Aşkın mezarı 18

Aslında bir taksiye binerek daha hızlı gidebilirdi ancak fark edilmek istemiyordu. Sistemi hep arkasında hissettiği için şapkalı adamım yanından ayrılırken telefonunu kapatmıştı. Ne yaptığını bilmiyordu ama her ne yapıyorsa onun yasak olduğunu biliyordu ve bu durum onu karanlıklarda yaşamaya istiyordu. Eskisinden daha fazla karanlığa gömülürken aslında hiç sevmediği şehrinden daha fazla uzaklașıyordu. Garip bir biçimde kendini güneşe ve aya daha yakın hissediyordu.

İlerlemeye devam ettikçe yorulmaya başladığını hissetmeye başlamıştı ama dinlenmeye zaman ayıracak değildi. 1 saate yakın yürürüdükten sonra adresteki evin yanına gelmişti.

İlk önce şapkalı adamın söylediği gibi etrafı incelemeye başladı. Aradığı şey siyahlı adamlara dair bir işaretti. O işaret ise siyahlı adamların kullandığı siyah minibüstü. Siyah bir logo vardı minibüsün üstünde. Küçük siyah bir logonun içinde daha siyah bir 6 köşeli yıldız ve onun içinden geçen daha da koyu bir kılıç. Bu logoyu daha önce görmüştü. Ne anlama geldiğini anlayabilmek için sembolleri araştırmış hatta logodaki desenleri fotoğrafını çekip renk tonlarını bilgisayarda inceledikten sonra fark etmişti.

Kapıya yaklaşırken her adımında etrafı kolluyorum. Ancak hiçbir işaret yoktu ve kapının yanına vardığında şapkalı adamın ona verdiği eldivenleri giydi. Parmak izi bırakmaması gerekiyordu. Giderken şapka taktığı için yüzünün görünmesi de oldukça zordu. Daha sonra şapkalı adamın ona verdiği şifreyi tușladı ve kapı açıldı.

Kapıyı açıp içeriye girdiğinde içeride çok kötü bir koku fark etti. Öyle ki koku yüzünden nefes almakta zorlanıyordu hatta midesindeki sıvının ağzına doğru hareket etmeye başladığını fark etti.

Eliyle ağzını kapatıp Kokunun kaynağına doğru ilerlediginde odanın ortasında yerde yatan ölü bir adam fark etti. Midesindeki sıvı o an ağzına iyice yaklaşmıştı. Hızlı bir şekilde ilerleyip odanın camını açtı ve kafasını camdan dışarıya çıkarttı. Adamın üzerinde sayısını bilmediği kurşun izleri vardı ve zemin onun kanıyla kaplanmıştı. Ceset çürümeye başlamış ve cesedin üzerinde kurtçuklar dolaşmaya başlamıştı.

Bir süre sonra tekrardan başını içeriye soktu ve şapkalı adamın bahsettiği kasayı aramaya başladı. Duvardaki kırılmış bölümü fark edince kasayı bulmuş oldu. Demek ki siyahlı adamlar kasaya ulaşmak için duvarı parcalamıștı. Kasayı en kısa sürede açması gerekiyordu.

Kasanın şifresini deneme yanılma yöntemiyle bulması çok uzun sürecekti. Bu sebeple bilgisayarını açtı ve kasanın fotoğrafını çekti ve bilgisayara yükledi. Böylece en çok basılan tuşları bulabilecekti. Daha sonra kasanın yazılımına sızıp kasayı kolayca açabilirdi. En azından planları bu șekildeydi.

En çok kullanılan sayıları bulduktan sonra kasanın veri kablosuna ulaşması gerekiyordu ama veri kablosu sisteme bağlı olduğu için sistemin oraya gelmesi daha kısa sürebilirdi.

Ancak yapacak fazla şeyi olmadığı için bu riski göze aldı ve kasanın yazılımına girdi. Normalde kasanın yazılımından onun şifresini öğrenmek mümkün değildi aslında sistem tüm şifreleri bilirdi demek ki kasa özel bir sistemle korunuyordu. Kasanın yazılımı ile oynayarak girdiği şifreyi doğru kabul etmesini sağlayacaktı. Bu yöntemi yıllar önce öğrenmişti sistemden kaybolan insanlara ne olduğu bilgisini almak istediğinde. Ancak o zaman karşısına çıkan başka bir engel yüzünden basaramamıștı.

Şimdi karşısında başka bir engel olmadığı için basarabilecegine inanıyordu. Elinde en çok kullanılan iki sayı da olduğu için kalan 99 sayıyı sırası ile girmeye başladı. 30. sayiya geldiği zaman kapıya yaklaşan bir araba sesini duydu. Kapının açılma sesini duydu ve insanların ayak seslerini. Daha sonra cam kırıldı ve kırıktan içeriye bir şey atıldı. Hemen hemen aynı anda içerisi sisle dolmaya başladı.

Tuşlara daha hızlı basmaya başlamıştı. Şifre 1453tu ve kasayı hızlı bir biçimde açıp içindeki diski aldı ve pencereye doğru koşmaya başladı. Birkaç adım attıktan sonra silah sesleri duyulmaya başladı ve pencereden atladı.

Olanca gücüyle koşmaya başlamıştı. En kısa yoldan ormanın içine girip ordan devam etti. Siyahlı adamlardan daha hızlı olmak zorundaydı. Biraz daha ilerlediğini ormanın içinde bir oyuk gördü ve içine girmeden önce ayak izlerini farklı bir yöne yönlendirdi ve ayak izlerini silerek oyuğun içine girdi. Ve gidebileceği en derin yere giderek nefes almayı bıraktı. Şimdi bulunmamasi gerekiyordu ve bunun için kıpırdamaması.




Share this

Related Posts

Previous
Next Post »

Find Us On Facebook