düş bozumu2

Ellerimi tutuyorsun ve gözlerine bakıyorum. Ben hayatım boyunca bir şeye dokunmak istemiyorum. Acılarını görüyorum. Korkunun sebeplerini anlıyorum ama yapabileceğim hiçbir şey yok. İçinde büyük bir ikilem var ve sen nereye gideceğini bilemiyorsun sonuçta sen onca yol arasından yalnızlığı seçiyorsun. Bir bilsem canımın nasıl yandığını, nasıl üzüldüğümü bir bilsen. Fikrini değiştiremeyeceğimi biliyorum ve bu yüzden daha sıkı tutuyorum elini, konuşmuyoruz. Düşme diye değil ama düşerken tek olma diye ki sen bensiz atlıyorsun.

-Benim kimseye ihtiyacım yok
-Sana yardımcı olabilirim biliyorsun
-Aşık olmak istemiyorum
-Buna gerek yok. Sadece yaralarınla ilgilenmeme izin ver
-Hayır, aşık olmak istemiyorum ben.
-Sadece sevmemek için bunca acı!
-Başkasını değil ama
-Ne fark eder ki? Sadece yardımcı olmak istiyorum
-Yardımcı olmak istiyorsan git.. yok gitme.. bir de sen terk etme beni..
-Ne yapmamı istiyorsun?
-İnan bana istediklerimi yapamazsın. Beni sevmediğim gibi sevme başkalarını.
-Şu anda senin elini tutuyorum
-Korkuyorum!

Bana sarılıyorsun. Sanki cennetteki yasak bir meyve gibi dokunmaya bile cesaret edemiyorum. Şeytan bile yapma diyor bana. Konuştuklarımı duymuyorsun ben düş kırıklarını paylaşırken. Sen o meyve ağacını söküp başka bir yere götürüyorsun sonra. Benim bilmediğim, benim asla gidemeyeceğim bir yere. Aramıza uçurumlar giriyor, sen arkana bakmadan gidiyorsun.

-Beni takip etme.
-Sen uzaklaşıyorsun ama.
-Yine de gelme sen. Ben dönüp bakınca hep burada kal.
-Benden yapamayacağım bir şey istiyorsun.
-Yine de gitme burada kal ve sev beni,
-Bir daha asla geri gelemeyeceğini biliyorsun dimi?
-Sadece bir kez öpmeni istiyorum. Bir veda öpücüğü yerine ama bunu yapmayacaksın değil mi?
-Sana kal diyemem
-Keşke...

Bir süre daha elimi tutuyorsun ve gözlerimin içine bakıyorsun. Sonra gitme vaktin yaklaşıyor. Giderken bende sana ait ne varsa alıyorsun yüreğimi paramparça edip. Bedenime yüzlerce çengel batırmış ve sonra hepsini birden çekmişsin gibi hissediyorum. Tek bir bağ kalıyor aramızda her şeye direnen. "Yapma" diyorum sana ama sen dinlemiyorsun ve gidiyorsun. Sen kuzeye doğru gidiyorsun yalnızlığının dondurucu ıssızlığına. Ben ise batıya yöneliyorum güneşin battığı ve bir daha asla doğmayacağı bir batıya. Geriye doğru bakıyorsun sonra ben orada değilim. Beni göremeyince korkuyorsun, buzullarda yaktığın küçük ateşe başka odun atmayıp donuyorsun yalnızlığında.

Ben ise kendime bir sen çiziyorum yerleştiğim mağaranın duvarlarına ve onunla konuşuyorum sürekli olarak. Onun elini tutuyorum imkansız gibi gözükse de ve onu öpüyorum her gece uyumadan önce seni hiç öpmediğim gibi.

-Benden bir daha gitme olur mu?
-Buna söz veremem biliyorsun
-Önemli değil artık sözlerin. Sadece biraz daha kal.
-Ben gerçek değilim biliyorsun dimi bunu?
-Hiçbir zaman gerçek olmadın ki sen. Ne gitmeden önce ne de gittikten sonra. Lütfen bir daha gitme benden!

not: eski bir hikayemdi ve şimdi mi anlatmada etkili olabileceğini düşündüm. yeni bir hikaye yazamıyorum ama yazsaydım da buna benzerdi..

Share this

Related Posts

Previous
Next Post »

Find Us On Facebook