Aşkın mezarı 15

Adam disk ile uğraşmaya devam ederken bir diğer taraftan da işleri ile ilgileniyordu. Evden çalıştığı için iki işi aynı anda yapabiliyordu ancak bu onun için zaman kaybetmek demekti. Zaman geçtikçe şarkıyı daha fazla anlamaya başlamıştı. Onu daha fazla hissettikçe içinde yeni dünyaların yaratıldığını hissediyordu. Sanki hiçken bir olmaya yaklaşıyordu. Bir olmak ne demekti onun için. Kendini tanımak belki, kendini anlamak veya hayatı anlamak. Hangisinin doğru olduğunu bilmiyordu ancak bildiği tek şey daha az eksik hissediyordu. İçindeki boşluk azalmaya başlamıştı.

Şarkının ne anlama geldiğini tam olarak bilemiyordu ancak ondaki yansımaları bambaşkaydı. Hayatının yalan olduğunu söylüyordu. Sanki şimdiye kadar aradıkları o şarkının içindeydi. "Seni sonsuza kadar bekleyeceğim" diyordu şarkıda. Bir insan niye başka birisini sonsuza kadar beklerdi ki? Bu sorunun cevabını bilmiyordu. "Ben hep seni aradım" diyordu şarkının başka bir yerinde. İnsan neden başka birisini arardı ki? Şarkı bilinmezlerle doluydu ve bu bilinmezler onun canını yakıyordu. Sanki içindeki dünya paramparça oluyor ve tekrardan yapılıyordu.

Parçalanan bir şey nasıl birleşebilirdi ki? İşin ilginç tarafı ise tekrardan birleştiğini hissediyordu. Şarkıdaki adam hep onu aramış olsa da hala bulabileceğine inanıyordu. Bu nasıl bir inançtı ki onun yokluğunda bile devam ediyordu. Kendisi inanmayı bırakalı uzun zaman olmuştu. Ancak şarkıyı dinlerken tekrardan inanmaya başladığını hissetti. Beklediği şey her ne ise onu bulabilirdi belki de ama önce neyi beklediğini bulması gerekiyordu.

Yazılımla uğraşırken şarkı eksik bir şekilde olsa da tekrar ediyordu ve her tekrarda kendini daha iyi hissediyordu. Şarkı hüzünlüydü ama içindeki umut bir güneş gibi açmıştı. Daha sonra ağaçlar yeşillenmiş, çiçekler açmış ve kuşlar ötmeye başlamıştı. Oysa eskiden kurumuş bir ormandı onun yüreği. Hiç çiçek olmamış, kuşlar hiçbir zaman şarkı söylememişti. Şimdi ise her şey çok farklıydı ve o ne yapacağını bilmiyordu.

Bilmemek belki de en büyük zorluktu hayatında ki o hiçbir şeyi bilmediğini düşünüyordu. Ancak öğrenmeye başladığını hissetti. Hep aradığı soruların cevaplarını bulabilecekmiş gibi hissetti bu sürede. Önce aradığı soruların ne olduğunu öğrenmeliydi.

Kendi içinde dalgalanmalar yaşıyordu. Her yeni duygu sorularla beraber geliyordu ve her soru onu tekrardan mezarlığa geri götürüyordu. Daha sonra şarkı tekrar çalmaya başlıyor ve kendini mavi çimlerde buluyordu. Mavi çim olmazdı gerçekte ama bu şarkının gerçekliğinde her şey mümkündü. Belki de gerçek olan şarkıydı ve mavi çimler mümkündü. Eğer gerçek olan şarkıysa kalan her şey sahteydi.

Sahtelikler içinde yaşadığını her zaman biliyordu ama şu an sahteliğin ne kadar büyük olduğunu daha iyi anlıyordu.Yaşadığım her şey bu an içinmiş dedi kendine. Hatta biraz yüksek sesle söylediği için avize konuşacak gibi oldu ama bunu yapmadı. Avize konuşmazdı sonuçta. Sadece bir an için adamla göz göze gelmiş ve ona "beni hiç dinlemedin" demişti. Avizeyi dinleseydi eğer herkes gibi olurdu ve bu şarkıyı asla duymazdı. Bu yüzden avizeyi bir kenara bıraktı ve şarkıyla ilgilenmeye devam etti.

Yazılımı tam anlamıyla ayarladıktan sonra gözlerini kapattı ve şarkıyı dinledi. Şarkıda bir adam birisini bekliyordu. Mavi çimlere oturmuş ve gözlerini hiç kapatmıyordu. Adam perişan haldeydi. Belki de uzun zaman boyunca yürümüştü ve artık daha fazla yürüyemiyordu. İnanması için hiçbir sebep yoktu ama o inanmaya devam ediyordu. Elinde ona vermek için bir şey tutuyordu. Elbet ona ait olanı gelip alacaktı. Kalbini verecekti ona.

Kalbini vermenin ne demek olduğunu merak etti bu sürede. Kalbini verirse insan ölürdü. Ancak şarkıya göre insan kalbini verdikten sonra ölür ve yeniden doğardı. Başka birisi olurdu belki de tekrardan hayata dönerdi. Hangisinin gerçek olduğunu bilemedi. Hangisinin gerçek olduğunun bir önemi yoktu. Sadece müziği dinliyor ve şarkının onu götürdüğü yerlere gidiyordu.

Şarkıyı birkaç kere daha dinledikten sonra kendine bir kahve yapmak için ayağa kalktı. Mutfağa gittiğinde suyu ısıtmaya başladı ve bardağa kahveden koydu. Yine kahveyi bolca koymuştu çünkü onun uyumaması gerekiyordu. Bu esnada aklına bir soru geldi "Şapkalı adam kimdi?" "O şapkalı adam konserdeki kişiyle aynı mıydı? yoksa birden fazla şapkalı adam mı vardı?" "O adam niye ona yardım etmişti?" "Nasıl bir çıkarı vardı bundan?" "Acaba diski o da dinleyemiyordu da dinlemek için böyle yapmıştı?" "Ancak o kadar samimi gelmişti ki onun böyle şeyler yapmayacağını düşünüyordu?"

Başka bir soru daha geldi aklına "Acaba şapkalı adamda başka disk var mıydı?"

Kahvesini bitirip bilgisayarının yanına geldiğinde şarkıyı dinlemeye devam etti. Bu esnada başka disklerin olup olmadığı sorusu zihninde dolaşıyordu. Eğer varsa onları bulması gerekliydi ancak acelesi yoktu ve şarkıyı dinlemeye devam etti. Önce onu anlamalıydı.

Share this

Related Posts

Previous
Next Post »

Find Us On Facebook