Aşkın mezarı 7

İkinci Bölüm

Kız evinde oturuyor ve boş gözlerle duvarı seyrediyordu. Yerinden kalkmak ona zor geliyordu. Hele hareket etmek o an için yapması çok mümkün değildi. Kendine sorduğu tek bir soru vardı "Neden yaptım?"

Hatırlamamak istiyordu ama bunu başarması mümkün değildi. Geçen gecenin hatıraları zihnini tamamen doldurmuştu. Başka bir şey düşünemiyor, hareket bile edemiyordu. Düşünmemenin bir yolunu da bilmiyordu. Bilse o yöntemi uygular ve düşüncelerini yok ederdi.

Gece bir konsere gitmişti. Çok ünlü bir DJ gelecekti ve onu dinlemek istemişti. Aslında müzikleri anlamıyordu ama zaman öldürmek için güzel bir seçenekti. Konser başlamıştı ve kısa bir süre sonra içeriye giren siyahlı adamlar şapkalı bir adamı alıp götürmüştü. Her zaman çıkardı siyahlı adamlar ve birilerini götürürdü. Neden bunu yaptıklarını bilmezdi sadece götürdükleri kişi bir suç işlemiş olduğu bilinirdi ama ne yaptıkları açıklanmaz ve götürdükleri kişi bir anda ortadan yok olurdu.

Sevmezdi siyahlı adamları, aslında sevmediği çok şey vardı ama listelemeye kalksa kendisinin de götürülebileceğinden korkardı. Siyahlı adamlar gittikten sonra ortam eski haline dönmüştü ve insanlar eğlenmeye devam ediyordu. Herkes piste çıkmış ve dans etmeye başlamıştı. Keyif aldığı söylenemezdi onun. Dans etmeyi de sevmezdi hele müzikten hiç zevk alamıyordu. Durum böyle olunca biraz daha oturup kalkmayı düşünüyordu.

Daha sonra yanına bir adam gelmişti. Kim olduğunu bilmiyordu onun, büyük ihtimalle bir daha onu göremeyecekti. Adam yanına yaklaştıktan sonra onu dansa kaldırmıştı. Bir süre boyunca onunla dans etmiş ve birbirlerinin bedenlerini keşfetmişlerdi. Zaten neler olduğunu çok fazla hatırlamıyordu. Damarlarında dolaşan alkol onun hatırlamasına engel oluyordu. Önemi de yoktu yaşadıklarının, onun için bir anlamı olmasa da herkes böyle yapardı.

Dans biraz daha devam ettikten sonra bir eve geçmişlerdi. Fazla uzun sürmeyen bir öpüşmeden sonra elbiselerini çıkarıp yatağa uzanmıştı. Adam ise onun üstüne çıkmış ve hareket etmeye başlamıştı. Hatırladığı tek şey hiç bir şey hissetmemesiydi. Adam ise aldığı zevkin etkisi ile garip sesler çıkartıyor ve bunlar kıza komik geliyordu.

Neden orada olduğu veya ne kadar kaldığını bilmiyordu bilse de değişen bir şey olmayacaktı. Herkes böyle yapardı ve başka bir şey bilmiyordu. O kadar anlamsız geliyordu ki yaşadıkları bunları kendine anlatması bile mümkün değildi. Mümkün olsaydı mantıklı bir açıklama bulur ve kendine onu söylerdi. Ancak yapamıyor ve bu nedenle yerinden kalkamıyordu.

Adamın evinde ne kadar kaldığını bilmediği gibi birkaç saat sürdüğünü tahmin edebilirdi. En fazla 2 saat diye geçirdi içinden. Ancak bu süre boyunca yattığı yerden hiç kalkmamış adam ise sürekli olarak üzerinde hareket etmişti. Ne kadar da anlamsızdı yaşadıkları. Neden yağmıştı ki bunu? Zaman geçsin diye yapmıştı ama o andan sonraki geçen zamanı mahvetmişti yaşadıkları.

Adam uyuduktan sonra elbiselerini giyip evinden çıkmış ve kendi evine kadar yürümüştü. Hava hafif yağmurluydu ve serindi. Belki yüzüne çarpan yağmur damlaları onu kendine getirirdi. Ancak yağmur hiçbir işe yaramamıştı ve kız evine geldiğinde kendini düşüncelerin arasında bulmuştu. Neden anlamsız şeyler yaşıyordu ki? Kendini unutup başka birisi olmaya çalışıyordu?

Eğer bu çabadan vazgeçerse ne yapacağını bilmiyordu aslında. Bilse yaşadıklarını elinin tersi ile iter ve kendisi olurdu. Ancak bunun imkanı yoktu. Herkes gibi olmak zorundaydı yoksa siyahlı adamlar onun için gelirlerdi ki onları görmek niyetinde değildi. Aslında yok olmak güzel bir seçenek gibi geliyordu ona. Bazı zamanlar yok olduğunu hayal ederdi.

O düşüncelerinin arasında kaybolduğu sırada bacağına bir şeyin sürtündüğünü gördü. Hafifçe doğrulup baktığı zaman pembe bir tavşanın ona baktığını gördü. Yolculuk zamanı başlamıştı. Pembe tavşanla bakıştıktan sonra tavşan hızlı biçimde koşmaya başladı ve kız da onu takip etmeye. Aslında yaşadığı ev o kadar büyük değildi. Ancak ona göre saatlerce koşmuştu. Yorulduğunu hissedip durmaya karar verdiği sırada etrafına göz gezdirdi ve kendini masmavi bir çayırda buldu.

Mor ağaçlar etrafında uzanıyor ve yeşil gökyüzündeki sarı bulutlar etrafını çevreliyordu. İmkanı olsa hep burada yaşamak isterdi. Özellikle mor güneşi görmek onun gülümsemesine yetiyordu. Bir süre boyunca mavi çimlere oturdu ve başını büyükçe mor bir ağaca yasladı. Ağacın dallarından çok renkli birkaç tane meyve alıp yedi. Tatları o kadar güzeldi ki şehrindeki hiçbir şeyde yoktu o tat.

Biraz daha oturdu ve bir şeylerin olmasını bekledi. Neyi beklediğini bile bilmiyordu. Bilmediği bir şeyin gerçekleşmesi zaten mümkün değildi. Mümkün olsa bile o gerçekleştiği zaman onu tanıyamaz ve değişen hiçbir şey olmazdı. Bu yüzden önündeki beyaz kağıda başka bir şey yazmayıp onu yırttı. Yırttı çünkü yazısı eksikti onun. Aynı kendisi gibi hep eksik yazıyordu. Ne yazacağını bilmediği için böyle oluyordu hep. Hep eksik şeyler yazıyordu ve eksik bir yaşam yaşıyordu.

Yazı onun iyi hissettiği tek yerdi ve her güzel şey gibi oldukça kısa sürüyordu. Ona sorsalar mavi çimenlikte sonsuza kadar oturabilirdi ki o sonsuza inanmayı da bırakmıştı.

Share this

Related Posts

Previous
Next Post »

Find Us On Facebook