Son yolculuk 11

Gerçek kendimi bulduğumu fark ettim bu dönemde. Ortak ilgi alanlarını paylaşabildiğim birileri vardı ve bu bana doğru yolda olduğumu hissettiriyordu. Bir diğer taraftan bu durum bana yalnız olmadığımı gösteriyordu. Yani bu koca dünyada benim gibi başkaları da vardı ve bu düşünce mutlak yalnızlığı düşünen birisi için oldukça anlamlıydı. Ejderhalar ile alakalı bir kitaptaki bir büyücüden saatler boyunca konuşabildiği zaman insan farklı bir dünya oluşturmaya başlıyor. Ancak benim zaten kendime ait bir dünyam olduğu için onu başkaları ile paylaşmam anlamına geliyordu ve bu benim için ilkti.

Sıkıcı, anlamsız ve boş geçen ömrüm dershanede anlam kazanmış gibiydi. Sürekli ders çalışıyordum ve arta kalan vakitlerde saçma sapan konulardan bahsetmeye başlıyorduk. Daha önce de söylediğim gibi benim için oldukça farklı bir süreçti bu.

Daha sonra sınava girdim ve istediğim puanı alamadım ama bu benim üniversiteye girmeme engel olamadı. Düşünsenize tüm geleceğiniz bir sınava bağlı ve o esnada başınıza nelerin gelebileceğini bilmiyorsun. Öğrencilerden birisi hastalansa, bayılsa, kussa, yoldan geçen bir araba sürekli korna çalsa, kaza olsa sınavın mahvolabilir ve o sınavın tekrarı yok. Bu saçma sistem üzerine fazla durmak istemiyorum aslında çünkü anlatmak istediğim başka saçma sistemler var. Sınav sistemi büyük sistemin çok küçük bir parçası.

Üniversite benim kendimi bulduğum, kendim olduğum, tamamlandığım yerdi aslında. Sınırların dışına çıkabildiğim, özgürleştiğim, serbestçe düşünebildiğim bir yerdeydim ve üniversitedeyken mutluydum. Evet mutluluk alışık olmadığım bir kelimeydi benim. Bu sebeplerden ötürü üniversite yıllarımın hayatımdaki etkisi çok büyüktür. Bunun en önemli sebebi tanıştığım insanların kendimi geliştirmeme yardımcı olmalarıydı.

Ancak bir diğer taraftan o yıllar kendim olmam için oldukça önemliydi. Hatta geçmişten gelen pratik bilginin uygulamaya dönüştüğü zaman bile diyebilirim. Üniversite bir çok insan tanıdım öncelikle bunu söylemeliyim.  Ancak çok fazla arkadaşım olmadı. Daha doğrusu insanlar o kadar derinime inmedi.

Birçok insan birlikte güldüğü başka insanlara arkadaşım der ama gerçek böyle değildir. Arkadaş birlikte uüzüldüğün kişidir.  Arkada,  dost ve herhangi bir kişi arasındaki  farkları felsefi olarak anlatma niyetinde değilim çünkü kuracağım  cümlelerin anlamı olmayacaktır.

Bu sebeple anlatıma geri dönmek istiyorum. Teorik bilginin uygulamaya dönüştüğünden bahsetmiştim.  Bu hikayeyi anlatırken iki tane arkadaşım hatta dostum olduğunu söylemeliyim. Daha önceki tanımıma dönecek olursam onlar benim kötü günümde de yanımda olanlardandı. Bir diğer taraftan üniversite benim oyunları öğrendiğim yerdi.  Oyunları da anlatacağım ama oyunları tavsiye eettiğimi sakın düşünme. Oyunların kazananı yoktur ve bu yüzden ben hep kaybettim.  İnsanları kaybetmek değilde  umudunu kaybedince insanın başka bir şeyi  kalmıyormuş. Ne demek istediğimi anlayacaksın merak etme.

Oyunlarla ilgili çok şey öğrendim ben.  Oyunlarla ilgili deneyimlerini detaylandıracagım ama biraz yavaş gitmek istiyorum. Ancak beni köprünün kenarına yaklaştıracak oyunlar olduğunu söyleyebilirim.

Tekrar hikayeme dönecek olursam üniversite benim için oldukça farklı bir yerdeydi. Çok fazla insan yoktu etrafımda ama her zaman birkaç kişi olurdu. Ancak onların bana yetmediğini düşünürdüm. Canım eğlenmek istediğinde onlarla otururdum ama canım yalnız olmak istediğinde ki genelde böyle olurdu,  kendi köşeme çekilirdim. Başarılı bir öğrenciyim ama sadece ders çalışmazdım. Daha çok her anımı değerlendirmek isterdim. Kimseye çok güvenmedim orda.  Sen hep böyleydi diyebilirsiniz ama ben değişmiştim.  Artık gölgelere saklanan o çocuk değildim ve garip biçimde kendime güvenim yerine gelmişti.

Farkında olmadan bir arayışa geçmiştim ben. Ne aradığımı da bilmiyordum. Hatta o dönemlerde aradığımı bulabileceğim gibi bir yanılgıya düşmüştüm. Oysa ne aradığını bilemeyen insan onu asla bulamazdı. Samanlıkta iğne arayan onu bulabilirdi belki ama aynı samanlıkta ne aradığını bilmeyen asla bulamazdı. Ben de aynı konumdaydım. Önümde kocaman bir dünya vardı ve ben içinde çok yalnızdım. Bekliyordum neyi beklediğimi bilmeden.

Hayatım eksikti sanki. Ben ne kadar gezsem, eğlensem, yesem, konuşsam o eksiği her zaman hissediyordum. O zamanlar o eksiği başkalarıyla doldurmayı düşündüm. Arkadaşlar bu iş için biçilmiş kaftandı. Ayrıca hayatıma karşı cinsten birilerini dahil etmeliydim. Kendime güvenimin geldiğini söylemiştim ya hani bu güveni kullanmanın zamanı gelmişti. İlk sınıfta bir kızdan hoşlanmıştım. Sevmemiştim belki ama onu görünce kanımın daha hızlı aktığını hissedebiliyordum. Konuşuyor, sohbet ediyor, geziyorduk aynı zamanda ama duygularımı ona anlatamıyordum.

O kadar sıradan konulardan konuşuyorduk ki hiç konuşmamayı yeğlerdim ama böyle olursa onun sesini duyamazdım. Sesi iyi hissetmemi sağlıyordu bu yüzden sürekli konuşuyorduk. Bir gün daha fazla dayanamayacağımı anladım ve konuşmaya karar verdim. Öyle bir heyecan vardı ki içimde sanki yüreğim yerinden fırlayacak, ben milyon parçaya bölünecektim. Yanına gittim ve konuşmak istediğimi söyledim. Ondan hoşlandığımı söylediğimde beni arkadaş olarak gördüğünü söyledi. Çok duyduğum bu cümleyi ilk kez deneyimliyordum. Beni öldürebilirdi o an. Nefes alamadığımı hissettim. İşin garip kısmı hissettiğim gibi yere yıkılmadım. Aksine gözlerimi hafifçe kıstım ve teşekkür ettim.

Beklemediği bir hamleydi bu ve bocaladığını gördüm. Gülümsedim ve ondan uzaklaştım. Bir süre boyunca çok az konuştum onunla. Konuşmak için yanıma geldiğinde ise fazla ilgilenmedim. Ona karşı hissettiğim duygular bir anda bitmişti. Bunun sebebi ise bana bildiğim bir oyunu oynamaya kalkmıştım. Ondan hoşlandığımı biliyordu o ve beni hayatının bir yerinde tutarak egosunu tatmin etmeye çalışıyordu. Ancak kendimi geri çekince oyuncağını kaybettiği anladı ve bana yaklaşmaya çabaladı. Ancak bu oyunu sonlandırmıştım ve o bir daha yanıma yaklaşamadı. Daha doğrusu arkadaşım olarak kaldı.

Oyunları öğrenmeye onunla başlamıştım ben ve ilk öğrendiğim oyun "kaçan kovalanır"dı. Kaçtığınız sürece birisi mutlaka kovalar seni. Ayrıca sana bildiğim oyunları da öğreteceğim oyunları oynama diye.

Share this

Related Posts

Previous
Next Post »

Find Us On Facebook