Aşkın mezarı 33

Hiç hiçbir şey görememesine rağmen başına bir şey gelebileceğine olan inancı azalmıştı. Siyahlı kız, siyahlı adamları öldürdüğüne göre ona inanabilirdi. Zaten şapkalı adam onun başına bir şey gelmesini istemezdi. Aslında bundan da emin değildi ama şimdiye kadarki davranışları aksini gösteriyordu. Siyahı kız onu korurdu. Böyle yapması gerekirdi yani. Yoksa anlamsız olurdu herşey ve daha fazla öğrenemez, aşkı hiçbir zaman anlayamazdı.

İlerlerken kaç adım attığı saymadı. Hangi yöne döndüklerini de aklında tutmaya çalışmadı. Bunun yerine siyahlı kız ipi hangi yönde çekerse o yönde devam etti yürümeye. Ancak geçen zamanı saydı. Bu şekilde geçen zamanı hesaplayabilirdi. Aslında bu bilgi onun bir işine yaramazdı ama hiçbir şey göremeden geçen zamanı bir şekilde doldurmalıydı.

Bir yerde durdular ve bir kapının açılma sesini duydu. Açılan kapıdan çıkan sese göre kapının eski ahşap bir kapı olduğunu düşündü. O zamana kadar 71473 saniye geçmişti ki siyahlı kız onu tekrardan çekmeye başladı. 7 adım attıkdan sonra kapının kapanma sesini duydu ve siyahlı kız kafasındaki örtüyü çıkarttı. İçerisi loş bir ışıkla aydınlanıyordu. Burada ne yapacaklarını merak ediyordu ancak tek kelime etmedi.

Siyahlı kız "Beni takip et" dediğinde onun peşinden ilerledi. Önce bir odaya girdiler ardından siyahlı kız duvardaki birkaç tane yere dokundu ve karşılarındaki duvar sessiz bir biçimde açıldı. O duvara baktığı zaman duvarın açılabileceğine inanamazdı. Beraber açılan duvardan geçtiler ve siyahlı kız bir taşa daha dokundu ve duvar kapandı.

Duvar kapandıktan sonra siyahlı kız "Burayı kimsenin bulamamasını istiyoruz. Korkmana gerek yok" dedi. Sesi eskisine oranla daha sakin ve rahatlatıcıydı. "Kormuyordum zaten" diyerek cevapladı kız.

"Burası çok eski bir sığınak. Yerini kimse bilmiyor bu nedenle rahatız. Zaten burayı bulamazlar." diyerek anlatmaya devam etti siyahlı kız.

"Buraya ne için geldik?" diye sordu kız artık ne olacağını bilmek istiyordu.

"Seni küçük bir yolculuğa çıkaracağız ve o yolculukta aklındaki birçok soruya cevap bulacaksın."

"Nereye gideceğim?"

"Aslında bir yere gitmeyeceksin. Pek anlatılmaz ama dnalarının arasında sana ait olmayan bazı bilgiler mevcuttur. Senden önceki nesilden gelen bilgiler gibi düşünebilirsin bunları. Bu bilgiler arasında bir yolculuğa çıkacaksın ve orada sorularının cevabını arayacaksın."

"Bu nasıl olabilir?"

"Eski zamanlarda teknoloji çok daha ileriymiş ve daha sonra bütün bu teknolojiler yok edilmiş. Sadece birkaç tane kaldı onlardan."

Biraz daha ilerledikten sonra bir asansöz kapısının önüne geldiler ve siyahlı kız düğmeye bastığı zaman asansörün kapısı açıldı. Daha sonra birlikte içeriye girdiler ve kapı kapandı. Siyahlı kız -13. numaraya bastı ve asansör aşağıya doğru hareket etmeye başladı.

Asansör aşağıya doğru inerken siyahlı kız konuşmaya devam ediyordu "Seni bir makineye bağlayacağız ve bu sayede geçmiş hatıralarda yolculuğa çıkacaksın: Aslında geçmiş hatıralar senin zihninde tekrar şekillecek ve aslında kendi hayal gücünde olacak bu yolculuk ama geçmiş yaşamlardan kesintiler göreceksin."

"Hangi geçmişe gideceğim belli mi?"

"Hayır, yolculuk rastgele olacak ama gideceğin yerler senin ne istediğin ile ilgili olacak. Gittiğin yerlerin aslında kendi zihninde olduğunu unutma ve sakin olmaya çalış."

-13. kata geldiklerinde kapı açıldı ve dışarıya çıktılar. Dışarıya çıktılarında bir süre boyunca yürüdüler ve bir odaya girdiler. Odanın ortasında büyükçe bir makine ve bir koltuk bulunuyordu. Kız koltuğa oturdu ve siyahlı kız başına bir başlık taktı. "Sende bu yolcuğa çıktın mı" diye sordu kız ve siyahlı kız "evet" diyerek cevapladı.

"Şimdi rahatla ve derin bir nefes al"

Kız siyah bir yerde buldu kendini ve bir an sonra şehirdeki bir sokaktaydı. Ancak sanki her şey geçmişe dönüşüyordu. Eskimiş binalar yenileniyor bazıları yıkılıyor ve bazıları yeniden yapılıyordu. Bütün bunların bir anda olması kafasını karıştırmıştı. Zaten bu yolcuğun kaç sürdüğünü hiçbir zaman anlayamadı. Zamanın geri çekilmesi durduğunda kendini yıkılmış bir şehirde buldu. Patlama sesleri her yerden duyuluyordu ve gökyüzünü siyah bir bulut kaplamıştı.

Gördüğü binaların birçoğu paramparça olmuştu. Tam nerede olduğunu anlamaya çalışırken gökyüzünden aşağıya doğru hızla inen siyah bir nesne gördü. Kısa bir süre sonra siyah nesne yere çarptı ve büyük bir patlama oldu. Patlamanın etkisiyle kız yere düştü. Siyah şey daha yakına düşseydi ölecekti belki de. Tekrardan ayağa kalktığı zaman kendine gelmek için başını birkaç kere iki yana salladı. Nasıl bir yere gelmişti böyle? Acaba hiç canlı var mı diye düşündü yıkılmış bir şehrin içinde yürürken.

Nereye gideceğini bilmiyordu ama içindeki bir sesi takip etti ve o ses onu kısmen yıkılmış bir binaya götürdü. Kız ahşap kapıyı açıp içeriye girdiğinde eski bir  koltukta oturan bir kadın gördü. Kadın başını iki elinin asında almıştı ve gözlerinden aşağıya doğru su damlaları düşüyordu. Kadının yanına yaklaşırken ne söyleyeceğini düşündü. Oturan kadın ise onu duymamıştı ya da duymamazlıktan gelmişti.

Bir süre bekledikten sonra kız aklındaki en büyük soruyu sordu "Neredeyim ben?"

Share this

Related Posts

Previous
Next Post »

Find Us On Facebook