Aşkın mezarı 6

Şapkalı adamla ilgili düşünceler eve dönüş yolunda ona eşlik ediyordu. Onun kim olduğunu bilmiyordu, neden onu sıklıkla gördüğünü de bilmiyordu ama kafasındaki binlerce soruya bir yenisi eklenmişti. Elbette gördüğü adamın başka birisi olma ihtimali de vardı ama bu ihtimal ona olası gelmiyordu. Olasılıklara inanmayan bir insanın onlardan bahsetmesi oldukça ironikti aslında.

Eve doğru ilerlerken güneş artık saklandığı yerden çıkmış ve yükselmeye başlamıştı. Bu ise insanların sokaklara çıkacağı anlamına geliyordu. ve bu süreç çoktan başlamıştı. Onun hızlı davranması ve kimseyi görmeden eve dönmesi gerekiyordu. Ancak düşüncelerinin sayısı fazla olduğu zaman yürümekte zorlanıyordu. Sanki düşüncelerini taşımak için yeterince güçlü değilmiş gibi hissediyordu.

Sokakta ilerlerken insanlara bakmadı. Hiçbirinin bir önemi yoktu onun için. Bir an önce eve geçmek ve kendi başına kalmak istiyordu. Belki şarkısını dinler ve rahatlardı bu sayede. Ancak eve gitmeden önce bir bankta oturmak ve biraz daha denizi seyretmek istemişti. Sonsuzluğu seyretmek ona iyi gelebilirdi. Yani şimdiye kadar iyi gelmemişti ama belki bu sefer olabilirdi. Olasılıklara inanmasa da hayatını olasılıklara bağlamıştı aslında.

Sahilde biraz yürüyüş yaptıktan sonra bir banka oturmaya karar verdi. Özellikle en eski bankı seçti kendine. O da aynı kendisi gibi eskimiş ve yıpranmıştı ama bankla konuşmaya niyeti yoktu. Sonsuz olmanın neden bu kadar zor olduğunu düşündü daha sonra.

Biraz daha denizi seyrettikten sonra yanına birisi oturdu. Kafasını çevirip baktığında 40'lı yaşlarda bir adam gördü karşısında. Onu daha önce bir yerde mutlaka görmüştü ama hatırlamıyordu. O kadar düşüncenin arasında hatırlamak oldukça güç bir uğraştı.

"Merhaba" dedi adam ve o aynı şekilde karşılık verdi. İnsanlar genelde birbirlerine merhaba demezdi.

Adam gevezeydi galiba ve konuşmaya başladı. Aslında onu dinlemeye hiç niyeti yoktu ve kalkıp gitmek istedi ama adamın söylediği bir söz ile yerinden hiç kalmamıştı. "Ne kadar da anlamsız bir hayat."

Bu cümle karşısında ne yapacağını bilmedi adam. Ne cevap vereceğinden de emin değildi. Ayrıca onun sistemin bir adamı olma ihtimali de vardı ve gözlerini kısarak onu incelemeye başladı. Mavi renkli bir tişört ve gri renkli bir pantolon giyiyordu. Dökülmeye başlayan saçları ve orta uzunlukta bir sakalı vardı. Kendini fazla önemsemediği belli oluyordu ona bakıldığı zaman ama kirli gibi de durmuyordu. Ona güvenebilir miydi yoksa susması mı gerekliydi.

Adam denize bakarken konuşmaya devam etti "Deniz hep bana anlamsızlığı hatırlatır. Sonsuzluğa gitmek varken burada kapana kısılmış yaşıyoruz. Uzaklaşmak isterim hep ona bakınca ama gideceğim bir yer bile bulamam."

Adam aklından geçen cümleleri söylüyordu ona. O cümleleri biliyor olamazdı. Onları avizeye bile söylemezdi o. Herkesten saklardı ama adamın biri gelmiş ve düşüncelerini dile getiriyordu. "Çekinmene gerek yok şurada biz bize konuşuyoruz. Kimse bizi takip etmiyor, kimse bizi dinlemiyor." Adam cümlesi boyunca etrafına baktı. Ne demek istediğini hemen anlamıştı, etrafta hiç kamera yoktu.

Hafifçe gülümsedi bunun üzerine demek ki o adam onunla konuşmak için kimsenin olmadığı bir yer bulmuştu. Neden onunla konuşmak isteyeceğini ise hiç bilmiyordu. "Evet" dedi "hayat çok anlamsız.

"Bu konuda yalnız olmadığımı biliyordum. Bir çok insan boşuna yaşıyor, esen bir rüzgarda dalından kopmuş yapraklar gibiler. Rüzgar nereye eserse oraya gidiyorlar. Ben onu yapmıyorum ama. Rüzgarlarla işim yok benim."

"İnsanları anlamayı bırakalı çok oldu benim. Zaten anlayacak bir durum da yok. Hepsi aynı ve hiç bir şey değişmiyor."

"O kadar doğru söyledin ki insan farklı bir şey arıyor ama bulamıyor aradığını. Aynıların dünyasında farklı olmaya çalışıyor ama farklı olmayı bilmiyor. Dahası aynıların dünyasında farklıların yeri yoktur ve farklı olmaya korkuyor"

 Adam biraz daha rahatlamıştı "Farklı olmayı önemsemiyorum ben sadece kendim olmak istiyorum. Ancak nasıl kendim olabileceğimi de bilmiyorum. Bir yolu yok sanırım bu döngüden çıkmanın."

"Gerçeği söylemek gerekirse bilmiyorum o yolu. Kurgunun dışında bir yolun varlığından bile emin değilim. Ancak insan istediğini başarır bence. İnsan yeter ki istemesini bilsin her şey mümkündür."

"Kafamdaki binlerce düşünceyi bir kaç katına çıkardığın için teşekkür ederim. Sayende uykusuz gecelerimin sayısı artacak."

"Sana cevaplar vermeyi çok isterdim ama cevaplar bende değil. Kimde olduğunu da bilmiyorum. Ancak bir süre önce bir şey buldum, ne işe yaradığını da bilmiyorum. İstersen onu sana verebilirim. Belki sen anlarsın ne olduğunu." Adam cümlesini bitirdiğinde omuzuna asılı siyah çantasını açtı ve içinden büyükçe yuvarlak bir plaka çıkardı. Plakanın ortası siyah renkteydi ve geri kalan kısmı ise koyu gri. Siyah bölümün ortasında küçük bir delik vardı ve siyah bölümün üstünde iki cümle yazıyordu. Birisi isim olmalıydı ama diğerinin ne olduğunu bilmiyordu. "Sessizliğin sesi" yazıyordu ikinci cümlede.

"Bakabilir miyim?" diye sordu adam ve yanında oturan adamın ona uzattığı diski eline aldı. Yazının olduğu yüzeydeki gri bölmenin üzerinde çizgiler boşluklar vardı. Parmağını çizgilerin üzerinde bir süre boyunca gezdirdi. Bir taraftan ise çizgileri inceliyordu. Büyük ihtimalle içinde bilgi saklıydı diskin. Çok eski olmalı diye düşündü biraz daha inceledikten sonra. Ancak düşündüklerini adama söylemedi.

"Bende kalabilir mi?" diye sordu "onu incelemek istiyorum. Yanında oturan adam ise başını eğerek karşılık verdi ve plağı çantasına koydu. "Şimdi gitmem gerek, biraz işlerim var onları tamamlamalıyım" dedikten sonra adamla vedalaştı ve ayağa kalktı. Eve gitmeli ve onun içinde ne olduğunu öğrenmeliydi. İlk kez hayatında bir değişiklik olmuştu ve eve dönerken kafasındaki düşünceler biraz azalmış ve yüzüne bir gülümseme yerleşmişti.

Hayatı değişmeye başlamıştı bile ama o bunun farkında değildi.




Share this

Related Posts

Previous
Next Post »

Find Us On Facebook