, sıkıntı yok, hastalık yok, anlamsız sevgili tripleri yok, gereksiz oyunlar yok daha güzel olmaz mıydı şimdi.Açık konuşalım hadi hayatın veya kaderin veya alın yazısının bu yaptıkları adilik değil mi. Şimdi ben O na ulaşamadam ölürsem hayatın bundan kazancı ne olabilir "ahaha oğuz da yalnız öldü, yaşasın kötülük mü" diyecek. Saçma ve gereksiz bu tavırlar. Bak hayat sana sesleniyorum, aklını başına al...

Ne diyorum ben ya, sıkılıyorum işte affedin ama hepsi hayatın suçu. Bir ara bizim çocuklarla ağzını burnunu dağıtcaz onun da sabrediyoruz. Şimdi salaktır, şerefsizdir falan ama özünde iyi çocuktur. Bakalım ne zaman akıllanacak da ne zaman adilik yapmaktan vaz geçecek. Sabırla bekliyoruz!
...

...

Hayatın bana en önemli öğretisi "kabullenmek" oldu. Her ne olursa olsun, ne kadar kötü şeyleri peşinde sürüklese de eğer değiştiremiyorsam kabullenmeyi öğrendim. Sadece yokluğunu kabullenemiyorum ve bu düşünceyi kabul etmediğim için yaşıyorum. Sensizlik ölüm! Neden kabul edeyim ki, kusura bakma hayat...
hayat evren ve herşey =42

hayat evren ve herşey =42

Yazmaya başladığım ve sildiklerim dahil 6. paragraf olcak bu. Neden mi sildim çünkü anlattıklarım asıl anlatmak istediklerim değildi. Peki neydi o zaman anlatmak istediklerim şu aşamada ben de onu ararştırmaktayım. Gerçekten ben bu satırlarda ne anlatmalıyım, neleri size aktarıp neleri kendimde bırakmalıyım. Neleri kendimden bile çıkarmalıyım ki bir daha aklıma takılmasınlar, bir daha saplanmasınlar bedenime, kanatmasınlar (kanatma konusunda kendime yeterli olduğumu düşünüyorum bu sebeple başkasına gereksinim duymuyorum). Hayat kendi bildiği yoldan devam ediyor eh ne kadar değiştirmeye çabalasak da olmuyor. Bunu hem iyi hem de kötü anlamda söylüyorum çünkü sonuçlar hem iyi hem de kötü olabiliyor her zaman. Bilemiyoruz işte. Hala ne anlatacağıma karar veremedim. Önceki 5 paragrafta yeni işimden, dayımın düğününden, fotoğraf makinamı ve bütün ekipmanlarını satılığa çıkardığımdan ve sahibinden den gelen komik tekliflerden, en uzun kısa hikayemi bilgisayarıma geçirme fırsatı bulamadığımdan ve "O"ndan bahsedecektim ama söylediğim gibi hepsini sildim. Tamam acımasızım bu konuda kabul ediyorum oysa çok keyifli anlatılarım olabilirdi. Hatta sahibinden de gelen teklifleri açıkladığımda gülebileceğinizi de düşünmekteyim ama başka zamana artık. Zaten fazla bir vaktim yok iş güç işte. Ben fırsat buldukça yazarım yine tabi neden keyifsiz olduğumu sorabilirsiniz, bunu bende bilmiyorum. Kendime itiraf etmem gereken bir şeyler varmış gibi ama onların ne olduklarını bilmiyorum veya bilmek istemiyorum. Başka bir ihtimal çok sevgili Sigma 105mm Macro objektifimi sattığım için kendimi eksik hissediyorum (beraber uyuduk biz :(. )
...

Bunlar dün yazmaya başladığım yazımdı fakat elektrikler ve kesildi ve gitti (taslaklara kaydetmiş tabi bloggerım zeki olduğu kurnazda ve kaydetmiş çaktırmadan, kim bilir hangi hain amaçlar için kaydediyordu ama neyse sonuçta yazım kaybolmadı. Bu şekilde 7. paragrafı yazmış oluyorum güzel tabi bunlar. Dün gece bütün yorgunluğuma rağmen üşenmedim ve hikayemi bilgisayara geçirme işlemini bitirdim. Şimdi sırada başka bir hikayenin kurgu kısmını tamamlamak kalıyor bakalım neler çıkacak bu arada çalışmaya devam ediyorum. Gariptir ki aslında özlememem gereken birisini özlediğimi fark ediyorum, canımı sıkıyor hatta kafamı allak bullak ediyor doğrusu. Neyse bir süre sonra atlatırım bunu da, kendime gelir ve satırların soğuk dotluğuna geri dönerim. Ne yapayım benim yaşama biçimim de bu, kurgulayarak yazarak yaşıyorum. Ayrıca başka birisini de aramak istiyorum sanırım öykülerini özledim onun eh yıllardır okumuyorum tabi normaldir. Bunların haricinde başka neler oluyor derseniz hayatım sahibinden.com dan gelen telefonları ve iş yerindeki telefonları açıp kapatarak geçiyor. Gariptir insan mutlu oluyor aranıyorum diye en azından bu şekilde kendini kandırıyor. Çünkü gecenin bi köründe "şey sizde Nikon 55mm f1.8 objektif varmış" diye gelen bir arama insanı uykusundan kaldırırsa gerçekten sinirlerini bozabiliyor. İnanın bana çok kötü bir durum bu, neyse bir iki gelen mesajla bitireyim. Malum zaman dar, iş yoğun. Bide son olarak Riverside Conceiving You dinleyin mükemmel bir şarkı, blogumun müzik çalarında var =))

"merhaba 350 milyona bırakın alayın birtanesini bir aylık işsizlik maaşım okadar :)" sb-800 flaş için koyduğum fiyat 375 en ucuz ikinci el 425. başka bir tanesi "300 milyon peşin verebilirim öğrenci ve işsiz olmamı göz önüne al lütfen ;)" bide sevimli gözükmek için smile koymuş saygı duydum.

bu seferki en güzellerinden birisi 2 SB-800 e karşılık bakın neler önermiş "selam arkadaşım benimle takas yapmak istermisiniz ben fotoğrafla ilgilendiğim için nikon kulanıyorum acilen flasha ihtiyacım var sana elektro gitar zoom 606 15xa anfi ,2jack kablo ve gereçleri ,puma futbol topunu vericem fotoğraflara bakabilirsin şuanki istediğim fiyat 550 ama seninkisi bana uygun istersen takas edebilirz bana haber verirssen çok memnun olurum kardeşim" top puma olduğu için kabul etmedim adidas olsa düşünürdüm belki. bide mesajın her tarfı ofsayt fotoğrafla ilgilenmese canon mu kullancaktı diye sordum kendime, bide elektro çalarken kaç top sektiriyor diye...

şimdilik bu kadar bide telefon görüşmeleri var tabi anlatmaya ömür yetmez bu yüzden anlatmıyorum. ömrümü başka işlere saklayacağım :D

hadi sağlıcakla kalın

Uygur Türkleri, bu görüntüler tarihe geçer

sanırım çok fazla söze gerek yok ne dersiniz? detaylara girmeyeceğim aslında gerek de yok. fotoğraf herşeyi anlatıyor bence.
yer: çin
taraflar: çin ordusu ve Uygur Türk leri


kaynak : http://zaman.com.tr/haber.do?haberno=867219&title=bir-orduya-karsi-tek-basina-bu-goruntu-tarihe-gecer

daha detaylı bilgi:
http://www.milliyet.com.tr/Dunya/SonDakika.aspx?aType=SonDakika&ArticleID=1115433&Date=08.07.2009&b=Cin%20Sincanda%20idamlara%20hazirlaniyor&KategoriID=19&PAGE=2

Find Us On Facebook