yeni isim...

yeni isim...

Dreaming yani rüyalarla blogumun içeriğinin pek uyuşmadığını düşünüyordum. Elbette isterdim sizlere daha güzel yaşamlar, yüksek sesli, bol kahkahalı gülümsemeler anlatmayı ama olmadı. Bu sebeple bir isim değişikliğine gitme kararı aldım ve elbette bu isme uygun bir zamanlar tasarladığım bir resim. Belki daha güzel olur, belki de olmaz. Ancak bunları sadece zaman gösterecek. Uzun lafın kısası rüyaların muhteşemliğini anlatana kadar bu ismi kullanacağım.

Saygılar, hürmetler...
Ne mübarek şeysin be Bayram :D

Ne mübarek şeysin be Bayram :D

Şimdi bir bayram nasıl daha güzel olur bilemiyorum valla. Hani çok sevdiğin insanlarla vakit geçirmenin, baklava+çikolata+şeker üçlemesi ile salgıladığın endorfinin yanında gezdiğin yerler, içtiğin nargileler bile çok güzel bir bayram geçirmene yetiyor. Ancak son 3 de en az bunlar kadar önemli olaylar oldu. Sonata Arctica The Days of Grays isimli mükemmel albümünü çıkardı, cidden tekrardan dinlemek harika geldi. Sonraki gün Ensiferum un From Afar albümü buldum o da çok yeni sürülmüş piyasaya, Viking Metal de en çok sevdiğim gruptur Ensiferum. Son olarak da Kamelot yeni bir karma albüm piyasaya sürmüş, eski albümlerin bazı özel versiyonlarındaki bonus şarkıları derlemişler harika bir karma olmuş Myths & Legends Of Kamelot ismindeki albümleri. Ayrıca yakın zamanda yeni albümleri de gelecekmiş. Şimdi sorarım size sevgili okuyucum daha başka ne isterki insan :D

Bu arada bütün albümleri çok terbiyesiz bir şekilde mininovaya eklemişler valla olmaz dedim böyle şey, yazık adamlara. Eğer sizde benim gibi bu olaya tepkinizi göstermek istiyorsanız Mininova.com sitesine bir göz atabilirsiniz. ;)
Bayramınız Mübarek Olsun =)))

Bayramınız Mübarek Olsun =)))

Herkesin Ramazan bayramı mübarek olsun. Dilerim her şey sizin için en güzeliyle olur, yaşadığınız her anın tadını çıkardığınız, mutluluklarla dolu bir bayram geçirmeniz dileklerimle. =))

not: Ramazan bayramına şeker bayramı diyerek onun anlamını ve önemini azaltamaya çalışanları da bu vesile ile kınayıp, toplumumuzun değiştirilmeye çalışılan değerlerine dair ufak bir hatırlatma yapayım...

Ruhunu Şeytana Sat Hayatın Kurtulsun, Turizm, İthalat, İhracat, Otomotiv LTD ŞTİ.. Kendini bütün istediklerinin gerçek olmasına hazırla :D


Bugün bambaşka bir konudan bahsedeceğim sizlere. Geçenlerde düşünüyordum ruhumu Mephistoya satsam ne kadar kazanırım diye bugünde bu kurguyu biraz geliştirdim ve paylaşmak istedim. Hikayeyi hepiniz biliyorsunuz zaten baş şeytan Mephisto yardıma muhtaç, düşkün insanları dolaşıp istedikleri herşey karşılığıda ruhlarını alıyormuş. Anlaşmayı kabul edenler bu dünyada zenginlikler için şu Adriana Lima senin, bu Eva Mendez benim takılıyormuş. Hani böyle takılan insanları gördüğümüze göre ve hayatlarımızı kıyasladığımızda neden olmasın diyor insan. Life for rent dinliyordum az önce Dido bacıdan, kiralık yaşamlar, satılık ruhlar falan derken bu yazıyı yazmaya karar verdim.

Düşünün ki ben yine herşey kötü, hayat kötü, kızlar kötü içerim ben bu akşam modlarımdan birisindeyken Mephiso amca siyah takım elbisesi elinde gümüş saplı bastonuyla gelsin. Anlatsın işte olayları ruhları topluyorum, sat bana ben de seni çok zengin yapayım, bütün düşlerine kavuşursun falan filan... Vaatleri güzel ama daha güzel bir boyutu var aslında olayın. Mephisto ya bu işin masrafı ne kadar, ruh başına kaç papel kalıyor diye sorarım ben. Çünkü Türküm ve gelecekte bilirkişi amcalardan birisi olmak gibi bir amacım var. Büyük ihtimalle şaşırır veya benim gibi binlerce Türk ile anlaşma yapmıştır alışıktır böyle muhabbetlere. Vereceği tepki ne olursa olsun onu kafalamaya çabalarım mesela. "Abi bak şimdi sen bu işten ne kadar kazanıyorsun? Çünkü ben daha fazla kazanmanın yollarını biliyorum!" burada abi gibi samimi ifadeleri kullanarak amacım ortamı yumuşatmak. Hepimiz biliyoruz ki aslında o kediye bile zarar veremez, hep hayat onu bu yollara itti. "Bak şimdi yaptığın iş toplumun hayrına! Yardıma muhtaçlara yardım ediyorsun sonra ekonomiye verdiğin destek tartışılmaz. Ancak yöntemlerin eski, bak ben bu işin okulunu okudum" işte kilit cümle budur, ben bu işin okulunu okudum! Hani sen baş şeytansın, milyonlarca yıldır bu işi yapıyorsun ama cahilsin, ben bu işin okulunu okudum senden daha fazla biliyorum :D

Diyalog bu şekilde devam eder büyük ihtimalle "Senin milyonlarca yıla dayanan tecrüben var benim de ise bu farklı bakış açılarım. Gel bu ikisini birleştirelim, hem sen kazan hem ben kazanayım." işte amacımı bu noktada belli ederim ben, ortaklık istiyorum. Yok öyle ruhumu satayım da her şey benim olsunculuk. Bileğimin hakkıyla kazancam ben onları :D "Bak şimdi sana bir internet sitesi açarız başlangıçta, güzelcene süsleriz. Eski müşterilerinden bir kaçının hayat hikayesini de ekledik mi müşteriler 100 katına çıkar. Hem de sen kapı kapı dolaşmaktan kurtulursun. Bak kaç yaşına geldin artık biraz dinlenmen gerek." işte teklif budur, Bu teklife karşı koymak da zordur hani. Düşünsene Mephisto olsan mesela kapı kapı dolaşmayı mı yoksa oturduğun yerden ruhların sana gelmesini mi tercih edersin. Cevap belli :D

Eğer kabul ederse teklifimi işi nerelere götürürüm bir bakın hele " internet reklamları ile başlarız işe sonra bir kaç gazeteye ve televizyona bir kaçar milyon dolar aktardık mı reklamlarımız dakka başı televizyonda olur. Sonra internet sitesinde sözleşme koyarım bir tane, hemen tek tık ile ruh alımı şeklinde. Bir sonraki aşamada sms ile ruh alımı var ki çok mükemmel. Ruhumu satmak istiyorum yazıp 1313 e mesaj atarsın sözleşme gelir sonra evet yazıp 6666 ya attın mı olay bitmiştir." İdda ediyorum çok kısa bir sürede milyarlarca ruhumuz olur. Sonuçta ben bu işin okulunu okudum, eh kafamızda çalışır bu işlere :D Mephistonun bile Global dünyaya ayak uydurması lazım, vahşi kapitalizmi kullanmalıyız. Sonra "Titan saadet zinciri" kıvamında bir örgütlenme de olabilir bir tane "Call Center" atarız biraç zebaniyi oraya. Sektör inanılmaz büyük, bak Mephisto buradan sana sesleniyorum.. Bunların hepsi yaparım ama kazancım %30 olur :D

sensizliği betimlemek

sensizliği betimlemek

Gün gelecek ve beni seni bulduğumda sana sensizliği anlatmam gerekecek. Umudum zayıf ama hala var o güne dair. Gerçeklik her ne kadar sana dair umutlarımı almaya çabalasa da, başaramıyor. O gün ben sana ne anlatabilirimi düşünüyorum uzun zamandır. Kötü olan herşeyi sıralayıp sensizlik böyle demek gerekiyor. Yeterli değil ancak, sensizlik anlatılabilecek kadar basit değil. Bir karanlık düşün zifiri de, hiç bir şey yok içinde. Sensizlik böyle benim için ve o karanlığın ucunda bir ışık. O da sensin. Oraya gidebilir miyim? Karanlığı aşmam kaç ömür sürer? O ışık gerçek mi? Ben gerçek miyim senin karşında? Sen şu evrende güzel olan her şeysin, o halde sensizlik güzel olan herşeyden mahrum olmaktır. Cenneti görüp cehennemde yaşamaktır belki bir ömür boyu. Düşünsene yazdığım onca satır sadece gelecekte sana sensizliği betimleyebilmek için. Düşünsene rüyalarda sana rastlamam imkansız gibi gözükse de hala gözlerini düşünerek gidiyorum rüyalar diyalarına. Zaten başka bir sebep yok, sende olmasan uyumazdım. Rüya görmezdim asla, sensiz cennet cehennem bana. İhtimalsiz bir yok oluş benim yaşadığım, kabullenmem gereken ama yapamadığım. Cümleler, öyküler, kitaplar yazdım hala anlatamıyorum. Ne güzelmiş sensizlik!

Hayat ve Öğrettikleri

Bir çok şey anlattım burada, bir çok farklı konudan bahsettim. Keh gülüp keh ağladık diyemeyeceğim çünkü biliyorum ki ikisi de olmadı. Olmasın sorun değil aslında daha önce de yazmıştım kimse okumasa bile sorun değil.

Neyse anlatmak istediğim şey farklı bu akşam. Hep bahsettim hayat güzel bir öğretmendir diye ve bahsetmeye devam edeceğim. Bir çok farklı konuda bir çok ders verir hayat. Acılar çekilir, gözyaşları dökülür veya eğlenilir, mutlu olunur! Bütün bu süreçte hayatın bir tek amacı vardır o da ders vermektir, öğretmek için vardır hayat. Hepimiz de bu süreçte bir şeyler öğreniriz gerçekten. Aslında bu noktada önemli olan hayatın derslerinden çıkarılabilecek sonuçların sayısıdır, ki ben sonsuz ihtimale eşit olabileceğine inanıyorum. Mesela ateşle oynarken elimiz yanarsa bir daha ateşle oynamama sonucuna ulaşabiliriz veya ateşle oynarken elini yakma veya elinin yanması ne kadar da eğlenceliymiş! Mesela sevgilimiz ile ayrıldıktan sonra ilişkilere olan güvenimiz sarsılabilir, ilişkilerden kaçabiliriz veya ben çektim karşı cins de çekecek diye daha gaddar bir tutum sergileyebiliriz. Bunların hepsi hayattan neler öğrendiğimizle alakalıdır veya onun anlattıklarından hangilerini anladığımızla. Çünkü hayat hepsini birden anlatır bize biz hangisini anlarsak onu öğreniriz. O zaman önemli olan bizim hayattan neleri alabildiğimizdir ve yaşamımız da bu yolla şekillenir. Bu sebepten dolayı hayatı suçlamak mantıksızdır çünkü olan olayların büyük bölümü bizim sorumluluğumuzdadır -tedavisi olmayan hastalıklar ve doğal afetler ve kontrol edemediğimiz olaylar, savaşlar gibi.


Gelelim en eğlenceli bölüme, biz neler öğrendik hayatın çok yönlü derslerinden? Mesela ben 2 yıla yakın bir süredir bir ilişkiye girmedim. Giremedim olayı değil bu, girmedim çünkü ilişkilere bakış açımda onun nitelikleri eşik değeri oldu. Bu sebeple güzel, tatlı ve biraz umutsuz bir yalnızlık yaşıyorum. Arada dönüp ona, yaşadıklarımıza bakıyorum ve çok güzel gözüküyor bana. Eğer içinde güzellikler yoksa boşu boşuna aşk kavramına tecavüz etmemize de gerek yok. Bu hayatın her anlamında geçerli aslında sahip olduklarımızı, umutlarımızı, inançlarımızı veya düşüncelerimizi boşu boşuna heba etmemeliyiz. Çünkü eksiliyoruz günden güne, eksilen parçalarımızı aslında en önemli olanlar. İşin asıl acı tarafı da biz farkına farınca çok şey olmasıdır. Sonra daha fazla eksiliyoruz ve daha fazla. Bu noktada önemli olan hayattan neler öğrendiğimizdir, o bize her şeyi anlatır.


Diğer bir taraftan da öğrendiklerimizi uygulama şansımızın olup olmaması! Belki de öğrendiğiniz ve doğruluğuna inandığınız bir düşünceyi parçalamak için elinden gelen her şeyi yapıyordur hayat. Belki de bunu öğrendiğimize ne kadar sahip çıktığımızı sınamak için yapıyordur veya sadece daha öncede defalarca söylediğim gibi "şerefsiz" sıfatına uygun davranıyordur. Anlamaya çabalıyorum ama anlamaya çabaladıkça da kaybediyorum kendimi. Belki bir sevgilinin o insanı yaşama bağlayan sarılması moralimi düzeltmeye yeter, belki sadece onun sevgi dolu sesini duymak iyleşmemi sağlayabilir. Bu riski almaya değer mi? Kayıpları göze almaya değer mi? Belki sadece doktorları dinleyip her ne olursa olsun canımı sıkmamalıyım, her ne olursa olsun! Ancak bu aşamada görmezden gelinen bir ömürü kaçırmaya değer mi? Bilmiyorum, bilincim aynı anda bütün düşüncelerle doluyor ve hemen bir an sonrasında ise bom boş oluyor. Yazı yazmam gerekiyor, yarım bir hikayem var fakat bilincim bomboş. Böyle işte sevgili okuyucum, her şey kötü gidiyor diyemem elbette güzelliklere o kadar haksızlık edemem ama kötü giden şeylerin sayısı bir hayli fazla. Hatta çok fazla sanırım bana yeniden hastane yolu gözükecek, ohh mis gibi valla. Özlemişim hemşireleri :P.. (polyannacılığın en üst düzeyi :D )



not: size ailecek hayali dostumuz olan Ragıp ı tanıştırmak istiyorum. Kendisi mükemmel, delikanlı bir kardeşimizdir. Onunla nargile içmeye gittiğimiz zaman çektik bu fotoğrafı :D

Find Us On Facebook