Aşkın mezarı 41

Sokakta saklanarak yürürken konuşmaya kalksalar kendi seslerini duyamayacaklarını düşündüler. iki patlama arasında geçen zaman oldukça kısaydı ve havada sis dumanı gibi asılı kalan koyu renkli bir duman daha vardı. Ateş kokusu her yeri kaplıyor, binalardan yükselen alevler gökyüzünü kaplıyordu. Aslında oldukça güzel bir görüntü olabilirdi hepsi ama savaşın tam ortasında hayatta kalmaya çalışırlarken güzel anlayışları oldukça değişmişti. O an için kırmızı bir gökyüzünün bir anlamı yoktu.

Kurşun sesleri gelmeye başladığı zaman bir köşeye saklanıyor, patlama sesini duydukları zaman ise yere kapaklanıyorlardı. Kurşun seslerinin biraz uzaktan gelmesi siyahlı adamların çok yakın olmadığını işaret ediyordu onlara. Ancak patlayan bombaların mesafesini kestirmeleri oldukça zordu. Hele her patlamada kulak zarlarının yırtılacağını düşündükleri zaman bu oldukça zordu. Bütün bunlar olurken siyahlı kızı takip etmeye devam ediyorlardı. Çok büyük bir tehlike atlatmamış olsalar da o tehlikenin ne kadar yakın olduğunu tahmin edebiliyorlardı.

Bu şekilde ilerlemeye çalışmak oldukça zamanlarını alıyordu. Arada siyahlı kadın eliyle onlara işaretler yapıyor ve devam etmelerini, kalmalarını veya saklanmalarını söyküyordu. avuç içini göstermesi dur demekti, avuç içini açıp kapatması takip et anlamına gelirken avucunu aşağıya doğru sallaması saklanın demekti.

Yol boyunca konuşmuyorlardı, konuşsalarda anlamı olmayacağını düşündükleri için susmak daha güzel bir yoldu. Biraz daha ilerledikten sonra ki o ana kadar sadece iki sokak geçmişlerdi siyahlı kız elini yukarıya doğru kaldırdı ve onlara durmalarını söyledi. Avucunu çıkartıp işaret parmağını havaya kaldırarak onlara bir kişinin olduğunu söyledi. Daha sonra ileriye doğru bir adım attı ve omuzunda asılan silahını kaldırıp birkaç el ateş etti. Tabi kurşun seslerini diğer seslerden ayırt etmek oldukça zordu. Siyahlı bir adamın yere düştüğünü ise saklandıklarını yerden çıkıp yürümeye başladıklarında fark ettiler.

Biraz daha ilerledikten sonra tam sokağın ortasına geldiklerinde bir anda etraflarında siyahlı adamlar gördüler. Siyahlı kız etrafında kısa bir süre için döndü elini hızlı bir biçimde salladı. Hareketlerin anlamlarını hiç konuşmamış olsalar da ikisi de ne demek istediğini çok iyi biliyordu. İkisi bir binanın gölgesine saklanırken siyahlı kızın başka bir binaya saklandığını gördü. Tahminlerine göre etraflarında 4 veya 5 siyahlı adam vardı. Siyahlı kızın silahı olsa da onlar da hiçbir şey yoktu ve bu onların çaresiz hissetmesini sağlıyordu.

Kısa mesafeden gelen atış sesleri her yeri kaplamıştı. Siyahlı kızın saklandığı yer onlara çok yakındı bu yüzden kurşunların binaların yüzeyine çarpıp orayı parçaladığını görebiliyorlardı.

Siyahlı kız her ne kadar onları korumak istese de siyahlı adamlar giderek yaklaşıyordu. O ana kadar sadece boşluğa ateş ediyordu iki taraf ancak öyle bir an oldu ki siyahlı kız onlara yaklaşmakta olan siyahlı adamı kafasından vurdu ve siyahlı adam geriye doğru düştü. Silahı ise onun hemen yanındaydı. Erkek siyahlı kıza doğru bakıp iki elini birden ileriye doğru salladı. Ateş et anlamındaydı hareketi ama ne kadar anlaşılıp anlaşılmadığını bilemiyordu. Eğer yaşamak istiyorlarsa o silahı almalıydı.

Erkek hareket ettiği anda kız bir silah sesi duydu ve erkeğe doğru baktı. Erkek o an iki adım atmış ve silaha doğru eğilmeye hazırlanıyordu. Kurşun ise yavaş bir şekilde ilerliyordu. Eğer kurşun bu şekilde ilerlemeye devam ederse erkeği delecek ve zemine çarpacaktı. İlk önce ne yapabileceğini düşündü. Daha sonra hareket eden bir kurşunu durdurmak için hiçbir şey yapamayacağını fark etti.

Bu esnada kurşunun, erkeğin, her şeyin nasıl bu kadar yavaş hareket ettiğini düşündü. Normalde kurşun çoktan erkeğe çarpış olmalıydı. Ancak o havadaki kurşunları sayabiliyordu. Onlara doğru gelen 5 kurşun vardı. Bu kurşunlardan iki tanesi siyahlı kızın saklandığı duvara çarpmak üzereydi. Bir tanesi siyahlı kızla erkeğin arasındaki boşluktan geçecekti. Bir tanesi ise erkeğe doğru geliyordu. Son kurşun ise namludan yeni çıkmış ve erkeğe doğru ilerliyordu.

Bir an sonra kız herşeyin yavaşladığı sırada kendisinin normal bir şekilde düşünebildiğini fark etti. Herşey o kadar yavaştı ki saniyede yüzlerce metre hareket eden kurşun bile sadece ufacık bir mesafe ilerlemişti. Daha sonra kız yavaşlayan zamanın içinde kendisinin normal bir şekilde hareket edebildiğini fark etti. Erkekle arasındaki iki adımı attığında ise onu omuzundan tuttu ve çekmeye başladı. O an her şey normale dönebilirdi ve ikiside o an kurşunlar tarafından delik deşik olabilirdi ancak bu şekilde olmadı.

Bir eliyle silahı aldı ve omuzuna astı. Daha sonra erkeği tuttu ve çekmeye başladı. İlginç bir şekilde erkeği çekerken hiç zorlanmamıştı. Hatta ona kalsa o an dünyayı yerinden oynatabilirdi. Erkeği saklandıkları yere çektiğinde onu bırakmadan silahı kaldırdı ve tetiğe birkaç kere bastı. Silah geri doğru tepsede gönderdiği kurşunların siyahlı adamlara doğru ilerlediğini gördü. Siyahlı kızın kurşunlarından birisi de başka bir siyahlı adama doğru ilerliyordu. 4 kişi vardı karşılarında ve üçü birazdan ölecekti.

Erkeği saklandıkları köşeye götürdüğünde zamanın akışı normale döndü ve siyahlı kız bir kaç kere daha ateş etti. Daha sonra onlara doğru dönükten sonra avuç içini kendine doğru çevirip birkaç kez açıp kapattı. Bu gelin anlamına geliyordu ancak o esnada ikisi birbilerine bakıp anlamaya çalışıyorlardı olanları. Erkek silaha doğru eğildiğini hatırlıyordu ve daha sonra buraya gelmişti. Kız ise zamanın yavaşladığını görmüştü ve bunun neden olduğunu bilmiyordu. Siyahlı kıza doğru ilerlerken ikisinin de kafasında soru işaretleri vardı ama ikisi de konuşmadılar. Hala söyleyecek sözcükleri bulamıyorlardı.

Siyahlı kızın peşinde ilerlerken elllerinden geldiği kadar görünmemeye çalışıyorlardı. Kızın ona güveni artmış, erkeğin ise güveni oluşmuştu. Ancak ne kadar güvenirlerse güvensinler tek bir yanlış hareketle yok olacaklarını çok iyi biliyorlardı. Kendilerinin yok olmaları önemli değildi onlar için ama görüntüdeki adamın dediğine göre onlar olmazsa aşk da yok olacaktı ve onlar aşk için yaşamaya karar verdiler. Hala onu nasıl kurtaracaklarını bilmiyorlardı ama onu kurtarmak için yaşamaları gerekiyordu.

Koşmaktan, eğilmekten, saklanmaktan, çömelmekten oldukça yorulmuşlardı ve öyle bir zamandaydılar ki dinlenmeye bile vakit yoktu. Kız koşarken kaslarının ağrımaya başladığı hissetti. Hatta bir engele takılıp düşmek üzereyken erkek ona sarıldı ve düşmesini engelledi. Birbirlerine dokundukları o anda öyleydi ki ikisi de ne olduğunu anlamayıp birbirlerinden uzaklaştılar. Erkeğe göre yüksek güçte bir elektirik parmaklarının ucundan girmiş ve bir süre boyunca bedeninde dolaşmıştı. Kıza göre ise o an sanki evrenin başka bir yerine gitmiş ve etraflarında olan hiçbir şeyi ne görmüş ne de hissetmişti.

İşin kötü tarafı ise sadece 5 sokak geçmişlerdi ve bu şekilde devam etmeleri gerekiyordu. Siyahlı kız başka birisi ile karşılaştığı zaman onu öldürmüş ve onun silahını erkek almıştı. Artık üçünde de silah vardı ve bu kendilerini daha güvende hissetmelerini sağlıyordu. Tabi güven kelimesinin sadece gölgesinin olduğu bir zamanda güvenin gölgesinin bile kaybolduğu bir andaydılar.

İlk konuşan kız olmuştu "Nereye gidiyoruz?"

"Evinize gideceksiniz ve orada bir süre saklanacaksınız." ded siyahlı kız.

"Bir başka iki siyahlı adam ve iki yeni silah. Siyahlı kız yuvarlak bir şey aldığında ikiside onun ne olduğunu bilmiyordu. Ta ki siyahlı aldığı yuvalak şeyi karşılaştıkları kalabalık bir siyahlı adam gurubuna doğru fırlatana kadar. Siyahlı yuvarlak şeyi fırlattıktan birkaç saniye sonra büyük bir patlama oldu ve saklandıkları yerden çıktıkları zaman her yerde siyahlı adam parçalarının olduğunu gördü. Sanki siyahlı adamlar milyonlarca küçük parçaya bölünmüştü. Hatta bazı parçaları (kolun bir bölümü, bacak olduğunu tahmin ettikleri bir parça, tüm kemikleri kırılmış bir baş) onların yanına kadar gelmişti. Yürürlerken kopan parçalara basıyor ve onların o yapışkan maddeleri ayakkabılarını kaplıyordu. Yanmış et kokusu her yeri kaplamıştı.

Share this

Related Posts

Previous
Next Post »

Find Us On Facebook