Aşkın mezarı 39

"Hoş geldin. Bu akşam bir çok soruna cevap vermeye çalışacağım. Gerçekleri görmenin vakti geldi."

"Bir çok şeyi bilmiyorum. Neler oluyor? Aşk neden yok? Ona ne oldu? Şarkılar neden dinlediklerim gibi değil?"

"Bazı sorularına şimdi cevap vermeyeceğim ama onun da zamanı gelecek birazdan. Sana biraz bizden bahsetmek istiyorum. Kendimize aşkın koruyucuları diyoruz. Tarihin başlangıcından beri varız. Amacımız aşkı korumak ve onu yaşatmak. Çok eskilerden bunun için şarkılar yazdık, hikayeler anlattık ama öye bir zaman geldi ki aşk yok olmaya başladık. Karşımızdaki güç o kadar büyüktü ki hiçbir şey yapamadık. Sadece bekledik. Doğru zamanın gelmesini bekledik, aşkın tekrardan yaşadığı günün gelmesi için bekledik."

"Eskiden aşk vardı ve dinlediğim şarkılar o zamanlarda yazılmıştı. Peki bu ne kadar önceydi?"

"Binlerce yıl belki tam tarih veremem sana ama sadece çok uzun zaman önce diyebilirim, tahmin edeceğinden bile daha önce."

"Bu binlerce yılda aşk yok oldu. Peki neden böyle oldu? Kimse savaşmadı mı aşk için? Ondan bu kadar mı kolay vazgeçtik?"

"Elbette savaş oldu hatta çok büyük bir savaş. Tahminlerimize göre toplam nüfusun yarısından fazlası bu savaşta öldü ve biz güçsüzleştik. Artık sadece birkaç kişiyiz ve tahmin edebileceğin gibi sistem peşimizde. Bu yüzden saklanıyoruz."

"Doğru zaman demiştin o ne zaman gelecek?"

"Az kaldığını düşünüyorum. Bu konuda daha fazla bilgi veremem sana ama merak etme zamanla öğreneceksin."

"Anlamıyorum, aşkı da anladığım söylenemez ama onun çok güzel olduğunu biliyorum. O kadar güzel ki sadece onun için yaşanabilir sanki."

"Aşkı tam olarak bende yaşamadım ama zamanla benim bildiklerimi sende öğreneceksin hata benden daha fazla öğreneceksin sen."

"Senden daha fazla nasıl öğrenebilirim. Sen herşeyi biliyorsun."

"Hayır, ben herşeyi bilmiyorum. Bilmediklerim çok daha fazla."

"Anlamıyorum."

"Anlayacaksın yakında. En büyük savaşı yakında vereceğiz ve aşk tekrardan özgür olacak. Sadece biraz daha kaldı ve yakında herşey değişecek. O savaşta sistem kaybedecek."

"Nasıl bu kadar emin konuşabiliyorsun?"

"Sorunun cevabını burada öğreneceksin ama biraz daha zaman tanı bana."

"Neden anlatmıyorsun?"

"Birisini daha bekliyorum. Aynı senin gibi aşkı arayan birisini."

"Bir kız mı yoksa?"

"Sen bunu nereden biliyorsun?"

"Nasıl anlatacağımı bilmiyorum ama siyah ay söyledi bana."

"Siyah ay mı?"

"Evet, yaşlı adamın rüyasındayken siyah ay ile konuştum ve yakında bir kızla tanışacağımı söyledi bana."

"Evet, bir kızla tanışacaksın ve sorularının çoğuna cevap bulacaksın. Bu akşam bizim için çok önemli. Savaşın başlangıcı burası olacak."

Adam bir an için sustu ve kendini gelecek kızı düşünürken buldu. Neye benziyordu acaba? Aşkı biliyor muydu? Onu bilirse ondan çok şey öğrenebilirdi. Eğer bilmiyorsa aşkı onunla birlikte arayabiliridi. Belki aşkı birlikte bulurlardı.

"Kusura bakma bir an için düşündüm."

"Önemli değil. Zaten şu anda daha fazla konuşmak istemiyorum."

"O zaman başka bir soru sormak istiyorum. İçerisi nasıl dışarıdan daha büyük olabilir?"

"Konuşmanın başından beri bu soruyu bekliyordum. Şöyle anlatayım sana burası başka bir yerde. Evrende başka bir yerde. Kapıdan geçtiğin zaman buraya geldin bu nedenle rahatsız edilmeyeceğiz."

"Nasıl yani buraya başka biri giremez mi?"

"Hayır, benim istemediğim kimse buraya giremez."

"Anladım, bu yüzden bu kadar rahat konuşuyorsun."

"Saklanmak zorunda olmayınca daha güzel oluyor."

Cümlesini bitirdiğinde şapkalı adam gülümsedi. Konuşmaya başladığı zamandan beri yüzünde olan acı ve hüzün kayboldu bir anda.

"Geldi."

İkisi birlikte kapıya bakmaya başladı. Kısa bir süre sonra kapı açıldı ve siyah uzun saçlı bir kız içeriye girdi. Kız ilk önce tam karşısında oturan şapkalı adamı gördü ve hemen ardından onun yanındaki koltukta oturan başka bir adamı. Daha sonra başını iki yana salladı ve yüzünde şaşkın bir ifade oluştu.

"Evet, içerisi dışarısından daha büyük."

Şapkalı adam dolu olan koltuğu işaret ederek "Merak etme o da senin gibi aşkı arayan birisi. Sizinle konuşacaklarım var. Sende otur." dediği zaman kızlı hızlı ve heyecanlı adamlarla adamın yanındaki koltuğa oturdu ve bir an için adamla bakıştılar. Bir kaç saniye boyunca birbirlerinin gözlerinin içine baktılar.

Geçen uzun birkaç saniyenin ardından şapkalı adam konuşmaya başladı "Hoşgeldin. Buraya sorularınızı cevaplamak için çağırdım sizi. Elimden geldiğince yardımcı olmaya çalışacağım. Ayrıca bu akşam geçmişten gelen bir mesejı ilk kez dinleyeceğiz. Şimdi rahatınıza bakın birazdan başlaması lazım."

Kız ve erkek tekrardan bakıştılar ve gülümsediler. O gülümseme tarihe son gerçek gülümselerden birisi olarak geçti ve beklediler.


Share this

Related Posts

Previous
Next Post »

Find Us On Facebook