Aşkın Mezarı 26

Aşka neler olmuş olabilirdi? Bir şeyin ortadan kaybolması için ölmesi gerekirdi veya siyahlı adamlar işin içindeydi. Ancak dinlediği şarkıdaki aşk yaşıyor olamazdı o zaman ona ne olmuştu? Kafasındaki binlerce soru olmasına rağmen tamamlandığını hisssediyordu. Belki de hayatında aşk adındaki şey olmadığı için böyle hissediyordu. Belki tüm insanların hayatında aşk olmadığı için böyleydiler. Düşününce ona çok mantıklı geliyordu ama aşka ne olmuştu? İşte bu sorunun cevabını bir türlü bulamıyordu. Sistemin bir işi olmalıydı ona göre. Nasıl olsa her şeyin altından sistem çıkıyordu. Peki aşkı nasıl öldürmüştü? Yaşayan bir canlı olmadığına göre ne yapmıştı ona?

Önce aşkın ne olduğunu anlaması gerekiyor. Ona ne olduğunu daha sonradan öğrenebilirdi. Belki şapkalı adamın bu konuda bilgisi vardı. Başka türlü olsa onu bu plağa yönlendirmezdi. Başka saçma sapan şarkılara yönlendirirdi ama özellikle bu plakları işaret etmişti. Demek ki onun bazı şeyleri görmesini istiyordu. Demek ki kafasında bu soruların oluşmasını istiyordu. Peki siyahlı adam kimdi ve neden ona yardımcı oluyordu? İşte bu sorunun cevabı daha büyük bir bilmeceydi.Bu soruyu onu bir sonraki görüşünde sormayı düşündü ama bunun için daha fazla zaman vardı. Bir anda onu uzaklaştırmak istemiyordu ama elbette ona soracağı sorular vardı. Önce bunları düşünmeli ve bir sonraki görüşünde ona sormalıydı.

Aşkı sorabilirdi ona neden öldürüldüğünü de aynı şekilde. Neden ona yardım ettiğini de sormalıydı. Aşkın nasıl yok olduğu da soruları arasında yer alıyordu. Peki tekrar o bankın yanına gitse onu bulabilir miydi? Ya devamlı orada duruyordu ya da onun geleceğini önceden biliyordu. Peki bu nasıl oluyordu? Onu takip mi ediyordu? Bu düşünce ile karşılaşınca pencereye çıktı ve sokağa baktı. Şapkalı adamı görmeyi bekledi ama sokakta değildi. Daha sonra bu düşünceden de vazgeçti. Acaba onun geleceği zamanları önceden planlaması mümkün müydü? Zamanda yolculuk mu yapıyordu yoksa adam? Bu düşüncede ona çok mantıklı gelmedi. Yoksa sistemin bir adamı mıydı? Ancak böyle olsaydı çoktan siyahlı adamlar onun için gelmiş olurdu.

Banka doğru ilerlerken aklında  bu sorular vardı. Bu nedenle geçen zamanın farkına bile varmamıştı. Gök yüzünde 3 ay dolunay olarak son gecesini yaşıyordu ve yakında üçü birden kaybolacaktı. 3 ay ortadan kaybolduğu zaman kendini çok daha fazla yalnız hissederdi. En azından geceleri onlarla konuşuyordu ama onlar gittiği zaman geceleri kimseyle konuşamazdı. Güneşle konuşabilirdi ancak o da bir süre sonra ortadan kayboluyordu. Aslında aylarla konuştuğu için kendinin farklı olduğunu düşünüyordu. Herkesin aynı olduğu bir yerde farklıydı o ve bunun iyi mi yoksa kötü mü olduğunu bilmiyordu.

Bankın yanına yaklaştığında 3 aya veda etti. Nedense her seferinde onları tekrar görememekten korkuyordu. Sistemin ele geçirmediği onlar kalmıştı. Eğer bir gün onları da ele geçirirse  geriye hiçbir şey kalmayacağını düşünüyordu. Eğer bir gün 3 ay geri gelmezse, ağaçlar ve deniz de kaybolursa sadece avize kalırdı geriye ve 3 ayı yok eden sistemin avizeyi de alması hiç de zor değildi. O günün gelebileceğini biliyordu. O geldiği zaman geriye hiçbir şey kalmayacağını da biliyordu ve o günün gelmemesi için savaşmaya kararlıydı. Gerekirse 3 aya geri gelmeleri için sebepler verecekti ve gerekirse bunu her gece yapacaktı. Aslında gökyüzüne bir kalat atıp onları geri getirmesi de mümkün değildi. Yapabilseydi ama bunu da yapardı.

Banka yaklaştığında şapkalı adamın oturduğunu fark etti. Orada oturmuş ve her zaman yaptığı gibi denizi seyrediyordu. Onun yanına yaklaşmadan önce denizle kısa bir süre için sohbet etmeye karar verdi ve denize şapkalı adamın hikayesini sordu. Elbette deniz cevap vermedi ama o sormaya devam etti. Özellikle şapkalı adamın onu takip mi ettiğini sorduğu zaman yine cevap alamadı. En azından bir şeye soru sorabiliyordu ve bu bile iyi hissetmesine yetiyordu.

Şapkalı adamın yanına gittiği zaman yanına oturdu ve hiçbir şey söylemed. Zaten fazla konuşmazdı onlar. Şapkalı adam "hoş geldin" dediği zaman hoşgeldin kelimesinin anlamını düşündü. Onun gelmesi hoşluk mu demekti? O  nasıl hoşluk getirebilirdi ki? Bu soruları çok kısa bir zaman içinde düşünürken konuşmaya devam eden şapkalı adam olmuştu "Bende seni bekliyordum?" Neden onu beklediğini de sormadı ona. Soracak daha önemli soruları vardı. Bir an için başını iki yana salladı. Amacı kafasındaki soruları sıraya dizmekti. Bu yöntein işe yarayıp yaramayacağını bilemiyordu ama denemekten zarar gelmezdi.

"Sana soracak sorularım var" dediği şapkalı adam "Elbette" diyerek cevap verdi. Şapkalı adamın bu sözü kendini iyi hissetmesine neden olmuştu. "Aşk nedir?" diye sordu ilk önce. Sanki aşkın ne olduğunu anladıktan sonra tüm soruları cevaplanacaktı.

"Aşkın ne oluğunu sana anlatamam. Bunu kendin öğrenmen gerekir. Ancak şunu söyleyebilirim sana aşk çok güçlüdür. Bu gezegen dönüyorsa bunun nedenidir aşk.

Bir cevap başka soruları da beraberinde getirmişti. "Ancak kimse aşkı bilmiyor ben dahil. O zaman dünya nasıl dönüyor ve ben aşkı nasıl öğrenebilirim?"

"Aşkın bilenlerin sayısı çok az olsa da birileri onu biliyor. Aşkı nasıl öğreneceğin sorusuna gelince aşkı öğrenme yolculuğuna çıktın bile. Bu yolda devam edersen aşkın ne olduğunu öğreneceksin ve o zaman her şeyi daha iyi anlayacaksın."

Yine başka cevapları beraberinde getiren başka bir cevap ile karşılaşmıştı. Acaba neden şapkalıa adam bu kadar gizemli konuşuyordu. Belki de onu alıştırmaya çalışıyordu. Bir anda herşeyi anlatsa beyni bile patlayabilirdi ki bunu istemezdi en azından soruları cevaplanana kadar istemezdi. "Eğer aşkı bulma yolundaysam bir sonraki diski nerede bulacağımı söyle bana" değinde bu sefer net bir cevap bekliyordu.

"Bu sefer işin çok daha zor olacak en baştan söyleyeyim. Sistem bir adamı ele geçirdi ve diskin yerini o adam biliyor. Sana adresini vereceğim anak durum biraz karışık. Adam sonsuz bir rüyada yaşıyor ve diskin yerini öğrenebilmen için onun rüyasına girmen gerekiyor. Sistemin adamı tuttuğu yeri söyleyeceğim sana. Bir makine aracılığı ile adamın rüyasına giriyorlar günde iki kez. Giriş ve çıkış saatlerini de söyleyeceğim. Siyahlı adamlar her gün onun yanına rüyasına girse de adam diskin yerini onlara söylemiyor. Bu nedenle adamın rüyasına girdiğin zaman onu ikna etmen gerekecek."

"Adamın rüyasında ne yapacağım ben? Onu nasıl bulacağım? Onu nasıl ikna edeceğim."

"Adamın rüyasına girdiğin zaman onunla karşılaşacaksın. Baştan söyleyeyim rüya dünyasının kuralları farklıdır. Bu nedenle adamın ne rüyası gördüğünü bilmediğim gibi orada hangi kuralların işlediğini de bilmiyorum. Bunların hepsini kendin öğrenmen gerekecek. Yer çekimi farklı olabilir veya zaman farklı işliyor olabilir. Başbaşka bir evrende veya uzayda geçiyor olabilir rüyası. Hazırlıklı olman gerekiyor herşeye. Unutma siyahlı adamların bile yapamadığı bir şeyi yapman gerekiyor."

"Yapacağıma inanıyorum" dediği zaman siyahlı adam bir kağıt uzattı. Kağıdın üzerinde bir adres yazıyordu ve siyahlı adamların geliş ve gidiş saatleri. Kağıda göre siyahlı adamlar her gün sabah 8 de geliyor ve 10 da çıkıyordu. Akşam da aynı şekildeydi zamanlar. Ayrıca kağıtta siyahlı adamları izleyeceği bir adres yazıyordu. İlki tane siyahlı adam geliyor ve birisi rüyaya girerken diğeri nöbetçi olarak bekliyordu. Buna göre evin etrafında bir yerde bekleyecek ve siyahlı adamlar gittiği zaman içeriye girecekti. Ayrıca makineyi çalıştırmak için gerekli olan şeyler de yazıyordu kağıtta. Okuduğu kadarıyla makineyi çalıştırmak zor olmayacaktı. Sadece rüyada yolunu bulması ve adamı ikna etmesi vardı ve bunu nasıl yapacağını deneyerek öğrenecekti.

Şapkalı adamın yanından ayrıldığı zaman eve doğru yola çıktı. Eve geçerdi ve belki biraz uyuyabilirdi. Buna pek ihtimal vermiyordu ama biraz dinlenmesi gerekiyordu. Nelerle karşılaşacağını bilmiyordu ve bu içinde bir korkunun oluşmasını sağlıyordu. "Kaybedecek bir şeyim yok" dedi kendine. En kötü aşkı anlamaya çalışırken ölürdü ve bu oldukça anlamlı bir ölüm olurdu.

Eve gittiği zaman avize ile göz göze geldi ama hiçbir şey söylemedi. Koltuğa oturdu ve ayaklarını uzattı. Şimdi sabahı beklemesi gerekecekti ve zamanın çok yavaş akacağından emindi.




Share this

Related Posts

Previous
Next Post »

Find Us On Facebook