Hayat garip, insanlar garip, sen garipsin, ben garibim!!!




























Hayat garip, insanlar garip, sen garipsin, ben garibim! İnan bana bir çok olayı anlamıyorum, insanlar saçma sapan davranıyor, olaylar anlamsız geliyor ve bütün bunların bütününde mantıklı sebepler arıyorum. Sevgili blogcum bazı olaylar oluyor, inan bana bir ceviz kabuğunu dolduramayacak olaylar ama garip. Şöyle ki eskiden kız arkadaşım olmaya çok yakınlaşmış bir kız -hala hayatımda olması benim hatam sanırım- olası yeni kız arkadaşlarımda tripler atıyor, sorunlar çıkartıyor. İşin garip olan kısmı ise benim ona defarca tekrar deneyelim dememe rağmen oluyor bunlar. İlişki olursa seni kaybederim, bunu istemiyorum diyor ama ben birisiyle özel bir şeyler yaşamaya başladığım sırada bir dünya olay oluyor. Bir kez o üzülmesin diye çok güzel olabilecek bir ilişkiden vazgeçtim ama bu bir daha olamaz. Bütün bu olaylar bir sözü doğruluyor sanırım "eski sevgiliden dost olmaz". Ancak diğer taraftan tekrardan görüşmeye başladığım bir eski sevgilim var. Çok sorunlu bir şekilde bitmişti vaktinde, devenin tellal olduğu zamanlardaydı işte. Onunla çok keyifli sohbetler ediyoruz ki o bile olası ilişkim konusunda destek oluyor. Garip kısmı da bu ya be blog, dostum dediğin insan böyle yapıyor, yakınında olsa boğazını sıkabileceğin birisi ise böyle. Diyeceksin ki niye anlattın bunları, hemen söyleyeyim. İnsanlar gariptir sözümü kanıtlamak için elbette. Hayat gariptir sözü için tekrardan açıklama yapmaya üşeniyorum eğer bu konuda söyleyeceklerimi merak ediyorsan blogumun eski mesajlarına bakabilirsin, hayatın garipliği üzerine onlarca yazı var =))

Bir arkadaşımla konuşurken zaman "nasıl da geçiyor!" tarzı bir cümle kurdum ve Erkin Koray dan Öyle Bir Geçer Zaman ki" dinlemek istedim. Hatıralarda garip! Hatırlarken sadece parça parça sesler, resimler, görüntüler oluyor. Zamanla onlar gidiyor ve hatırlayamıyoruz. Yaşarken çok mutlu olduğumuz bir olay yıllar sonra sadece küçük bir tebessüm olabiliyor. Geçmişte sevdiğimiz birisini hatırladığımızda hiçbir şey hissetmeyebiliyoruz. Garip işte herşey gibi. İnsanların, hayatın, hatıraların neden garip olduğunu açıkladım. Şimdi sırada sen neden garipsin var. Yaptığın iki olay birbiriyle örtüşmüyor, dün sevmediğini bugün sevebiliyorsun. Ne yapacağın kestirilemiyor, kendini anlayamıyorsun ama insanların seni anlamalarını bekliyorsun. Ben neden garibim kalıyor geriye, şu yazdıklarıma, yaşadıklarıma, yaptıklarıma, düşündüklerime bir baksana garibim tabi. Garip kelimesinin Türkçe deki karşılığıyım ben. Bu kadar şey yazdım ama hiçbiri aslında sana anlatmak istediklerim değil. Ne anlatmak istiyorum? Bilmiyor taklidi yapıyorum bu noktada çünkü bildiklerim canımı yakacak ve canım yanarken sen olmayacaksın yanımda. Anlamadın değil mi? Boş ver önemli değil pek. Can yanar, acısı geçer, olanlar unutulur. Hayat böyle işte, garip! Garip işte, garip, garip...

Özel arkadaşlar, Rüstem ler...


Birazda ailemizin farklı bireylerini tanıtmak istedim, herkes için olmasa da benim için çok değerliler ve onlarla geçirdiğim her an çok keyifli. Lafı fazla uzatmadan bu mükemmel dostlarla başbaşa bırakıyorum sizi.,

Öncelikli olarak Ragıp ile başlamak gerekir. Tam ismi Ragıp TheDark. the Dark tamamen Dragonlance okurken gördüğü Dalamar Thedark isimli karakteri kıskandığı için eklenmiştir. Kendisi bizim biricik hayali dostumuz, kardeşimiz, kuzenimiz kısaca her şeyimizdir. Birde Rıfkı var fakat o fotoğraf çektirmeyi sevmediği için ve biz uyurken bütün fotoğraflarını sildiği için, onun fotoğraflarını ekleyemiyoruz.

Şimdi sırada benim çok özel dostlarım olan Rüstem ler var. Herbirini teker teker saymam mümkün olmadığı için birkaç tanesini tanıtarak bu yazıyı bitireceğim.

Karşınızda Peygamber Devesi Rüstem var, kendisi ile geçen pazar çok eğlendik. Her ne kadar fotoğraf çekimi esnasında ön ayaklarındaki dikenleri parmaklarıma saplasa da bir hata yaptı diyerek affettim. Delikanlı bir çocuktu kız arkadaşı ile ayrıldığı için biraz emo modlarındaydı ama yinede düzgün bir çocuk. Sırası ile kolumdaki fotoğrafı ve sonrasında emo gibi gözüktüğü komik fotoğrafı ve Babası Rüstem'in vefat etmeden önceki son fotoğrafı ile bitirmek istiyorum. Baba Rüstem'i çok özlediğimi ve şu anda her neredeyse çok mutlu olmasını dilediğimi belirtmek isterim.



Son olarak Balon rüstem ve Fındık Faresi Rüstemi tanıtarak bu yazıyı da bitireceğim. Herkese iyi günler dilerim, sağlıcakla kalın...



neden...

neden...

ağlarken neden ciğeri acır insanın? neden alevler içerisinde kalır yüreği? kelimeleri kan kokar eğer konuşmayı başarabilirse. cümlelerinde ölü çocuklar saklanır, asla doğmayacak, asla nefes alamayacak. tükenir hayalleri, umutları çocukların. gözyaşlarında doğar o çocuklar, orada büyür ve kuruduklarında ölürler. neden olur bunlar? neden insan ağladığında hayat susar, unutturur her şeyi? bir düşe gider insan, ağladığında olamamışa ağlar, yaşanamamışlara üzülür. asla doğamayacak çocuğunun hatıralarıyla yüzleşir. ağlarken nedeni parçalanır? neden küller içerisinde kalır yüreği? neden pıhtılaşır kelimelerinin yüzeyi? ve neden hep kanar cümleleri? neden?

Duvar



Tenim teninde bir süre boyunca konuk olmuştu. Kaçamak dokunuşlar, masum misafirliklerdi belki sadece. Sanırım bunu asla öğrenemeyeceğim. Aramızdaki mesafe kapanıyordu yavaşça. Bir gün batımında gökyüzü pastel renklerin tümüne birden bulanmıştı. Mükemmel bir an olmalıydı, tüm küçük ayrıntılarıyla birlikte. Aramızda bir duvar vardı ama. İkimizinde ötesine geçemeyeceğimiz, görünmez, sadece hatıralarda olan bir duvar. Arkasına baktığımızda düşlerimizi gördüğümüz. O duvarın iki tarafında da farklı bir yaşam, başka mutluluklar vardı. Geçmişi değiştirdik kendi taraflarımızda ve iki tarafta da tenlerimiz farklı şekillerde birleşti. Asla gerçeği bilemeyeceğiz ve sanırım bunun pek de bir önemi yok. Bir duvarın ardında durup geçmişin hayalleri ile yüzleşeceğiz bir süre daha. Sonra pişmanlıklar da bitecek, biz bilmesek hatırlamasak da aramızda bir duvar olacak ve ne zaman o yöne baksak düşlerle karşılaşacağız eğer başımızı çevirmezsek. Bir duvar var aramızda ve hiçbir zaman ortadan kalkmayacak. acımasız bir gerçeklik ile bölünmüş bir düşe sahip olacağız, her tarafta farklı şekillenmiş olacak. Kimse diğer tarafı bilemeyecek ve bu duvar hakkında başka bir cümle yazılamayacak. Unutup gideceğiz bir gün ama o şeffaf gerçeklik duvarı hep var olacak. Oysa gerçeklikte...

Dark City


Dark City isimli bilimkurgu şaheserini az önce izledim ve bu yazıyı yazmak zorunda hissettim kendimi. Önce biraz filmi tanıtmak istiyorum veya biraz konusundan bahsederim. Aslında ne yazacağımı bilemediğim anlar sadece çok heyecanlandığımda olur ve inanın bana şu anda ne yazacağıma dair en ufak bir fikrim yok. Mükemmel bir hayat eleştirisi yapıyor aslında film, hayatı sistemi, insanları ve hatta gerçekleri harika bir şekilde eleştiriyor. Büyük bir hayal gücüne tanıklık ediyyorsunuz 2 saat boyunca, olaylar kavramlar ve kullanılan bütün metaforlar tam yerinde Size konusundan behsetmek istemiyorum çünkü ufak da olsa birşeyleri fazladan söylersem alacağınız zevki azaltabilirim. Bu yüzden izlediğim en iyi 100 film listemde ilk 10 içine girebileceğini söylemem yeterli olur (bu listeyi yapmanın gerekliliğini şu anda fark etmiş bulunmaktayım. İnsanlığın geleceğinin olmadığı bir dünya düşünün ki güneş asla doğmuyor orada ve hayat bizim kontrolümüzde değil. Düşündüğümüz herşey sahte, kurmaca, fabrikasyon karakterlerden oluşan bir dünya. Sadece bunlar için bile izlenmeli derim.

User Rating: 7.8/10 56,267 votes
Director: Alex Proyas
Writers: Alex Proyas (story)
Cast:
Alex Proyas hakkında daha detaylı bilgi için: http://www.imdb.com/name/nm0001639/


Mezar yeri seçiminde çevresel faktörler ve rüşvetin ziyaretçiler üzerine etkisi ile ilgili bir kurgu =))

Geçen yazımda ölümü fazlasıyla ciddiye aldıktan sonra biraz da onunla dalga geçmem gerektiğini hissettim. Bu yüzden de bu yazıyı ve benim sonrası için kurguladığım ufak bir senaryodan bahsedeceğim.

Mezar yeri seçimi ölen için önemli değildir doğru. Ancak şöyle bir olay var ki doğru yer seçimi ziyarete gelecekler için doğrudan etkilidir. Malum insanlar gelip birer Fatiha okuması güzel bir olay eh fazlan duaya da kimsenin itirazı olacağını zannetmiyorum. O halde bu sayıyı nasıl arttırabiliriz bunu da düşünmek gerekir ki ben düşündüm. Hatta oldukça uzun bir süre boyunca kafa patlattım bu konuya. Düşünün ki yerimiz boğaz gören bir tepede. Manzara harika güzel, insan anlatım bozukluğu yapıyor o derece. İnsanlar beni tanımasa bile ziyarete geliyor (sadece boğazı görmek için olsa bile )=)) Sayıyı arttırdık bu sayede. Şimdi ziyaretleri sürekli kılmak lazım. Eğer ileride çok param olursa birazdan anlatacaklarımı yapabilrim, kesinleşsin zaten buraya yazarım sizde faydalanırsınız. Yakınlardaki bir çay bahçesi ile bir anlaşma yaparım, kim beni ziyarete gelip dua ederse ona bir çay verceksin benden. Bir fatiha= bir çay :D Parasını da peşin veririz, tamamdır. Keyfe bak be, git duanı et sonra boğaza karşı iç çayını. Mesela birisi hatim indirmek istedi orda, saatlerce oturdu ona benden bir kapuçino, isterse kahve, yanına da çift kaşarlı tost. Kötü olmaz mı? Bir düşünün. Tamam, biraz rüşvet vermiş gibi oluyorum ama olsun. Niyetim iyi amacım insanlar güzel vakit geçirsinler arada bir iki dua da biz alalım. Anlaşma güzel, şartlarda güzel. Eğer ilgileniyorsanız ben bu planı gerçekleştirebilecek ekonomik yeterliliğe eriştiğimde size haber veririm. Bir çayımı içersiniz artık ;)
Ölüm

Ölüm

Bu yazıyı yazıp yazmama konusunda çok kararsız kaldım öncelikle bunu söylemeliyim ama zihnimde beliren kelimelerin cümle olma isteğine karşı koyamadım.

Ölüm garip şey doğrusu. Düşünsenize yıllarca madde olarak yaşamış, dokunmuş, hissetmiş, konuşmuş, ağlamış olan sen artık madde olmaktan vaz geçiyorsun. Tamam senin seçim hakkın yok bu konuda ama sonuç önemli olan. Madde olamıyorsun artık. Onlarca yıl yaşayıp bir şeyler yapan senden tarih bahsetmiyor. Başkalarının cümleleri seni anlatmak için -miş-li geçmiş zaman kullanıyor. Bu noktada inançları anlatıma katmak niyetinde değilim, yaparsam da bağışlayın. Ancak madde olan sen bir anda tamamen soyut bir kavrama dönüşüyor. İnsanlar artık somut olan sen ile ilgilenmiyor, soyut bir sen yaratılıyor o anda hatıralarından. Herkesteki sen de birbirinden farklı oluyor elbette. Kişilik bölünmesi yaşıyorsun bir anda garip olsa gerek. Elbette o sen hayalini kurgulayan kaç kişi gerçek seni tanıyor bu da ayrı bir konu. Maddesel sen gidiyorsun bu hayattan, artık duygular yok, hissedemiyorsun. Zaman üzerineki etkin tükeniyor. Peki ya geriye ne kalıyor, hatıraların. Başka zihinlerde, başka bedenlerdeki hatıraların. Hep gülüp eğlendiğin bir arkadaşında mesela o kahkaha atarken ki halin kalıyor, onda hep gülüyorsun. Omuzlarında ağladığın, göz yaşlarının tanığı birisinde ise farklı bir yerin oluyor. Sen bu noktada hepsi ve hiçbiri oluyorsun ama madde sen veya fikir dünyandaki soyut sen ortada yok. Başkalarındasın artık. Bu noktada iyi izlenim bırakmalıyız, iyi hatırlanalım muhabbetlerine hiç girmeyeceğim. Nasıl olsa madde sen artık yok. Bitti herşey.

Anlatmak istediklerim bu kadardı aslında bundan sonrası anlatmak istemediklerim olarak kayda geçsin. Başkalarındaki sen de gideceksin bir süre sonra, sadece kısa bir kahkaha kalcak büyük ihtimalle. "gözden ırak olan gönülden de.." sözünde olduğu gibi kekremsi bir tat, buruk bir gülümseme halini alacaksın. Hoca cemaate soracak "nasıl bilirdiniz" diye "iyi bilirdik" diyecekler, iyi bilmeseler bile. Bu ensana da sadece hoca için bir süre madde olacaksın, sonrasını malum zaten, herkes biliyor madde olan sana neler olacağını. Bunları anlatmak istemiyorum ama ben. Sadece gidenleri çok özledim ve özlemimi dindirebilmek için bunları yazdım. Dedemin o şefkatli bakışlarını, Kerim abinin o neşeli sesini özledim. Ağlamak istediğim ama kendim dahil kimsenin hatırasında ağlayamadığım için yapamadım. Belki insanlardaki ve kendimdeki izdüşümlerimi değiştirebilirsem bunu başarabilirim. Farkındayım uzattım biraz. O kadar konuyu değiştirmeyi denemiş olsam da başaramadım. İnsan ensesinde o soğuk nefesi hissettiği sürece değiştiremez zaten konuyu.

Böyle bilinsin o zaman hayat, hadi sağlıcakla kalın...
Geçmişi temize çekmek mümkün mü?

Geçmişi temize çekmek mümkün mü?

"Geçmişi temize çekmek mümkün mü?" merak ediyorum doğrusu. Eskiden yaptığımız hataları, nefretleri, ihanatleri silip yeni temiz! bir sayfada başlamak olası mı kural kitaplarında? Bunları da merak ediyorum, Sezarın hakkını zamanı geçsede olması gerektiği ölçüde Sezara geri verebilir miyiz? Geçmişin üstünü örtebilir miyiz mesela? Söylediğimiz yalanları, uğradığımız ihanetleri veya bütün herşeyi silebilir miyiz? Silebildiğini söyleyenler var, ne ölçüde samimiler acaba. Yoksa geçmiş bir takıntı mı, küçük bir olay sahiden bütün sonraları değiştirebilir mi? Yoksa "insanın içinde olmayacak be güzelim" tarzı doğru bir bakış açısı mı? Aslında herşey biz onları bile bile yürüdüğümüz için mi oldu. "Ohh.. iyi oldu sana hakketmiştin!" dedikleri zaman doğruları mı söyler insanlar? Peki biz geçmişi bu günden değiştirebilir miyiz? Belki olabilir ne dersiniz? Yaşanan bir olayın bu güne düşen etkilerini değiştirirsek eğer, geçmişte yaşanan olay da değişmiş olur mu? Belki kendimizin değişime kadar olan süreçte yaşadıklarını değiştiremeyiz(kısaca zamanı) ama bu günden itibaren bakış açımızı değiştirebiliriz. "Bunu yaparsak eğer gerçekte neyi başarmış oluruz" dite sormayın sakın, çünkü bilmiyorum. İlk sorumuza geri dönelim ve sorularla ilerleyen bir yazı da böylece bitmiş olsun "Geçmişi temize çekmek mümkün mü?"
Renk ve kişilik testleri...

Renk ve kişilik testleri...

Aradan aylar geçtikten sonra testleri yenilemek gerekir diye düşünüyorum ve işte yeni sonucum. Sizde deneyin, oldukça başarılı ve eğlenceliler. İlki olddukça kolay ama ikincisi biraz İngilizce istiyor yine de pişman olmazsınız. Sonuçlar gerçeğe oldukça yakın. hile yapmak yok, ona göre =))



ColorQuiz.comOğuz Marangoz took the free ColorQuiz.com personality test!

""Not a team player and is unwilling to be involved..."


Click here to read the rest of the results.



Disorder Rating Information
Paranoid:High more info | forum
Schizoid: Moderate more info | forum
Schizotypal: Very High more info | forum
Antisocial: Moderate more info | forum
Borderline: Moderate more info | forum
Histrionic: Moderate more info | forum
Narcissistic: Moderate more info | forum
Avoidant: Moderate more info | forum
Dependent: High more info | forum
Obsessive-Compulsive: High more info | forum




Find Us On Facebook