Aşkın mezarı 13

3. Bölüm

Adam evine geçmişti ve aldığı yuvarlak diski inceliyordu. Onu ne yapacağını bilmiyordu. Koltuğuna oturmuş ve elinde tuttuğu diske bakıyordu. İki yüzü de siyahtı. Bir yüzünde bir yazı ve diğer yüzünde ise sim siyahtı. Diskin çizgili olan bölümünün içinde bir şeyler saklı olmalıydı. Yani tek tarafı kullanılabilirdi diskin. Çizgiler ise içinde veri olduğunu gösteriyordu. Ancak o verilere nasıl ulaşabileceğini bilmiyordu.

Böyle bir teknolojiyi daha önce hiç görmemişti. Demek ki uzun zaman öncesine aitti ancak ne kadar önceye ait olduğunu bilmiyordu. O an için bunun bir önemi yoktu. O diski nasıl çalıştıracağı en önemli olan şeydi. Biraz daha inceledi. Ancak hiçbir yol bulamıyordu. Bir şekilde onu çalıştırmalıydı.

En önemli konu diskin içinde ne olduğuydu. İçinde her şey olabilirdi onun. Çizgileri incelediğinde bu yazılıma benzemediğini düşünmüştü. Demek ki onu çalıştıracak fiziksel bir cihaz gerekiyordu. Ancak nasıl bir cihaz onu çalıştırabilirdi? Parmağını çizgilerin üzerinde gezdirdi ama hiçbir şey olmadı. Demek ki onun çalışma biçimi farklıydı ve o yöntemi bulmalıydı. Diskin eski döneme ait olması da içindekileri daha fazla merak etmesini sağlamıştı.

O diski çalıştıracaktı ve onun neler sakladığını öğrenecekti. Aslında güneşin neler söylediğini duyabilseydi hayatının değişmek üzere olduğunu anlardı ancak güneşin sözlerini duymamış ve hayatının değişeceğinden bir haberdi. Zaten o değişimlere inanmazdı. Hatta değişimin ne anlama geldiğini bile bilmiyordu. Ona göre göre değişim her gün olan olayların dışında başka bir olayın olmasıydı ve kendi tanımına göre değişimin içindeydi.

Elinde tuttuğu diske sahip olduğu her şeymiş gibi bakıyordu. O diski çalıştırmak yaşamasının amacı olmuştu ve bu hayatındaki ilk amaçtı. Çizgiler diskin etrafında dönüyor ve diskin yüzeyini kaplıyordu. Bu açıdan baktığı zaman diskin üzerindeki veri miktarını tahmin edebiliyordu. Ancak bu veri miktarı oldukça azdı. Teknolojinin geri olmasına bağlamıştı bu durumu.

Eğer diskin üzerindeki çizgiler bir yazılım ürünü ise küçük bir yazılım  olurdu ancak yazılımla o çizgileri anlamlandırabilmek oldukça zordu. Demek ki disk yazılımla alakalı değildi. O zaman onu çalıştıracak bir mekanizmaya ihtiyacı vardı. Nedense o çizgilerin üzerinde dolaşan bir şeyin onu çalıştırabileceğini düşünmüştü. Eğer böyleyse o şeyi bulduğu zaman diski çalıştırabilirdi.

Diski incelemekle geçen birkaç saatin ardından diski yanına koydu ve sırtını koltuğa yasladı. Başını hafifçe kaldırarak avize ile bakıştı ve "Ne olur yardım et bana" dedi. Ancak her zaman olduğu gibi avizeden cevap gelmedi. Eğer avize konuşabilseydi ona kızacağını ve söyleneceğini çok iyi biliyordu. Bunu batmakta olan güneşin ışınları avizedeki lambaya çarptığında çıkan kırmızı ışıktan anlıyordu. Sanki avize onu engellemek istiyor, yapma diyordu. Ancak o avizeyi hiçbir şekilde dinlememişti.

Belki güneşi veya denizi dinleyebilirdi ama avizeye güvenemiyordu bir türlü. Zaten onlar konuşsa da duyamıyordu. Diskin üzerindeki çizgiler veri çizgileri ise onun çalışması için iki şeye ihtiyacı vardı. Bunlardan birincisi diskteki çizgilere temas edecek bir aletti. Diğeri ise diskin kendi etrafında dönmesini sağlayan bir mekanizmaydı. Eğer o mekanizma olmazsa diskin tamamını çalıştıramazdı. Diskin üzerinde bulunan parça diskin tamamında hareket etmeliydi. Ancak bu şekilde onu çalıştırabilirdi.

Diskin kendi etrafında dönmesini sağlamak daha kolaydı. Bir elektrik motoruyla bunu halledebilirdi. Elektrik motorunu yuvarlak bir levhaya bağlar ve bu sayede diskin dönmesini sağlardı. Ancak burada diskin dönme hızını ayarlayabilmesi gerekiyordu. Onun çalışmak için ne kadar hızlı dönmesi gerektiğini bilmediği için bunu yapmak için bayağı denemesi gerekiyordu. Ancak deneme yanılma ile başarabilirdi.

Sıra diski çalıştıracak parçaya geldiği zaman ise işi daha zordu. O parçanın fazla sert olmaması gerekiyordu. Eğer sert olursa diske zarar verebilirdi. Bunu yaparsa diski kullanılamaz hale gelirdi ve bunu istemiyordu. Bunları düşünürken diski kucağına koymuştu ve parmağını üzerinde gezdiriyordu. Eğer tahminleri doğru ise sivri bir cisim onu çalıştırmaya yarayabilirdi. Bu düşünceyi takiben tırnağını kemirmeye başladı ve tırnağının uç kısmını sivrileştirdi.

Tırnağını diskin etrafında döndürdüğünde bazı sesler duyduğunu sandı. Ancak sesler o kadar zayıftı ki onu duyması mümkün değildi. Daha sonra diski kulağına yaklaştırdı ve tırnağını etrafında döndürmeye başladı. Önce çok yavaş bir şekilde döndürdü. Bazı sesler duyuyordu ama onları anlamak için hala çok zayıftılar.

Demek ki ses çıkmasını sağlayacak sivri bir cisim bulacaktı ve onu diskin üzerine yerleştirecekti. Daha sonra disk kendi etrafında dönmeye başlayınca ses çıkacaktı. Ancak çıkan sesi güçlendirmek için o cihazı bir kolona bağlaması gerekiyordu. Tabi bu esnada diskin dönme hızını da elle ayarlayabilemesi gerekliydi. Doğru parçaları bulduktan sonra diski çalabilirdi. Bir şarkı vardı sanki diskin içinde ve o şarkı dinlediği hiçbir şeye benzemiyordu.

İlk olarak diski çalacak parçayı bulmaya karar verdi ve diski yanına bırakıp ayağa kalktı. Evinde o işe yarayabilecek bir şeyler olmalıydı. Bildiği tek şey ise o şeyin ince olmasıydı. İlk olarak iğne ile denedi ancak iğne çok sivriydi ve diski çizebilirdi. Böylece iğnenin ucunu biraz daha yuvarlaklaştırmaya karar verdi.

Onu yuvarlaklaştırmayı bitirdiği zaman daha net bir ses geldiğini fark etti. Daha sonra bir mikrofon aldı ve onu hoparlöre bağladı. Yani çıkan sesi bu sayede güçlendirebilirdi. İlk denemesinde iğneyi biraz hızlı gezdirmişti ve bu sebeple çıkan ses biraz hızlıydı. Biraz daha yavaş gezdirdiğinde ise çıkan sesin bir şarkı olduğunu anladı ve çalan şarkı şimdiye kadar duyduğu en güzel şeydi.


Share this

Related Posts

Previous
Next Post »

Find Us On Facebook