Aşkın mezarı 22

Kız bir süre daha oturduğu yerden kalkmadı. Aklındaki tek düşünce o kağıdı nasıl okuyacağıydı. Mutlaka bir yolu olmalıydı okumasının ama nasıl olacağını bilmiyordu ama garip bir biçimde o yolu bulacağına inanıyordu. Bir sıvıyla temas ettiği zaman okunabilir olabilirdi veya bir ışıkla karşılaştığı zaman da okunabilirdi. Sıvıların sayısının çokluğu ve ışık çeşitlerinin çokluğu kafasını karıştırmıştı. Ayrıca sıvıları teker teker denemeye kalksa kağıt yok olabilirdi. Bu yüzden çok dikkatli olmalıydı.

Evine geçtiği zaman düşünceler giderek artıyordu. Ona göre ışıkla alakalı bir çözüm olabilirdi. Onu farklı bir ışık altında incelemeliydi. Ancak hangi ışığı seçeceğini bilemiyordu. Bu yüzden evine gittiği zaman ilk olarak farklı ışık altında denemeye başladı. İlk önce kırmızı ışığı denedi ama değişen hiçbir şey olmadı. Ardından diğer renkteki ışıkları denedi. En son olarak mor ışığı denedi ama yine değişen bir şey olmadı. Onu deneyebileceği çok fazla ışık kalmamıştı ve bu durum onda derin bir karamsarlığa neden olmuştu. Ne yapacağını bilmiyordu oysa o kağıtta yazanları okumak en çok istediği şeydi.

Güneş ışığı çok gizli ve bulunması zor olmayan bir ışık olduğu için bu şıkkı zihnine düştüğü anda eledi. Başka neler kalmış olabilirdi ki geriye. Doğal ışık olarak ay ışığı vardı. Dolunay ışığı biraz daha zor bir durumdu. 3 ayın dolunayda olması çok daha düşük bir ihtimaldi. Eğer okunmasını istemediği bir kağıdı olsa ama birileri tarafından da okunmasını istese 3 ayın dolunayda olduğu zaman okunabilen bir kağıt yapmak onun için oldukça mantıklıydı. Zaten o olayları kendi zihninde değerlendirir ve ona göre kararını verirdi.

Aklına yatan bir fikir bulduğunda hızlı bir biçimde balkonuna çıktı ve kağıdı küçük masasının üzerine koydu. 3 ayın dolunay olması hayatta bazı güzel şeyleri beraberinde getirmeli diye düşündü. Bir süre beklediği zaman kağıdın üzerinde küçük bir yazı belirdi. Yazıya baktığı zaman bir adres olduğunu fark etti. Adresin nereyi işaret ettiğini bilmiyordu ama bulabileceğini düşündü. Zaten onun hayatında kolay bir şey olmazdı ama kolay olanlara değer vermezdi zaten.

Evden çıkmadan önce adresi bir kağıda yazdı ve nasıl gidebileceğini araştırdı. Daha sonra acıkmış olabileceği ihtimaline karşılık bir şeyler atıştırdı. Açlığı hissetmiyordu ama bu durumu içindeki heyecana bağladı. İnsanda heyecan fazla olduğu zaman bedenini hissedemeyebilir diye düşündü. Belki de vücudunda adrenalin fazla miktardaydı. Zaten bu yüzden yorulan bedenini umursamadı. Kısa bir atıştırmanın ardından evden dışarıya çıktı. Saatin geç olmasının hiçbir önemi yoktu onun için.

Tahminine göre 1.5 saat kadar yürüyecekti. Eve gittiği zaman ne bulacağını da bilmiyordu. Aslında arabası olsa çok daha hızlı gidebilirdi. Ancak herkesin arabası olmazdı. Sadece bazı insanlara sistem araba verirdi ki onlar da genellikle çok daha önemli görevde olan insanlardı. Taksiye de binebilirdi ama taksiye bindiği zaman kimliği ile giriş yapardı ve sonrasında sistem onu istediği gibi takip edebilirdi. Bu nedenle taksiye binmeyi hiç sevmezdi. Zaten takip edilmemek için telefonunu kapatmıştı ve telefonun pilini çıkarmıştı. Eğer telefonun içinde başka bir takip cihazı yoksa takip edilmezdi.

Evden çıkıp adrese doğru yürümeye başladığı zaman içindeki heyecan giderek artıyordu. Bu yüzden her adımı bir öncekinden daha hızlıydı. Bir saat kadar yürüdüğü zaman yürüyüşü bozulmaya başlamıştı ancak bunun farkında bile değildi. Farkında olsaydı durup biraz dinlenmek isterdi ama fark etmek onu yavaşlatırdı ve bunu istemiyordu.

Adresteki eve vardığı zaman şehrin dışına çıkmıştı ve ilk kez oraya gidiyordu. İlginçtir ki şehrin o bölümü uzun zaman önce terk edilmiş gibiydi. Evlerin bir kısmı yıkılmış ve tekrardan yapılmamıştı. Evler genellikle bahçe içerisindeydi ama bahçedeki tüm ağaçlar ölmüştü. Bazı evlere dikkat ettiği zaman savaşın izlerini gördü. Hiç savaş görmemişti ama eski zamanlarda böyle bir şeyin olduğunu duymuştu. Savaşın nasıl olduğuna dair fazla bir bilgisi yoktu ama siyahlı adamların kullandığından daha güçlü silahlar kullanılıyor olmalıydı.

Gitmesi gereken yere gittiğinde iki katlı bir ev ile karşılaştı. Diğerlerinin aksine o ev yıkılmamıştı. Evin yıkılmamasının bir sebebi var mıdır diye düşündü bir süre daha sonra bu bilginin hiçbir işine yaramayacağını düşünerek vazgeçti düşünmekten. Ev tek katlıydı ve oldukça eski görünüyordu. Bir zaman beyaza boyalı duvarların boyası artık dökülmüştü. Eski tahta bir kapısı vardı evin ve gördüğü kadarıyla içeriye giriş yolu o kapıydı.

Kapıyı açmaya çalıştığı zaman onun kilitli olduğunu gördü. Demek ki içeriye girmenin başka bir yolu olmalıydı veya kapıyı kırmalıydı. Sert bir tekme ile kapıyı kırabileceğini düşündü. Aslında oldukça mantıklıydı ve düşündüğü gibi kapının kilit bölümüne sert bir tekme attı. Tekmesinden sonra kapının kilidi arka tarafa düştü ve kapı kırıldı. Daha sonra kırdığı kapıyı iterek içeriye girdi. Ancak içeriye girdiği zaman kulakları sağır edebilecek bir ses duydu ve evin içi bir anda alevlerle doldu. Kırmızı, alevler her yerdeydi ve değdiği her yer onlara katılıyordu. Bu esnada içerideki eşyaların daha önce yanmış olduğunu fark etti.

İki seçeneği vardı ya geri dönecek ya da alevleri umursamayarak devam edecekti. Hemen karşısında bir kasa vardı ve tahminine göre kasa şifreliydi. İçeriye doğru devam ederken alevler tenine dokunuyor ve canını yakıyordu ancak bunu umursamadı. Umursadığı tek şey o kasadaydı ve kasanın yanına gitti. İşin kötü tarafı ise şifreyi bilmiyor olmasıydı ve şifreyi bulması için fazla vakti yoktu. İlk denediği bulduğu yazıdaki harf sayısıydı ancak bu işe yaramayınca bu sefer yazıdaki kelime sayısını denedi ve kasa açıldı. Kasanın içinde eskimiş bir kağıt bulunuyordu. Kağıdı alıp dışarıya doğru koşarken elbisesinin alev aldığını hissetti. Alevler tenini yakmaya başlamıştı artık. Dışarıya çıktığı zaman kendini yere attı ve yerde yuvarlanmaya başladı. Bu sayede alevlerin durdurabilirdi. Alevler biraz azaldığı zaman elbisesini çıkarttı ve onu yere attı. Daha sonra elbisesinin üzerinde zıplamaya başladı. Ancak onu söndürmeyi başardı. Şanslıydı ki yanan sadece üstündeki gömleğiydi. Ne yapacağını bilemeden yanmış gömleğinin yanına oturdu ve derin nefes almaya başladı. Evine doğru yola çıkmadan önce biraz soluklanmalıydı yoksa yürüyemezdi ancak bekleyecek fazla zamanı yoktu yoksa siyahlı adamlar dumanları görüp oraya gelebilirdi ve bunu hiç istemiyordu.


Share this

Related Posts

Previous
Next Post »

Find Us On Facebook