Sensizliğe dair...

Bunun bir mektup olması gerekiyor aslında. Kimliğini bilemediğim, bir kez olsun göremediğim birisine yazdığım mektupların sonuncusu olmalı. Belki yazabilirim bu satırları, bilemiyorum. Belki ne yazacağımı bilemiyorumdur. Sensizlik çok zor dersem eğer bir gün gelip "neye göre" diyebilirsin bana. Cevabı yok bu sorunun ve evet sensizlik çok zor. Bu sebepler yüzünden sensizliğin ne derece zor olduğunu anlatacağım bolca süslü cümleler kuramıyorum. Kırmızıya boyayamıyorum satırları sırf belki satırları okursun ve gelmek istemezsin diye. Hayatımda sensizliğin daha büyük olması korkutabilir seni bu yüzden anlatamıyorum her gece nasıl yatağın kenarına yattığımı. Gelmezsin belki ama önemi yok bunların. Hem de hiç önemi yok inan bana.Yokluğun damarlarımda bir sızı...

Seni ne kadar özlediğimi yazamıyorum mesela bir gün gelip "seninle hiç karşılaşmadığımı, nasıl özleyebildiğimi sorabilirsin". Bu sorunun da cevabı olmaz. Mutluluğu özlemek gibi diyebilirim sadece. Belki bazı geceler gördüğün bir rüyayı özlemek veya sürekli o düşü görmeye çabalamak gibi seni özlemek. Var olmayan bir şeyi anlatmak oldukça güçtür inan bana. Var olmayan birini hayal etmek de aynı ölçüde zordur. Bir taraftan bilirim ki birisi var ve o bir yerlerde. Diğer taraftan da onun hayal ettiğim gibi olmadığını biliyorum. Bu bilgi bile bu satırları yazmamın ne kadar zor olduğunu açıklamama yeter sanırım.

Yine de eksikler var. Gerçeksen ve bir gün bu satırları okursan mesela bu kelimelerin sana ait olduğunu anlayamayabilirsin. Öyle bir cümle yazmalıyım ki buraya "evet bu cümle bana yazılmış" demelisin. Öyle bir şeyler yazabildiğime inanmıyorum ama çünkü yazmadım biliyorum. Yoksun, seni yazmıyorum. Bir gece gördüğüm siyah beyaz bir düşsün. Tamamını hatırlayamadığım masalsın sanki. Anlatamıyorum bile, o kadar yazı yazıyorum ama boşuna hep.

Bir kere görsem seni mesela sonra gitsen. O zaman anlatabilirdim, acırdı evet. Dayanma sınırlarımı zorlayabilecek kadar acırdı hem de ama tek bir kelime bile yazan şu halimin karşısında inan o şekilde olmayı tercih ederdim. En azından onu gördüm ben diyebilirdim. Onu gördüm ve gülümsemesi cennete benziyor. Yokluğu cehennem, alevler içerisindeyim ama önemi yok bunların. Bana bir kez olsun güldü ve artık acımıyor. Onu gördüm, sevdim ve gitti. Ben hala seviyorum ama. Bu aşkın mesafelerle ilgisi yok diyebilirdim. Bir daha göremesem bile seni inan çok da önemi olmazdı. Acıtırdı evet, sensizlik cehennem olurdu bana evet. Önemi olmadı yine de.

Oysa seni bir kez bile olsun görmedim. Bırak teninin kokusunu, sesinin tonunu bile bilmiyorum. Gerçek misin ondan bile emin değilim. Sonra kalkmış sana, seni anlatmaya çalışıyorum. Ne kadar da büyük bir çaresizlik böyle. Düşünsene birisi yok ve sen onun için yaşıyorsun. O gelmeyecek belki ama hala ona yazdığın bir mektubun anlamsız bir satırında, içi boş kelimenin ucundasın. Öyle kelimeler gördüm ki şu kısacık yazıda her birinde o kelimenin ucunda sallanmak istedim. Hiç birini yazmadım ama gördüm ve geçtim. Onlardan geçmek kolay tabi yazmazsın olur biter. Ya senden gitmek! O da kolay, yaşamazsın olur biter. Yine de hala umudum var benim, geleceğine dair.

Hala umudum var benim seni bir kez olsun görmeye. Doğru, hala umudum var benim. Belki o zaman bir anlamı olur yazdıklarımın.

Evet, yoksun! Biliyorum...

not: oysa bir mektup yazmak istemiştim sadece, sana seni anlatan...

Share this

Related Posts

Previous
Next Post »

Find Us On Facebook