mezarlık

mezarlık

Mezarlığım kimilerine çok dağınık geliyor, kimilerine ise fazla karanlık. Mezarlık olmasndan kaynaklanıyor ikiside. Anlattıklarımın hep yitirdiğim düşlerim olması ile doğrudan alakalı. Yoksa bende biliyorum pasparlak sayfalar yapmayı. Ancak burası bir mezarlık.Burası benim düşlerimin mezarlığı. Tüm ölü hayallerimi buray gömüyorum. Arada onlara bakıp ağlaamak için açıldı burası. Gelecekte ne güzel hayallerdi diyebilmek çin hep. Söylediğim gibi bir çok ölü düşün yatıyor bu satırlarda. Bu yüzden bastığınız yere dikkat edin, altınızda kim bilir neler vardır. Ayrıca can çekişen düşlerimi anlatıyorum. Onların zaanla nasıl öldüğünü göstermek için. Evet şimdiye kadar bir çok hayalimin küle dönüştüğünü gördüm. Evet burada okuduklarınız ya ölü ya da can çekişen umutlarım.

Henüz ölü olmayan düşlerimi anlatıyorum size. Başka insanlarla belki başka olaylarla olan umutlarım hepsi ama biliyorum ki o umutlar gerçekleşmeyecek. Ve sahip olduğum ne varsa kara toprağın içine gidecek. Bu yüzden mezarlık burası. Bu yüzden bir tek çiçek bile önemli burada. Size anlattığım her şeyin hayatımdan kaybolacağını düşününün. Bir süredir ondan bahsediyorum mesela ama o da gidecek. Gerçek olamadan kaybolacak hayatımdan. Hayallerim de onun gidişinden bir süre sonra toprağa karışacak. Sonra başka hayaller olacak.

Burası mezarlık. Lütfen bastığınız yerlere dikkat edin. Yürürken bir fatiha okuyun zamanda kaybolan hayatıma...

Seni uzaktan sevmek 3

Yazdıkça içimde büyümen doğrusu korkutuyor beni. Kısa bir zaman sonra tüm benliğimi kaplayacağını hissediyorum. Yanlış anlama kalbimdeki senin yüzdesinin artmasından şikayetçi değilim. Hatta uzun zaman sonra içimdeki güzelliklerle pek bir mutluyum. Zaten neyim varsa alabilirsin benden. İsteyip istemeyeceğini bilemem ama dediğim gibi varlığımı kaplamandan rahatsız değilim.

Bana en büyük hayalimi soruyorlar bazen cevap veremiyorum. Nasıl anlatabilirim en büyük hayalimin ellerini tutmak olduğunu? Gözlerine bakmayı hayal bile edemediğimi nasıl betimleyebiliyorum bilemiyorum. Garip doğrusu yüreğimin derinliklerinde bu kadar hızlı yol alman. Çok uzun zamandan beri içimde sana ait bir yer vardı elbet ama şimdi o denli büyüdün ki artık etrafında başka bir şeyler barınamıyor. Son zamanlarda seninle ilgili hayallerimin sayısını sorsalar inan kimse cevabıma inanmaz. Sana söylesem mesela sen kesinlikle inanmazsın sözlerime. Elbette nasıl tepki vereceğini bilemiyorum sonuçta bu konuyla ilgili tek kelime bile etmedim sana.

Bu beni korkak mı yapar emin değilim. Neden söz konusu olan sen olunca gözümü karartamıyor, ne olursa olsun diyemiyorum? Neden senli bir cümlenin karşısında ellerim, kollarım bağlanıyor? Acaba korkuyor muyum? Korkuyorsam eğer neyden korkuyorum? Seni kaybetmek mi daha dayanılmaz yoksa sensiz bir hayat mı emin değilim. Belki de en kötüsü o güzel gülümsemeni, gözlerindeki o ışığı silebileceğimdir. Biliyorum bunu çünkü onları silebilecek kadar derinine ulaşabilirim. Belki bir başkasının asla ulaşamayacağı yerlere gidebilirim sende. Ancak sana gülücükler verebilecekken bunları düşünmek bitiriyor beni. İşte bundan korkuyorum sanırım.

En büyük hayallerimin karşına geçince en büyük korkuma dönüşmesi de oldukça zorluyor beni. Bu kadar ironi inan fazla geliyor bana. Gözlerimi kapadığım her anda, her kahve falımda, her rüyamda yüzünün olmasında inan anlam aramıyorum. Aramaya kalksam kaldıramayacağım kadar hayal dolar yüreğime. Bu yazıları oksan nasıl hissedersin bilemiyorum doğrusu. Sevinir ve mutlu mu olursun yoksa üzülür müsün hiç bir fikrim yok. Zaten bu kadar belirsizlik fazla oluyor. Aslında bu yazıları okusan kendini tanıyamayacaksın. Ayrı bir konu ama bu yazıları okumayacaksın bile. Ancak içimde bir ses senin okumanı ve her şeyi öğrenmeni istiyor. Evet, bu satırları senin okumayacağını bilerek senin okuman için yazıyorum. Farkındayım karıştı her şey ama dediğim gibi düşük bir ihtimal var ve ben o ihtimale oynuyorum. Bütün bu şizofreninin içinde tek sığınağım ise ellerini tutabildiğim o hayal. Garip birilerine anlatsam mesela bırak diyebilirler bana. Anlatsam mesela bırakamam diyebilirim. Onun sevgisi yeter diyebilirim bana. Fazlasında gözüm yok zaten. Bir ellerini tutmak var o kadar...

Seni uzaktan sevmek 2

Aslında her şey uzun zaman önce başlamıştı. Ben hayatı anlamaya çaba sarf ederken sen mutluluğun peşinde koşuyordun. Çok net hatırlıyorum o dönemleri, ben yaşıyor ve öğreniyordum. Öğrendikçe de yalnızlaşıyordum. Hayatımdaki insanların aslında gölgeler olduğunu anlamaya başlamam hep bu döneme denk gelmişti.Günden güne erimeye başlamıştım. Yavaş yavaş eksiliyor hayatıma giren herkeste bir parçamı bırakıyordum.

Aynı zamanlarda sen ise asla gerçekleşmeyecek bir hayalin peşinde koşuyordun. O kadar inanmıştın ki o hayale yalan olduğunu anlaman bile yıllar sürmüştü. Sonrasında ise umutsuzlaşmış ve bağlarını yavaş yavaş koparmıştın insanlarla. Artık güvenemiyordun kimseye hatta kendine bile inanmıyordun. Senin için belki de en kötüsüydü bu. Asla tam olarak atlatamadın.

Ben bu dönemlerde yalnızlık kalemin kralı olmuştum. Yaşadığım her an duvarların surlarını güçlendirmiştim. En sonunda öyle bir kalem olmuştu ki kimse içeriye giremezdi. Ben de dışarıya çıkamazdım. Tüm oyunları bildiğimi iddia etmem bu döneme denk düşerdi. Hepsini olmasa da bir çok oyunu öğrenmiştim. Artık ilk hamlelerden anlayabiliyordum oyunun nereye gidebileceğini.

Sen yaşadıklarından sonra yerin altına saklamıştın kendini. Kimseyi görmezsen eğer duyguların olmazdı diye düşünüyordun. Duyguların olmazsa eğer acı çekmeyeceğine inanıyordun. Aslında haklıydın böyle düşünmeye. O kadar derininden yaralanmıştın ki, en çok güvendiğin insan yaralamıştı seni. En çok acıtan ise bunu isteyerek yapmasıydı. Affedemezdin asla onu.

Benim tüm sorunlarımın arasında sana yardım etmeye çabalamam da aynı döneme denk düşer. Sen kırılıp parçaların etrafa saçıldıktan sonra belki de seni tekrardan birleştirebilecek yegane insandım. Ancak bana her şeyi anlatmıyordun ve yardımımı da istemiyordun. Sana fark ettirmeden yardım etmeliydim. İnan bana bu en zoruydu. Kimseden yardım istemeyecek kadar güçlüydün çünkü. Zayıf yanlarını görmem seni başka sevmemi sağlamıştı. Aslında o güçsüz gördüğün yanlarının seni sen yaptığını bilmiyordun ve onları saklamaya çalışıyordun.

Bir diğer taraftan yaralarını benden saklamaya çalışıyordun. Görüyordum hepsini, biliyordum ama sen söylemedikçe onlara merhem süremiyordum. Evet, hemen hemen hepsi için merhemlerim var. Yüreğine açılan bir çok yarayı iyileştirebilirdim. Fakat bana izin vermemiştin. Her hangi birisine bu izni vermiş miydin emin değilim. Kendisi asla bu kadar açmadın insanlara. Benim de senin derinliklerini görebileceğime inanmıyordun. Bu yüzdendi hep konuyu değiştirme çabaların. Gülümsemelerinin yalancı maskeler olduğunu en iyi ben bilirdim.

Seninle tanışmamız bunların hepsinden daha önceydi. Ilık bir bahar günü kimilerine göre tanışmamız bir mucizeydi. Birbirimizin hayatına o derece hızlı girmiştik ki ikimizde anlayamamıştık ne olduğunu. Tanışmamız belki kaderin oyunlarından birisiydi belki sadece rastlantıydı. Ancak bildiğim bir şey var ki seni tanımamış olsaydım eksik olacaktım.

Geçmişten çok bahsettim. Aslında anlatmaya kalksam sayfalar dolardı bunun için ama fazlasına pek gücüm yok. Şimdi ise tam bir muamma. Farklı ülkelerde farklı hayatlar yaşıyoruz. Nasıl bunca zaman yanyana ama farklı yollarda yürümüşsek aynı şekilde devam ediyoruz. Zaman zaman yollar uzaklaşıyor birbirinden, bazen ise çok yakınlaşıyor. Aynı yolda yürümek istememe rağmen bu mümkün olmuyor.

Gelecek ise büyük bir muamma. O kadar fazla belirsizliklerle dolu ki ona bakmak beni korkutuyor. Geleceğimde durmanı istediğim bir yer var ama bunun olabilme ihtimalinden bile emin değilim. Farklı yollarda yürümeye devam etmemiz en olası ihtimal gibi. Benim bütün yolları birleştirme çabalarım bunun bir parçası olsa da olasılıklara hala inanmıyorum. Boşa kürek çekmek denir ya hani belki sadece o tamlamadan ibarettir yaptıklarım ama konu sen olunca yapacak başka bir şeyim kalmıyor...

Anlamıyorsun değil mi ben de anlamıyorum...

seni uzaktan sevmek

seni uzaktan sevmek

Sana karşı bu denli güçlü şeyler hissederken bunların hepsini içinde tutmak inan çok zor. Seninle ne zaman konuşsak derinliklerimde fırtınalar kopuyor. O kadar kuvvetli rüzgarlar esiyor ki ben nereye savrulduğumu bile anlamıyorum. Dalgalar o denli güçlü çarpıyor ki kıyıya ben nereye gideceğimi şaşırıyorum. Sen ufukta güneş olarak duruyorsun. Bense senin yarattığın fırtınalarda yaşıyorum. Fırtınaları sen yaratmıyorsun aslında onlar benim eserim. Sana karşı kapalı olduğum her an derinliklerimde olanlar artıyor. Sana hissettiklerimi açıklasam neden bu güne kadar beklediğimi soracaksın biliyorum. Ancak senin gitmeyi istediğin bir yol var, hedeflerin var. Benimleyken bunlarda yürüyemezsin. Gideceğin yere gidip geri gelmeni bekliyorum aslında. Sonra eğer hala etrafımda olursan o zaman anlatmak istiyorum sana. Ben fırtınalardan ürken, kaçan birisi olmadım hiç. Senden de kaçmıyorum bu yüzden. Yüreğimde senin yüzden giderek büyürken ben öylece izliyorum. Attığın her adımda gurur duyuyorum seninle.

Aslında cümle aralarına yerleştirdim duygularımı. Bilmiyorum ne kadarını öğrendin ve ne kadarını benim söylememi bekledin. Ancak hayatım ben seni kısıtlayan insan olmaktansa kendi içimde yok olmayı yeğlerim. Anlamıyorsun değil mi bende anlamıyorum fazla takma kafana. İşin en kötüsü ise belki en iyisidir bu satırları asla okuyamayacak olman. Bu sayfaya girip okuma ihtimalin elbette var ama o zamanda kendini tanıyamayacaksın. Sonuç değişmeyecek anlayacağın. Ben sana dair hayaller kurgularken sen bambaşka bir yerde, bambaşka bir şeyle uğraşıyor olacaksın ve ben önünü kesmemek için konuşmayacağım.

Şair "seni uzaktan sevdim" demiş ya aynen öyle işte. Seni uzaktan sevdim ben. Bunu bilmemen belki en iyisi....
Yalnızlığı arama

Yalnızlığı arama

Yalnızlığa dair çok şey anlattım. Hep anlatmaya çabaladım başını yaslayacak bir omuzun yokluğunun neye benzediğini. Duvarlara sarılmanın ne kadar acıklı olduğundan bahsedip durdum. Yalnızlığı betimlemeye çabaladım ama karşında başka birinin gözleri olmadan baktığın her an uzakları gördüğünü anlatamadım bir türlü. O uzakların asla bitmediğini, hep uzaklara doğru yaptığın yolculukların seni tükettiğini, bilmiyorum ne ölçüde anlatabildim.

Hayatından çıkan herkes ile biraz daha eksildiğini nasıl anlatabilirim size bilmiyorum. Hayatına giren ve çıkan insanların oranı yükseldikçe yalnızlaştığını umutlarının giderek yok olduğunu nasıl anlatabilirim sana.

Sana dedim çünkü bu yazıyı senin için yazıyorum. Benim gibi olma diye. Bir süre sonra rüyalarının bile seni terk ettiğini söylemem gerekiyor. Gittiğin yolun yalnızlığın yolu olduğunu bilmelisin. Bu yolun geri dönüşünün olmadığını da bilmelisin. Bir kere bu yolda yürüdüğün zaman attığın her adımın seni yalnızlaştırdığını anlamalısın.

Benim kadar yürüdüğünde ise geriye bir sen kalmayacağını unutmamalısın. Sözlerimi anlayabilmek için belki önce yastıklarının isimleri olmalı, soğuk duvarların elini tutmaya çabalamalısın. Belki benim yürüdüğüm kadar yürümelisin. Yalnız kelimesi kimliğinde isminin önüne eklenmeli.

Bunları sana anlatmamın sebebi o yolda yürümeyi bırakabilme ihtimalim. Boş ver yalnızlığın anlamını öğrenme. "Yalnızlık kötü bir şey" diyip bırak onu bir kenara. İnan onu anladığın zaman geri dönüşü olmuyor. Ne kadar çabalarsan çabala kurtulamıyorsun.

 Kendini yalnız hissediyorsun biliyorum. Acı çektiğinin de farkındayım ama daha fazlasını isteme. Satırlarımda okuduklarını yalnızlığın anlamı olarak kabul et ve benim yanıma gelme. Asla aşkı hikayelerde arama. Kendine benim yaptığım gibi hayali sevgililer yaratma.

"Yalnızlık kötüdür" de ve yolunu değiştir. Lütfen merak etme bu yolun sonunu. Benim yanıma gelmeye çabalama lütfen çünkü gittiğin yerde beni bulamayacaksın. Orada kimse yok inan. Lütfen daha fazla yürüme bu yolda. "Yalnızlık kötüdür" ve yolunu değiştir...

Oğuz
Senin için \ Seni uzaktan sevmek 1

Senin için \ Seni uzaktan sevmek 1

Seninle mutlu olabileceğimi bilmek garip bir duygu doğrusu. Sesini her duyduğumda kendimi bir gelecek kurgusunun içinde bulmak da aynı ölçüde garip. O kurgunun konuşmamız her bittiğinde yarıda kesilmesini ve sesini tekrardan duyduğumda baştan başlamasını tarif etmek zor.

Düşünsene birisini tanıyorsun. Hatta o kadar iyi biliyorsun ki kusursuz bir ilişkinin olacağına inanıyorsun onunla. Ancak o öyle bir yerde duruyor ki senin neler hissettiğini bilmiyor. Hayallerini, gelecek kurgularını paylaşmıyor senin ve bu şekilde o geleceğin asla gelmeyeceğine inanmanı sağlıyor.

Onun yaraları olduğunu biliyorsun. Hangi merhemlerin o yaralara iyi geleceğini de biliyorsun. Onu iyileştirebileceğinden eminsin. Neye ihtiyacı varsa verebilirsin ona. Karşılığında ise sadece hayallerini paylaşmasını bekliyorsun fazlasını değil. Onun elini tuttuktan sonra fazlasının hiç bir önemi yok aslında. O ise çok başka yerlere gidiyor. Çok uzaklara gidiyor belki ama içindeki yeri asla değişmiyor. Yollarınız sık sık kesişse de hep bir adım uzağında kalıyor. Onu geçmiyorsun çünkü geride kalırsa onu kaybedeceğinden korkuyorsun. Hep bir adım uzağından takip ediyorsun. Daha fazla yaklaşmana izin vermiyor.

Bu satırları içimdekileri biraz dökebilmek için yazıyorum. Evet, sen gerçeksin ama ben şu anda hayallerinle konuşuyorum. Bu satırları okumayacağını biliyorum. Okusan da kelimelerimin senin için olduğunu anlamayacaksın. Sadece seni gerçekten sevebileceğimi anlatmak istemiştim aslında. Buraya kendin olarak gelip kendin olarak kalabileceğin bir yürek olduğunu anlatmak istiyorum sana. Oysa bu satırları okumayacaksın, okusan da tanıyamayacaksın kendini.

Kendin olarak sevilebilirsin bu asla gerçekleşmeyecek hayalde. Belki bu yüzden yazıyorumdur bilemiyorum, okur ve bu satırlarda kendini bulabilirsin diye sanırım.
Belki paylaşırsın diye hayallerimi...

Find Us On Facebook