Son yolculuk 49

Uyandıktan sonra sabah kahvaltımın gelmesini bekledim ve yine aynı taktikle sulu ekmek yedim. Bu gün benim için çok önemliydi. Yemek geldikten sonra onun mektuplarını bir kez daha kokladım ve okudum. Kaçma planımı bulduğuma göre burada daha fazla kalmayacaktım artık. Uzun zamandan sonra kendimi mutlu hissediyordum. Mutluluk böyle bir duyguymuş demek ki diye düşündüm. Belki de öğrenmem gereken bir duyguydu mutluluk.

Öğle yemeği vaktim yaklaşıyordu. Önce yere bir kaç kere kafa attım ve burnumun kanamasını sağladım. Daha sonra akan kanın yeri ve elbiselerimi boyamasına izin verdim. Daha sonra yere uzandım ve gözlerimi kapattım. Kıpırdamadan durdum öylece. Bir süre sonra ki aradan 3473 saniye kadar geçmişti kapıdaki küçük pencere açıldı ve siyahlı adam içeriye baktı. Gözlerim kapalıydı ve ben nefes almıyordum.

Bu noktada benim öldüğümü düşünmesi gerekiyordu. Hatta tam olarak düşünmesi gereken şey benim yere düşüp kafamı vurduğum ve o şekilde kaldığım olmalıydı. Bir kaç kez seslendi bana ama ben cevap vermedim. Nefesimi ne kadar tutabileceğimi merak ettim bu esnada.

Siyahlı adam anahtarını kapının kilidine soktuğu zaman derin bir nefes aldım. Her şey yeni başlıyordu. Kapı hızlı bir biçimde açıldı ve adamın ayak seslerini duymaya başladım. Ayak sesleri giderek yaklaşıyordu. Tahminime göre 3 uzun adım sonra yanıma gelmiş olacaktı.

Yanıma geldiğinde ilk önce bir kez daha seslendi bana ama ben yine kıpırdamadım. Daha sonra karın boşluğuma hızlı bir tekme attı. Canımın yanmasına rağmen ben yine kıpırdamadım. Daha sonra nefes alış verişimi dinlemek için üzerime doğru eğildi. Bunu onun kokusu hissettiğimde anladım. Biraz daha eğilmesini bekledim. Artık gözlerim kapalı olsa bile onunla aramda çok az mesafe kaldığını anlamıştım.

İki elimi yukarıya doğru kaldırarak onu sırtından kavradım ve gözlerimi açtım. Daha sonra onu kendime doğru çekerken bacaklarımı kırdım ve ona sert bir kafa attım. Kemiğim kemiğe çarpmasından sert bir ses yayıldı ve onu üstümden atarak üzerine çıktım. İlk önce kafasını yumruklamaya başladım. Amacım onun bilincini kaybetmesiydi. Daha sonra çenesini iki elimle kavradım sert bir şekilde çevirdim. Boynunun kırılma sesini duyduktan sonra üstünden kalktım.

Elbiselerini çıkarttım ve üstümdekilerin yerine onunkileri giydim. Cansız bir şekilde yerde yatan bedenini kapının arkasına sakladıktan sonra üstündeki silahları aldım ve yerlerine yerleştirdim. Artık ona benziyordum. Şimdi sırada tüm kapıları açmak vardı ve şanslıyım ki kapı anahtarları bendeydi.

Kapıdan çıktıktan sonra etrafa kısa bir süre baktım ve kapıyı tekrardan kapadım. Daha sonra tüm hücrelerin kapısını teker teker açmaya başladım. Kapıyı açtıkça "sessiz ol" diyordum. Öfkelinin kapısını açtığımda hafifçe gülümsedi ve bana "bunu nasıl yaptığını bilmiyorum ama daha sonra konuşacağız dedi. Siyahlı adamdan aldığım silahların tekini öfkeliye verdim ve ilerlemeye devam ettik. Biraz daha ilerlediğimizde bir odada siyahlı adamların oturduğunu gördük.

Öfkeli ile birlikte bir anda odaya girerek peş peşe ateş etmeye başladık. O bir an geçtikten sonra siyahlı adamların hepsi kanlar içinde yerde yatıyordu. Onların silahlarını alarak peşimizden gelen adamlara dağıttık ve ilerlemeye devam ettik. Sayımız giderek artıyordu. Hüzünlü ve üzgün de aramıza katılmıştı.

İlerlerken karşılaştığımız siyahlı adamları öldürerek devam ettik ilerlemeye ve bulduğumuz tüm silahları dağıttık. Artık sayımız oldukça artmıştı ve tüm koğuşlar boşaltmıştık. Tahminime göre 50 kişinin üstündeydik. Orayı fethetmeye yetecek sayıdaydık.

Ön kapıya vardığımızda insanlara dışarı çıkmalarını ve çatışmaya başlamalarını söyledim. Öfkeli, hüzünlü ve üzgün ile birlikte var olduğunu tahmin ettiğim bir geçitten duvarların üstüne çıkacaktık ve o geçidi bulmamız fazla uzun sürmedi.

Merdivenleri çıkarken silah seslerini duyuyorduk. Her ne kadar göremesek de karşılıklı kayıplar olduğunu anlamamız hiç de zor değildi.

Şimdi sıra sessizce ilerlemedeydi. Önden ben gittim ve hemen arkamdan öfkeli geliyordu. Hüzünlü ve üzgünü ise her duruma karşı ateş etmeye hazır beklemelerini söyledim. Karşılaştığım ilk siyahlı adamı gördüğümde koşarak üstüne atladım ve boğazını sıkmaya başladım. Öfkeli ise onun hemen yanındaki başka birisinin üzerine atladı ve onu yumruklama başladı. Arkamızdan gelen 3 el silah sesi duydum ve önümüzdeki 2 kişi daha yere yıkıldı.

Daha sonra öldürdüklerimizin silahlarını aldık ve ilerlemeye devam ettik. Tahminime göre duvarların üzerine yaklaşık 30 kişi olmalıydı.

Share this

Related Posts

Previous
Next Post »

Find Us On Facebook