Aşkın mezarı 32

Kız hiçbir şey göremiyordu. Görememek çok farklıydı onun için. Etrafında ne olup bittiğinden habersizdi. Bir taraftan nereye gideceğini merak ediyor diğer taraftan siyahlı kıza güvenip güvenemeyeceğini düşünüyordu. Bu iki düşünce arasında dolaşırken bir aşka düşünceye aralarda uğruyor ve sonunun ne olacağını merak ediyordu. Ne kadar böyle devam edeceğini bilmediği için sabırsızlanıyordu.

Bu sebeple kendine küçük bir oyun geliştirmişti. Attığı adımları ve döndüğü yönleri sayıyordu. İlk önce ileriye doğru 71 adım attıktan sonra sağa dönmüş ve 39 adım atmışlardı. Daha sonra 173 adım atıp sola dönmüşlerdi. Nerede olduklarına dair hiçbir fikri olmasa da her ihtimale karşın kaçma durumu oluşursa kendine bir dönüş rotası bulmak için yapıyordu bunu. Aslında şapkalı adamın onun başını belaya sokabileceğine ihtimal vermiyordu ama siyahlı kız? Hiç tanımadığı birisine herşeyini teslim etmişti. Onu istediği an öldürebilirdi mesela ve aylarca işkence edebilirdi.

Aralarda biraz çırpınıyor ve gerçek süsü vermeye çalışıyordu. Siyahlı kız ise onu çekiştiriyor ve kendini değersiz hissetmesini sağlıyordu. Bunların hiçbiri gerçek değil diyordu kendine. Gerçek olsaydı kendini bu kadar kolay teslime etmezdi. Acaba siyahlı adamlar onun yaptıklarını mı öğrendi diye düşündü. Böylece onu yakalayıp öğrendiği herşeyi anlayabilirlerdi. Daha sonra onu tarihten silerlerdi. Adı bile kalmazdı onun. Zaten adının ne anlamı vardı ki onun. Birkaç harf ve sayı onun adıydı. İlk harf yaptığı meslekti. Sonraki sayılar o meslekteki konumunu gösteriyordu. Ondan sonraki harfler evinin yerini ve sonraki sayılar ise daire numarasını gösteriyordu. Evet o hep aynı evde oturuyordu.

Biraz daha ilerleyip geriye döndüler ve 347 adım attılar. Ancak adımlarını sayması ve yönleri aklında tutması zor geliyordu ona. Sanki siyahlı kız onu şaşırtmak için sürekli yön değiştiriyordu. Bunu neden yaptığını bilmiyordu ama bu düşünce içindeki teorileri güçlendirmekten başka bir işe yaramıyordu. Böyle olunca da düşüncelerin sayısı artıyordu. Göremediği zaman kulaklarının daha hassas olduğunu fark etmişti. Siyahlı kızın nefes alış verişini bile duyabiliyordu. Onun soluk alış verişindeki bir farklılık başının belaya girdiğini gösterebilirdi. Ayrıca kaçma durumunda yerini bulmasını sağlayacak sesleri ayırt etmeye çalışıyordu ancak etraf gece kadar sessizdi.

Aslında bulunduğu durumun kendi yaşamı ile benzerlikleri çok fazlaydı. O da nereye gideceğini bilmiyordu. Sadece onun görmesine izin verilen şeyleri görebiliyor, sadece ona izin verilen kadar yaşayabiliyordu. Onlar istemezse hiçbir şey bilemezdi mesela. Ancak o bir şeyleri öğrenmeyi başarmıştı ve kendini başarılı hissetti bu sebepten dolayı. Şapkalı adam olmazsa hiçbir şey yapamayacağını düşündü daha sonra. Onu kötü bir duruma düşürmezdi o yoksa bu kadar uğraşmazdı.

Bir süre daha yürüdüler, birkaç kere yön değiştirdiler. Daha sonra bir araba sesi duydu. Hemen ardından araba yavaşladı ve iki kapı açıldı ve hemen ardından tok bir sesle kapandı. Daha sonra iki kişi arabadan indi ve onlara doğru yürümeye başladı. Bunu ayak seslerinden anlayabiliyordu. Acaba kim gelmişti?

Hemen o anda bir erkek sesi duydu "nereye?" Soru kısa ve sertti. O an siyahlı adamlarla karşı karşıya olduğunu düşündü ve kafasındaki düşünceler tekrar yükselişe geçti.

"Sorguya gidiyorum" diye cevap verdi siyahlı kız. Onun sesi de en az diğerleri kadar sert ve keskindi.

"Kimi götürüyorsun?"

"Bu bilgiyi size veremem. Gizli bir sorgu bu."

"Söylemen gerekiyor. Şu anda bu bölgede tüm sorumluluk bizde ve bize sorgudan bahsedilmedi."

Kızın onlara bir şey gösterdiğini düşündü çünkü siyahlılardan diğeri "Bu hiçbir şeyi kanıtlamaz" dediğini duydu.

"Bu sizden daha yetkili olduğumu kanıtlar. Eğer işkencemi görmek isterseniz buyrun sizde gelin" kız cümlesini bitirdiği zaman içindeki düşünceler her yeri kaplamıştı ve kaçma planları yapmaya başlamıştı bile.

"Seninle geliyoruz."

Bir süre daha yürüdüler. Önce sola sonra sağa döndüler daha sonra. Ayağı düz bir yere çarptığında bir merdivenin karşısında olduğunu düşündü. Merdiveni çıkarken birkaç kere düşme tehlikesi atlattı. Orada düşseydi kimsenin onu tutmayacağını çok iyi biliyordu.

Biraz merdiven çıktıktan sonra durdular ve bir kapı açıldı. Kapıdan içeriye girdi daha sonra ve kendini bir anda yerde buldu. Daha sonra bir el boğazını sıktı ve başka bir el başındaki bezi çıkarttı. İleriye doğru baktığında karşısında 3 tane siyahlı adam görüyordu. Yani 2 siyahlı adam ve bir siyahlı kadın.

Siyahlı kadın "Konuş!" diye emir verdi ancak kız ne söylemesi gerektiğini bilmiyordu. Bu sebeple susmayı tercih etti. O cevap vermediği zaman siyahlı kızın sağ eli havaya kalktı ve yüzüne doğru ilerledi. Siyahlı kızın yumruğu yüzüne sert bir şekilde çarptıktan sonra burnundan aşağıya doğru bir sıvının aktığını hissetti.

"Konuş diyorum sana!"

"Ne anlatacağımı bilmiyorum."

"Söyle aşkın korucuları ile nasıl tanıştın?"

"Onları tanımıyorum bile. Neyden bahsediyorsun." O esnada gerçeği söylüyordu. Aşkın korucularını hiç duymamıştı. Aşkı bile yeni öğrenmişti.

Bu esnada kafasına iki yumruk daha geldi. İlk yumruk çenesine doğru ikincisi ise alnına doğru isabet etti. "Doğru söylüyorum." Burnundan akan sıvının kan olduğunu o anda fark etmişti.

Siyahlı kadın belinden silahını çıkardı ve kıza doğru tuttu. "Çabuk konuşsan iyi olur."

Siyahlı adamların gözlerinde öyle bir ifade vardı ki oradan kurtulamayacağını düşünüyordu."

Siyahlı kız bir kaç adım geriye giderek siyahlı adamların arkasına geçti ve parmağı silahını ateşlemek için hazırdı.

Kız gözlerini kapattı ve iki el silah sesi duydu. Ölmemişti galiba. Güçlü bir yere düşme sesi duyduktan sonra gözlerini açtı ve siyahlı adamların kanlar içinde yerde yattığını gördü.

"Umarım canını fazla acıtmamışımdır."

"Önemli değil. Biraz burnum kanadı sadece."

"Güzel, daha gidecek yolumuz var."

"Bir şey sormak istiyorum sana. Aşkın koruyucuları nedir?"

"Anlatıcam ama şimdi değil. Çok hızlı hareket etmeliyiz. Birazdan siyahlı adamlar burada olur."

Kız hiçbir cevap vermedi ve beraber evden çıktılar. Daha sonra siyahlı kız bezi tekrardan kafasına geçirdi ve yürümeye başladılar. Kafasındaki soruların bir kısmı kaybolmuştu.

Share this

Related Posts

Previous
Next Post »

Find Us On Facebook