Aşkın mezarı 42 roman

Parçalanmış cesetlerin üzerinden geçtikten sonra siyahlı kız ayakkabılarını silmelerini söyledi. Nedenini söylemese de ikisi de ayak izlerinden nereye doğru gittiklerini göstermemek için olduğunu anladı. Kız kendini kirlenmiş hissediyordu. Belki aşkı bulmak için yapmaları gerekeni yapmıştı ama yine de kendini kötü hissediyordu. Bir diğer taraftan ise siyahlı adamların binlerce yılda öldürdüğü insanları düşündüğü zaman az bile yaptıklarını düşündü.

Erkek ise parçalanan bedenlere bakmamıştı bile. Siyahlı adamların iç organları ilgisini çekmiyordu. Ellerine fırsat geçtiği zaman yapabileceklerini düşündü. Ancak aklını asıl kurcalayan şey ise çatışmanın orta yerinde ilerlerken bir anda kendini kızın kollarında nasıl bulduğuydu. Dahası onlara ateş eden siyahlı adamlar nasıl bir anda ölmüştü ve ayaklarının önüne düşen küre nasıl bir anda yok olmuş ve siyahlı adamlar patlamıştı. Bu soruların cevaplarını bulmak istiyordu ama cevaplar için doğru zaman değildi.

Siyahlı kızın gösterdiği yoldan ilerlediler. Önce sağa sonra sola döndüler. O kadar fazla dönüş yaptılar ki nerede olduklarını kaybetmişlerdi. Bir süre sonra siyahlı kız yolun ortasındaki bir kapağı açtı ve beni takip edin dedi. Etrafta hiç kameranın olmaması erkeğin dikkatini çekti ve kızın ardından metal merdivenlerden indiler.

Metal merdivenlerden indikten sonra duvarlardaki koş ışıkla aydınlanan bir yerde buldular kendilerini. Yürüdükleri yolun sol tarafı metal parmaklıkla çevrilmişti ve parmaklığın sol tarafında bir oluktan su akıyordu. Etraflarındaki kokuyu düşündükleri zaman suyun çok temiz olmadıklarını düşündüler. Siyahlı kızı bir süre daha takip ettiler.

Bir süre sonra yol ikiye ayrıldı ve onlar sol taraftan devam ettiler. Biraz daha yürüdükten sonra karşılarında demir bir kapı buldular ve siyahlı kız kapıyı açıp içeriyi işaret etti.

İçeri girdiklerinde küçük sayılabilecek bir oda ile karşılaştılar. Odanın içerisinde 3 tane bank bulunuyordu. Duvarlar ise loş ışıkla aydınlanıyor, ışığın aydınlattığı bölgelerde ise örümcekler duvarlara ağlarını örmüştü.

İlk konuşan siyahlı kız oldu sesi sert ve şaşkındı "Orada ne oldu?"

Siyahlı çok kısa bir cümle kurmuştu ama cümlesini uzun bir sessizlik takip etti.

Erkek "Bilmiyorum" diyerek cevapladı.

İkisi de kıza doğru bakıyorlardı. İkisi de bir açıklama bekliyorlardı ama kız suskun kalmayı tercih etti. Bu geçen birkaç anlık zamanda kafasındaki düşünceleri toparlamaya çalıştı ama nasıl yapacağını bilmiyordu ancak anlatması gerekliydi.

Birkaç an daha sessiz kaldıktan sonra konuşmaya başladı. "O" dedi erkeği işaret ederek "siyah küre önüne düştüğü zaman bir anda her şey yavaşladı. Havada asılı olan kurşunlar yavaşladı o kadar yavaşladı ki onların hareket edişini görür hale geldim. Daha sonra benim bu yavaşlığın içinde normal bir biçimde hareket edebildiğimi fark ettim ve yerdeki küreyi alıp geriye fırlattım. Daha sonra onu tuttum ve geriye doğru çekerek saklandığımız yere götürdüm. O anda zaman tekrardan hızlandı ve patlama oldu. Ancak bunların neden olduğunu bilmiyorum."

Kızın açıklması karşısında erkek ne diyeceğini bilemedi. Siyahlı kız ise "Ne olduysa oldu şu an bunları konuşmanın zamanı değil. Şimdi size ne olacağını anlatayım. Siyahlı adamların bulması için bazı ipuçları bıraktım ve o ipuçları siyahlı adamları başka bir siyahlı adama ve başka birisine yönlendirecek. Onları ne yapacakları çok önemli değil ama bir süre sonra ortalık sakinleşmiş olacak. Sizi onun evine yakın bir yere götüreceğim" dedi erkeği işaret ederek.

"Şimdi bana biraz izin verin, halletmem gereken işlerim var" siyahlı kız konuştuktan sonra demir kapıyı açarak dışarıya çıktı.

Erkek ve kız karşılıklı iki banka oturuyorlardı ve ikisi de neler olduğunu anlamaya çalışıyorlardı. Özellikle kız üzerindeki şaşkınlığı atmakta zorlanıyordu. Öyle ki konuşmak değil düşünmek bile oldukça zordu onun için.

Bir süre boyunca bakıştılar. Bu esnada birbilerini incelediler. Erkeğin açık kahverengi gözleri ve beyaz bir teni vardı. Fazla uzun olmayan sakalı yüzünü kaplıyordu. Kemikli sayılabilecek bir yüzü vardı. Parmakları uzun ve kemikliydi. Ne çok zayıf ne de çok kiloluydu. Kızın ise uzun kırmızı saçları vardı. Gözleri loş ışıkta çok belli olmasa da daha koyu kahverengi gözleri vardı. Belirgin bir çenenin yanında dolgun yanaklara sahipti. Kızıl saçları kısa kesilmişti.

İlk konuşan erkek olmuştu "Ne olduğunu bilmememe anlamama sağmen yaşamımı sana borçluyum."

"Ben bir şey yapmadım ki hatta ne yaptığımı bile bilmiyorum. Sadece o an yapmam gerekeni yaptım.

"Önemli değil sanırım."

Bir süre boyunca daha sustular. Erkek hala olayın saşkınlığını yaşarken kız ise garip bir biçimde başka bir konuyu düşünüyordu. Evet o hayatı boyunca ilk kez birisine sarılmıştı. Neden bunu düşündüğü de bilmiyordu ancak nedense düşünmek daha iyi hissetmesini sağlıyordu.

Bir süre daha bakıştıktan sonra siyahlı kız kapıyı açtı ve "Hadi gidiyoruz." dedi.

Share this

Related Posts

Previous
Next Post »

Find Us On Facebook