Aşkın mezarı 31

6. bölüm

Kız okuduklarını bir süre daha düşündü. Nasıl olurdu da birisi gerçek olduğundan emin olmadığı bir hayalin peşinden koşabilirdi. Kendinin bir hayali bile olmadığını düşündüğü zaman daha anlamsız oluyordu düşünceleri. Ancak her geçen gün daha fazla şey öğreniyordu ve daha fazla anlayabiliyordu yazılanları. Okuduklarının gerçekliğini sorguladı bir süre boyunca ve en sonunda hepsinin gerçek olduğuna karar verdi. Yalanlar bu şekilde hissettirmezdi ona göre. Ne hissettiğini bilmiyordu ama bu sonucu değiştirmiyordu.

Bir süre daha kendi hayalini sorguladı. Şimdiye kadar hiç hayali olmamıştı onun. Belkide bu sebeple her yazı girişimi başarısızlıkla sonuçlanıyordu. Onun bir hayali vardı ama. Adına aşk denilen bir şey en büyük hayaliydi onun ve aşkı anlaması gerekiyordu. Bu nedenle şapkalı adamı bulmalıydı. Saatin kaç olduğunu umursamadan evden çıktı ve şapkalı adamın yanına doğru ilerledi. Güneşin doğmasına fazla zaman kalmamıştı bu nedenle hızlı hareket etmeliydi. İnsanlarla karşılaşmak istemiyordu.

Nedense şehir ona bir farklı geliyordu. Gecenin en karanlık olduğu zaman olmasına rağmen ona daha aydınlık geliyordu. Onun için hiçbir anlam ifade etmeyen renkler önem kazanmıştı. Siyah beyaz bir dünyası vardı onun ve dünyasında hiçbir şey yoktu. Hayatı anlamsızlıklar üzerine kuruluydu ve şimdiye kadar hiçbir amacı yoktu. Aşkı bulmak, öğrenmek onun tek amacı olmuştu. Bunun nasıl yapacağını bilmiyordu ama önemi yoktu onun için. İçinde başarabileceğine dair bir düşünce vardı ve bu düşünce diğer hepsini susturuyordu. Avize bile konuşmaz olmuştu bu ise doğru yolda olduğunu gösteriyordu.

Bankın yanına geldiğinde şapkalı adamın bankın üzerinde otururken gördü. Demek ki onu bekliyordu, demek ki onun geleceğini biliyordu. Şapkalı adamın yanına gitmeden önce derin bir soluk aldı ve kafasının içinden geçen "beni neden bekliyor?", "geleceğimi nasıl biliyor? gibi soruları bir kenara fırlattı bu süre boyunca. Şapkalı adamın yanına geldiğinde "Geldim." dedi ve şapkalı adamın yanına oturdu.

"Hoş geldin" diye cevapladı şapkalı adam. Yüzünde hafif bir gülümseme belirmişti ve kız onu ilk kez gülümserken gördü. Onun gülümsemesi o kadar gerçek görünüyordu ki bundan öncekilerin hepsinin yalan olduğuna yemin edebilirdi.

"Bu gün seni daha zor bir yolculuk bekliyor" şapkalı adam konuşurken gözlerini kısmış ve sesini ciddi bir ton kaplamıştı. Aslında amacı kızın tepkisini ölçmekti ancak kız yüzündeki ciddi ve kararlı duruş değişmemiş, gözbebekleri biraz daha keskinleşmişti.

"Bana ne yapmam gerektiğini söyle!"

"Bu kararlı duruşunu sevdim. Eskiden böyle değildin hiç şimdi kendine bir bak, ne kadar da değiştin."

"Sen beni eskiden de tanıyor muydun?"

"Bunu daha sonrada konuşabiliriz zamanımız dar biliyorsun ama evet seni takip ediyordum ama beni görmemişsindir bile."

"Bunların hepsini biliyor muydun yani, seninle konuşacağımı, yazıları arayacağımı? Nasıl bilebilirsin bunların hepsini?"

"Sen diğerleri gibi değildin ve dikkatimi bu çekti. Sonra seni takip etmeye başladım ve bir gün yollarımız keşişti. İnan bana buraya kadar geleceğini düşünmemiştim ve sadece yardımcı olmak istemiştim sana yoksa içindeki boşluk tüm evreni kaplayacaktı ve sen yok olacaktın."

"Bunların hepsini daha sonra konuşalım en iyisi. Şimdi bana ne yapmam gerektiğini söyle?"

"Bir tanıdığımı bekliyorum o da birazdan gelir diye düşünüyorum. O seni bir yere götürecek ve sana ne yapman gerektiğini anlatacak. Daha sonra bir yolculuğa çıkacaksın."şapkalı adam konuşmasını bitirdikten sonra bir süre boyunca konuşmadılar. Geçen uzunca bir sürenin ardından (ki bu süre kız için bir ömür kadar uzundu) şapkalı adam hafifçe gülümsedi. Kız ise neden gülümsediğini anlamak için başını çevirdi ve karşısında siyahlara bürünmüş birisini gördü. Onu tanıyordu siyahlı adamlardan birisiydi o ve onu öldürmek için oraya gelmişti. "Bana yalan söyledin!" diye bağırdıktan sonra yerinden fırladı ve denize doğru konuşmaya başladı. Belki yüzerek kurtulabilirdi siyahlı adamdan.

Ancak deniz ile arasında fazla mesafe olmamasına rağmen denize ulaşamamıştı. Şapkalı adamın kemikli parmakları kızın bileğinin etrafına dolanmış ve onun gitmesini engelliyordu. "Sandığın gibi değil" dediği sırada iki kolunu kızın beline doladı ve kızın yüzünü siyahlı adama doğru çevirdi.

Siyahlı adam omuzunda asılı duran silahını çıkarttı ve yere koydu. Daha sonra sağ eliydi kafasındaki siyah maskeyi çıkarttı ve onu da yere koydu. Kız şaşkına dönmüştü, karşısında uzun siyah saçları olan bir kız duruyordu. Kızın yüzünde büyük bir gülümseme vardı ve o gülümseme çırpınmayı bırakmasına sebep olmuştu. Vuvarlak hatlara sahip bir yüzü vardı siyahlı kadının. Çenesi genişçeydi ve kızık koyu renkli gözleri vardı.

"Korkmana gerek yok. Sana yardım etmek için buradayım."

"İşte sana bahsettiğim tanıdığım."

"Şimdi senin yüzüne bir maske takacağım ve ellerini bağlayacağım. Bunu sokakta tanınmamak için yapacağız. Aynı zamanda sistem kameralarında seni esir almış bir yere götürüyormuşum gibi gözükecek. Gideceğimiz yere yaklaştığımızda ise maskeni çıkaracağım ve sana her şeyi anlatacağım. Şimdi bu maskeyi kafana tak. Daha sonra ellerini bağlayacağım ve ipin ucu bende olacak. Fark edilmemek için seni yol boyunca çekiştireceğim. Biraz yavaş hareketler, kurtulma çabaları güzel olur. Şimdi hazırsan başlayalım."

Siyahlı kızın verdiği şapkayı kafasına taktığı zaman hiçbir şey göremediğini fark etti. Daha sonra siyahlı kız bileklerini kalın bir iple bağladı ve yürümeye başladı. O yürüdükçe ip geriliyor ve kıza yürümesi gerektiğini hatırlatıyordu. Bu esnada kızın aklında tek bir soru vardı "Siyahlı birisi iyi olabilir miydi ve onu nereye getiriyordu?"



Share this

Related Posts

Previous
Next Post »

Find Us On Facebook