Aşkın mezarı 17

Adam kırmızı ayın cevabını asla duyamadı. Oysa o doğruluğun ayıydı. Aslında tüm aylar doğruyu söylerdi. Beyaz ay doğruyu üstünü kapatarak söylerdi. Siyah ay ise doğruyu en acı verici biçimde söylerdi. Kırmızı ay ise doğruyu olduğu gibi söylerdi. Ancak adam kırmızı ayın cevabını duyamıyordu. Çünkü hazır değildi. Eğer hazır olsaydı ayın ona "şarkılar yalan söyleyemez" dediğini duyabilirdi "şarkılar hep doğruyu söyler eğer dinlemesini bilirsen."

Adam "peki ben ne yapmalıyım? Karşıma daha önce tanıklık etmediğim bir an çıktı ve ne yapacağımı bilemiyorum. Sonum siyahlı adamların elinde olabilir. Bilmiyorum bana ne yaparlar, beni ne ile öldürürler. Söyle en sevdiğim ay ne yapmalıyım ben." Adam yine kırmızı ayın verdiği cevabı duyamadı. Eğer duyabilseydi onun "İçindeki doğru neyi gerektiriyorsa onu yap. Kendini dinle, tüm cevaplar orada saklı" dediğini duyabilirdi.

Ancak adam kırmızı ayın cevaplarını tekrara duymadı. Ancak onun bilmediği bir şey daha vardı. Ayların özel güçleri vardı. İnsanları etkileyebilirdi aylar. Özellikle kırmızı ay bu konuda daha başarılıydı. O herkesin istediği gibi yaşamasını isterdi. Ancak bu isteği çoğunlukla gerçekleşmezdi. Hatta uzun bir süredir inzivaya çekilmişti ve adam çok uzun zamandır kendisine seslenen ilk kişiydi. Oysa eskiden herkes severdi ve konuşurdu onunla.

Bu esnada adamın zihninde bir düşünce belirdi. Düşünce ona "Sonuna kadar git diyordu. Tüm sorularının cevaplarını öğren ve içindeki eksikleri tamamla." Bu düşünce adama ilaç gibi gelmişti. Düşüncenin etkisiyle bankta oturuşu değişti ve kendine olan güveni arttı. Ancak bunları nasıl yapacağını bilmiyordu. Bir işarete daha ihtiyacı vardı onun ama diğer aylarla konuşmadı. Ona samimiyetsiz gelirdi onlar. Hayat beyaz ay kadar beyaz ne de siyah ay kadar siyahtı.

Kendi içinde düşüncelerine yaptığı yolculuk bir süre daha devam etti. Ne kadar devam ettiğini bilmiyordu ama aylar gökyüzünde biraz daha yükselmişti. Zaman geçmeye devam ediyordu ve beklediği cevap gelmiyordu. Nedense içinde şapkalı adamı tekrar göreceğine dair bir düşünce vardı ve orada olmasının asıl sebebi oydu.

Müzik çalarında yeni bulduğu şarkı vardı ve o şarkının derinliklerinde ruhsal yolculuğu devam ediyordu. Şapkalı adamın gelip yanına oturması fazla uzun sürmedi. Adam bunu ilk başka fark etmedi çünkü kırmızı ayı seyre dalmıştı. Ancak bir süre sonra başını çevirdiğinde şapkalı adamın yanında oturduğunu gördü ve kulaklıklarını çıkardı.

İlk konuşan şapkalı adam olmuştu "Geleceğini biliyordum."

Adamın şaşkınlığını üzerinden atması biraz zaman almıştı ve bu süre içinde ne söyleyeceğini bilemedi. Kendini topladığında ilk söylediği şey "neden her şey böyle" oldu. Şapkalı adam ise hafifçe gülümseyerek "Yanlış soruları soruları soruyorsun" dedi. "Doğru soruları sormak için hazır değilsin henüz. Şimdi buraya neden geldiğini söyle"

"Buraya yeni bir disk almak için geldim. Bana verebileceğin başka bir disk var mı?"

"İşte doğru soruları sormaya başladın. Bu senin doğru yolda olduğunu gösterir. Bende başka bir disk yok ama onu nerede bulabileceğini biliyorum. Zorlu bir yolculuk olacak senin için. Bu yolculuğa çıkmak istiyor musun?" şapkalı adamın yüzündeki gülümsemesi kaybolmuş ve yerini ciddi bir ifade almıştı.

"Evet, sonucu her ne olursa olsun varım" dedi adam kararlı bir biçimde.

"O zaman beni iyi dinle. Bir evde bir disk daha var. Ancak giriş kapısı şifreli. Oradaki adamı tanırdım ve siyahlı adamların peşinde olduğunu biliyorum ve bir süredir ondan haber alamıyorum. Sana eve giriş şifresini vereceğim ancak disk içeride bir kasada duruyor ve o şifreyi sen çözmelisin. Eve girerken bir şapka tak. Evde kameralar olduğu için yüzünün görünmesini istemem. Ayrıca parmak izi bırakmamak için sana vereceğim eldivenleri giy. Evin dış kapısının şifresi "1453" ve etrafta siyahlı adamlar olabilir onlara karşı dikkatli ol." Şapkalı adam konuşmasını bitirdiğinde adama üzerinde adres yazılı bir kağıt verdi. Ev şehrin biraz dışındaydı ama orayı bulabilirdi.

"Teşekkür ederim" dedi adam. Şapkalı adam ise "Tekrar geldiğinde bazı sorularına cevap bulacaksın" dedi ve ayrıldılar. İlk önce adam ayağa kalktı. İçindeki heyecan onun durmasına engel oluyordu. Önüne ne çıkarsa çıksın onu yeneceğini düşündü sebepsiz bir şekilde.

Diz üstü bilgisayarını yanına aldığı için mutlu oldu yoksa eve kadar gitmesi gerekecekti ve bu zaman kaybetmesine sebep olabilecekti. Şapkalı adamdan beyaz bir şapka da almıştı. Evin yanına gittiğinde eldivenleri giyecekti ve siyahlı adamlara karşı dikkatli olacaktı. En fazla onu da yok ederlerdi. Zaten yaşamak için bir amacı yoktu. Uzun zamandır planladığı son bu şekilde olurdu onun için ama şapkalı adamın da söylediği gibi dikkatli olmalıydı.

Eve olan yolculuğu yaklaşık 2 saat sürecekti tahminine göre. Bu yolculuk boyunca planlarını yapmalı ve hazırlanmalıydı. Sonrasında ne olacağının önemi yoktu o bir adım atmış ve adımının tüm sonuçlarına katlanacaktı. Şanslıydı ki kendini yorgun hissetmiyordu ve hızlı bir biçimde yürümeye devam etti. Eğer bu hızla yürümeye devam ederse 1.5 saat sonra evin önünde olacaktı.

Share this

Related Posts

Previous
Next Post »

Find Us On Facebook