Aşkın mezarı 1

Loş sayılabilecek geniş bir ortamda yüksek sesli müzik çalıyordu. Duvarlar renkli ışıklarla aydınlatılıyor ama ortamın orta kısmı karanlığa karışıyordu. İçeriyi dolduran insanların bir bölümü dans pistindeydi bir diğer bölümü ise koltuklarına oturuyordu. Ya onlar için dans etme zamanı gelmemişti ya da pistten yeni inmişlerdi. İçeride bulunan herkes içkisini yudumluyordu o anda. Herkes ne yaptığının ya da neden orada olduğundan bihaberdi.

C şeklinde tasarlanmış odanın tam ortasında bir adam müzikle ilgileniyordu. Önemli bir insandı o yüzlerce insan onu dinlemek için gelmişti. O ise geri kalanı umursamıyordu. Yüksek sesli baslara yüksek sesli tizler eşlik ediyor ve dinleyenler kendinden geçiyordu. Saat gece yarısını arkasında bırakalı uzun zaman olmuştu ve şehre gece hakimdi. Ancak şehir ışıkları her yeri kapladığı için gece ve gündüz arasında fark bulunmazdı. Bu nedenle insanlar uyku saatine gece kalan zamanlara ise gündüz derdi. Orada bulunanlar içinse gece henüz başlamamıştı.

İnsanlar çalan şarkılarda durmaksızın dans ediyordu. Öyle ki pistteki insan sayısı hiç azalmıyor, aksine artıyordu. Yeni başlangıçlar olacaktı gecenin ilerleyen saatlerinde. Yani tanışmalar olacak ve alkolün etkisi geçtiği zaman hepsi unutulacaktı. Orada bulunan herkes tek bir amaç için gelmişti oraya "eğlenmek" ve geceyi yalnız geçirmemek. İnsanlar o gece birlikte olabilecekleri birini bulmak için gelmişti ve hemen hepsi o geceyi yalnız geçirmeyecekti.

Ancak herkesin eğlendiği yerde onlarla aynı duyguyu paylaşmayan birisi vardı. Diğerlerinin aksine kahvesini yudumluyordu. Bu nedenle insanlar ona garip bakıyordu. Kahve içmek için oraya gelmek çok mantıksızdı. Bu nedenle ona yaklaşan pek kimse olmuyordu. Sadece orada oturup müziği dinliyordu. Dinlediği müzikten de keyif aldığı söylenemezdi.

Aslında o sadece zamanın geçmesini bekliyordu. Zamanın geçmesi için farklı bir şey yapması gerekliydi ve ünlü bir DJ dinlemek oldukça farklı olurdu onun için. Ancak müzikten de zevk aldığı söylenemezdi. Ona göre sadece yüksek sesli bir gürültüydü çalanlar. Tabi bu sadece onun düşüncesiydi diğer insanlar çalan müzikten keyif alıyordu. Zaten hep böyle olurdu onun için başkalarının yaptığı şeylerden keyif alamaz ve kendini hiçbir şey yapmazken bulurdu.

Aslında neden böyle olduğunu çok düşünmüştü. Neden o başkaları gibi olamıyordu? Neden o farklıydı? Kendine hep hatalı üretim derdi. Üretim aşamasında bir sorun oluşmuş ve eksik bir şekilde doğmuştu. Eksikliğini kapatamıyordu ama. Başkaları gibi olmaya çok çalışmıştı. Onlar gibi yaşamaya çalışmış, onların yaptıklarını yapmıştı ama hiçbiri işe yapamamıştı. Onun için çalan şarkıların hepsi anlamsız, yaşanan yaşamların hepsi boştu. Bu boşluğu doldurmanın bir yolunu bulamamıştı ama.

Bir dönem farklı bir şarkı aramaya başlamış ve yıllarca o şarkıyı aramıştı. Ancak tüm şarkılar aynıydı. Hepsi yüksek sesli, anlamsız bas ve tizlerden oluşuyordu. Anlamlı bir şarkının olması gerektiğini düşünürdü hep ama öyle bir şarkı yoktu. Belki de öyle bir şarkı hiç var olmamıştı. Sanki şarkıların amacı insanları dansa ve sevişmeye yönlendirmesiydi. Ayık kafayla bu şarkıların hiçbiri dinlenmezdi ona göre. Amacı neydi ki müziğin? Sadece iki işe yarıyordu ama ona göre müzik böyle bir şey olmamalıydı. İşin garip tarafı ise kendisi gibi düşünen başka birisi yoktu. Kesinlikle hatalı üretimdi o. Potasyumunu fazla koymuşlardı onun, hepsi bu yüzdendi.

Farklı birisi ne yapacağını da bilmiyordu. Bu yüzden sürükleniyordu sürekli olarak. Sürüklenmemek için de evden çıkmıyordu. Sürüklenmenin de bir faydası yoktu. Farklıydı o ama neden farklı olduğunu bilmiyordu. Sadece başkalarının eğlendiklerini yapmıyordu. Bu davranış ise onun içindeki boşluğu büyütüyordu. Tahminine göre o boşluk bir gün onu yok edecekti. Silinecekti tarihten, hiç var olmamış gibi yok olacaktı. Nedense onu heyecanlandıran ender düşüncelerden birisiydi yok olmak. Herkesin aynı olduğu bir yerde farklı olmanın ne anlamı vardı ki. Ne değişebiliyor ne de başkalarını değiştirebiliyordu. Değiştirmeye de çalışmıyordu ama. Tek kişilik bir hayatı vardı onun.

Kendi içinde düşüncelere daldığı sırada birisinin yanına geldiğini fark etti. Kafasını hafifçe çevirip baktığı zaman karşısında bir kız gördü. Güzel sayılabilecek bir kızdı. Hafifçe gülümsüyor ona gözlerini kısarak bakıyordu. Bu bakışı biliyordu ondan bir şey istedikleri anlamına geliyordu ama kızın ne istediğini merak etmedi. Kız bir bakışmadan sonra yüzünü çevirerek kıza bakmayı bıraktı. Ondan isteyebilecekleri şey belliydi ve onlarla hiç ilgilenmiyordu.

"Tüm geceyi kahveyle mi geçireceksin" dedi kız neşeli bir ses tonuyla. Demek ki onun ilgisini çekmişti ama sebepleri bilmiyordu. Neden başka birisinin ilgisini çekebilirdi ki. Normal boyda, normal kilodaydı. Ona göre yakışıklı değildi, ilgi çekebilecek birisi hiç değildi.

"Kahve yeterli benim için" diyerek cevapladı soğuk bir sesle.

"Kahve içmek için yanlış mekandasın o zaman" diye cevapladı kız. Sesindeki neşe biraz daha artmış ve bir tutam çekicilik katmıştı.

"Hiç haberim yoktu bundan. Öyleyse eğer en iyisi gideyim ben" adam aynı ses tonuyla konuşmaya devam ediyordu.

"Öyle hemen gitmek olur mu gel biraz dans edelim" kız adama doğru eğilmiş ve onun elini tutmuştu. Bu cümleyi daha öncede duymuştu. Dans etmek bahaneydi aslında. Dans ederken birbirlerinin bedenlerini keşfetmeye başlayacak ve bu keşif boş bir evde sonlanacaktı. Hep böyle olurdu ve bunu yapmak istemiyordu.  Nazik bir şekilde "dans etmek istemiyorum" dedi.

Kız aldığı cevap karşısında şaşırmıştı. Genelde bu tarz teklifler reddedilmez ve kabul edilirdi. Şimdi kız onu ikna etmeye çalışabilir veya gidebilirdi. İkisi de bir şeyin değişmesini sağlayamayacaktı ama. Kız ise gitmeyi seçmişti. Yanından hızlı adımlarla uzaklaşmış ve başka bir erkeğin yanına gitmişti. Niye böyleleri hep beni bulur diye düşündü ama herkesin aynı olduğunu hatırladığı zaman hafifçe gülümsedi ve kahvesinin son yudumunu içti. Oturmaya devam edecekse bir kahve daha içmesi gerekecekti ve bir kahve daha istedi.

Kısa süre sonra kahvesi geldi ve ilk yudumu almadan önce biraz soğumasını bekledi. Çalan müzik hala canını yakıyordu ve içtiği kahveler acısını dindirmiyordu. Tam yeni yudumu almaya hazırlanırken arka tarafında gürültülerin olduğunu fark etti. Başını çevirip baktığında içeriye siyahlı adamların girdiğini gördü. Onlar gelmese olmazdı zaten. Daha sonra içeriye giren üç siyahlı adam orta yaşlı bir adamın yanına gitti ve kollarından tuttu. Demek ki aradıkları kişiyi bulmuşlardı, demek ki onun için gelmemişlerdi. Onun için gelmeleri için hiçbir sebep yoktu ama endişe ediyordu. Farklı olduğu belli olursa onu da alabilirlerdi ve bunu istemiyordu.

Yaşlı adamı götürmelerinden önce son bir kez daha ona baktı. Kendinden bir kaç yaş daha büyük olmalıydı. Siyah bir şapka tanıyordu ve bildiği kadarıyla şapka takmak yasak değildi. Bunun haricinde herkes gibi görünüyordu. Sokakta onu görse normal bir insan der geçerdi. Ne yaptığını merak etti bir süre boyunca. Siyahlı adamlar kolaylıkla görünmezdi demek ki önemli bir suç işlemişti. Her ne kadar merak etse de umursamamış gibi davrandı. Dikkat çekmek istemiyordu.

Biraz daha oturup kalkacaktı. Hem müziği sevmemiş hemde siyahlı adamları görmek sıkılmasını sağlamıştı. Her hangi bir yerden her hangi bir sebepten çıkabilirdi onlar ve onları durduramazdı. Bu yüzden daha fazla dikkat çekmeden oradan gitmeliydi. Zaten dikkat çekmeye başlamıştı bile.

Hesabı ödedikten sonra dışarıya çıktı. Hava serin olmasına rağmen yağmurluğunu giymedi. Biraz üşümek düşüncelerini dağıtabilirdi belki.


Share this

Related Posts

Previous
Next Post »

Find Us On Facebook