Son yolculuk 34

Gazeteci arkadaşımla buluşmamıza 3 saat 45 dakika vardı. Durum böyle olunca bende dışarıya çıkıp bir şeyler yemek istedim. Sevdiğim bir kebapçı vardı oraya gitmek güzel olur diye düşündüm ve evden çıktım. 4 yıldır hiçbir şey yemediğimi düşündüğüm zaman ise gülümsedim.
Kebapçıya gittiğim zaman onun kapandığını gördüm. Hatta her yerde yabancı restoranlar vardı. Bizden bir şeyler aradım ama bulamadım. Demek ki onu da ele geçirmişlerdi. Bende bir ekmek ve biraz peynir alarak eve döndüm. Biraz da çay aldım özlemiştim çay içmeyi. Bakkalda dikkatimi çeken bir diğer şey ise hiçbir yerli markayı göremememdi. Her yeri ele geçirmişlerdi ve biz sadece köleydik bu yeni sistemde.

Şansıma doğal gaz kesilmemişti demek ki diğer banka hesabımda hala para vardı. Bu güzeldi benim için. Bir taraftan çayımı demlerken bir diğer taraftan da kendime peynirli bir tost yaptım. Aslında arkadaşımı evime çağırmak güzel olurdu hem burada daha yalnız bir şekilde konuşabilirdik. Onu aradığımda telefonunu açmadı. Tekrar ve tekrar aradım ama yine açmadı. Duymamıştır diye düşünsemde yine de içimdeki sorular bir anda büyüdü.

Ben de onu beklerken çayımı içtim ve tostumu yedim. Ancak buluşma saatimizin yaklaşmasına rağmen ondan haber gelmiyordu. Merak içimde büyüyerek artmaya devam ediyordu. İnternete girip onu biraz daha detaylı araştırdığım zaman gazetesinin kapandığını gördüm. O ise bir süre boyunca hapiste yatmıştı. İlginç bir şekilde neden içeriye girdiğini öğrenemedim. Birkaç ay önce içerden çıkmış ve bir daha çalışmamıştı. Bu ülkenin başına kabus gibi çökmüştü sistem ve karşıt görüşlere tahammül edemiyordu.

Buluşma saatine yakın telefonum çaldı. Gazeteci arkadaşım arıyordu ve hemen telefonu açtım. Hızlı bir biçimde konuşmaya çalışıyordu ama sanki nefes almakta zorlanıyordu. "Nerdesin" diye sordum ilk önce. Evinde olduğunu söylediği zaman hemen evden çıktım ve ilk taksiye bindim. Evi benden fazla uzakta değildi. Yanına gitmem en fazla 10 dakika sürecekti. Tekrardan aradım ve "Geliyorum" dedim. "Kapıyı açık bırak."

Evine gittiğim zaman hızlıca içeri girdim ve onu yerde yatarken buldum. Gözleri kapalıydı ve etrafı kanla kaplıydı. İçeriye girdiğim anda kanın o keskin kokusu genzimi yaktı. Karın kısmında kan yoğunluğu daha fazlaydı. Hemen ellerimle oraya bastırdım kan kaybını engellemem gerekiyordu. Bu şekilde olamayacağını anlayınca tişörtümü çıkartıp yaranın üzerine bastırdım. Diğer elimle ise ambulansı aradım ancak adresi verdiğim zaman gelemeyeceklerini, çok yoğun olduklarını söylediler. Bu esnada gazeteci arkadaşım gözlerini araladı ve "hakkını helal et" dedi.

Böyle bir acı yoktu hayatta. Ancak o gülümsedi ve "buraya kadarmış" dedi. "Onların peşini asla bırakma." Daha sonra yarasının üzerini bastıran elimi tutan eli gevşedi. Akciğerlerini kontrol ettiğimde nefes almadığını gördüm ve suni tenefüs yapmaya başladım. Ciğerlerini nefesle dolduruyor daha sonra kalp masajı yapıyordum. Bu şekilde kaç dakika geçtiğini bilmiyordum ama bir süre sonra kendimi geri çektim ve hemen onun cansız bedeninin yanına oturdum.

Sağ böbreğinin üzerinden bıçaklanmıştı. Telefonuna baktığımda kırmızıya bulandığını gördüm demek ki birilerini aramaya çalışmıştı. En son aradığı numaralara baktığım zaman ambulansı aradığını gördüm ve ondan kısa bir süre önce gizli bir numaradan aranmıştı. Aranması ve ambulansı araması arasında sadece 13 dakika vardı. Demek ki ne olduysa bu arada olmuştu.

Daha sonra telefonunu bırakıp kapının yanına gittim ve bir zorlama işareti aradım. Ancak kapıda her hangi bir işaret yoktu. Demek ki ya kapıyı kendisi açmıştı ya da içeriye başka bir anahtar veya maymuncukla girilmişti. Daha sonra ayak izlerini incelemeye çalıştım içeriye kaç kişinin girdiğini görebilmek için ancak bunu yapmak da pek mümkün değildi.

İşin kötü tarafı ise ne olduğunu bilmediğim bir gelecekte tek başımaydım. Daha kötü tarafı ise o gelecekte değer verdiğim bir arkadaşımın cansız bedeni yanında oturuyordum. Mutlaka ipuçları vardır diye düşünüyordum. Onun katilini bulup intikamını alabilirdim ancak tahminlerime göre bunu yapmam oldukça güçtü. Sonuçta bir kişi sistemi devirecek kadar güçlü değildi. Benim gibi başkalarını bulmalı ve büyük bir ayaklanma başlatmalıydım. Bunu yapmam pek mümkün değildi.

Bir diğer taraftan geleceğin bu şekilde şekillenmesinde benim etkim olabileceğini düşünüyordum. Sonuçta ben geleceğe yolculuk yaptığımda zaman kırılmıştı ve zaman olağan gidişatından uzaklaşmıştı. Geçmişe döndüğümde bazılarını düzeltebilirim diye düşündüm ancak bunun için biraz daha zaman vardı. Önce sistemin ülkemi nasıl ele geçirdiğini, ona neler olduğunu ve bana ne olduğunu öğrenmeliydim eğer bunları yapmaya gücüm yeterse.

Arkadaşımı tanıyorsam kesin bazı notlar almış olmalıydı. Bunun için önce lavaboya kadar gidip ellerimi yıkadım ardından onun notlarını araştırmaya başladım. Bulduğum tüm defterleri içeriklerine bakmaksızın toplayıp yan çantama atıyordum. Küçük kağıt parçaları ve tek sayfaları da aynı şekilde. Evdeki notları toplamayı bitirdikten sonra arkadaşıma veda edip evden uzaklaştım. Taksi durağına gidip bir taksiye bindim ve evin adresini verdim.

Yüzümden dökülen parçaların çokluğundan olsa gerek yol boyunca hiç konuşmadık. Evime geldiğimizde taksicinin parasını verdim ve evime doğru yola çıktım. Gazeteci arkadaşımın notlarını karıştırmadan önce sert bir kahve içmeliydim. Onun son sözleri aklımdan hiç çıkmıyordu "hakkını helal et, buraya kadarmış."




Share this

Related Posts

Previous
Next Post »

Find Us On Facebook