Aşkın mezarı 37

Erkek evine giden yol boyunca hala kiminle tanışacağını düşünüyordu. Herhalde şapkalı adam gibi birisi ile tanışacaktı ama siyah ay ona bir kadınla tanışacağını söylemişti. Tanıdığı, bildiği bütün kadınlar ona yardımcı olamaz, sorularına cevap bulamazdı. "Senin gibi" demişti siyah ay demek ki o da onun gibi bir arayıştaydı. Bu düşünce onu daha fazla heyecanlanmıştı.

Aynı zamanda yol boyunca yeni bulduğu diski de düşündü. Hangisini daha fazla düşündüğünü bilmiyordu ama tahminine göre tanışacağı kız daha öncelikliydi. Sonuçta diski eve geçince dinleyecekti ama kızla ne zaman tanışacağını bilmiyordu. Demek ki bu konu kafasını uzunca bir süre meşgul edecekti. Düşünceler ve sorular arasında bir süre daha yol aldıktan sonra eve geldi. İlk önce bilgisayarını açtı ve diski bilgisayarına aktarmaya başladı. Bu ensada ise kızı düşünüyordu.

Ona nasıl yardımcı olabilirdi ki? Belki de onda da diskler vardı ama öyle olsaydı şapkalı adam onu en başta kıza gönderirdi. Belki onun bilmediği bazı şeyleri biliyordu. Belki de bazı cevaplar ondaydı. Belki aşkın ne demek olduğunu biliyordu. Belki de onda diskten başka bir şeyler vardı. Ne olabilirdi ki onda? Acaba nasıl gibisiydi? Gözleri ne renkti mesela veya saçları nasıldı? Bu soruları neden sorduğunu düşündü bir süre boyunca. Neden onu bu kadar merak ediyordu ki neden nabzı bu kadar hızlı atıyordu? Neden soluk alış verişi bu kadar hızlanmıştı?

Bu esnada diski bilgisayara aktarma işlemi sona erdi ve onu dinlemeye başladı. Disk ince bir sesle başlamıştı. Bu sesin neye ait olduğunu bilmiyordu ama ses onun içine işlemeye başladı. Bir kaç saniyenin ardından gözlerini kapattı ve kendini müziğe bıraktı. En başta duyduğu o ses fazlasıyla hüzünlüydü. Her şeyini kaybetmiş gibi hissetti bir süre boyunca daha sonra başlangıçtaki o hüzün yerini yavaş yavaş başka bir şeye bıraktı.

Yeni gelen duygunun aşk olduğunu düşündü. Öyle bir duyguydu ki baştaki hüzün kaybolmuş ve yerini sonsuzluğa bırakmıştı. Evet, o an sonsuzlukta olduğunu hissetti. Sanki istediği herşey onundu, sanki o dünyada eksik hissetmiyordu. Bu şekilde hissedip hissetmeyeceğini düşündü bir kaç an boyunca. Daha sonra hissedeceğini söyledi kendine. En azından aşkın ne olduğunu öğrenecekti. "Aşkı anlamadan ölmeyeceğim" dedi kendisine. "Aşkı bulacağım."

Şarkı biraz daha ilerledikten sonra müziğe tekrardan hüzün eklendi. Ancak bu farklı bir hüzündü. Az önce herşeye sahip olduğunu hissederken o an herşeyin ondan gittiğini hissediyordu. Demek ki aşk gitmişti ve giderken ona dair ne varsa götürmüştü. O kadar büyük bir boşlukta hissediyordu ki kendini şimdiye kadar hiç öyle hissetmemişti. Çaresizdi ve bunu değiştirecek hiçbir şey yapamıyordu.

Şarkının sonlarına doğru ise hüzün biraz azalmıştı. Alışmış mıydı yoksa vaz mı geçmişti. Ancak vazgeçemezdi. Belki de onun yokluğunu kabullenmişti. "O gelmeyecek" demişti belki de veya sevdiğini siyahlı adamlar öldürmüştü. Evet, siyahlı adamlar hep böyle yapardı. Bu esnada farkında olmadan tırnaklarını avuç içine geçirmişti. Bunu şarkı bittiği zaman tekrar başlatmak için gözlerini açtığında fark etti. Ancak çektiği acı hiçbir işe yaramamış ve öfkesi devam ediyordu. İmkanı olsa siyahlı adamların hepsini yok ederdi ama zamanı gelmemişti daha. Ve şarkıyı tekrardan başlattı ama bu sefer gözlerini kapatmadı. Gözlerini açık tutup düşünmeye devam etti.

Düşündüğü konu tekrardan tanışacağı kız olmuştu. Şarkı onu biraz sakinleştirmişti ama şarkıyı değilde kızı düşünmeye başladığında nabzı yine artmıştı. Kız mı onu böyle yapmıştı. Eğer böyle ise onu düşünmek çok güzel değildi ama onun düşündükçe iyi hissediyordu kendini. Hem siyah ay ona "yakında" demişti. Demek ki yakında kız ile tanışacaktı. Acaba ne zaman tanışacaktı. Arada geçen zaman diliminin "hemen" olmayacağını tahmin ettiği için nabzını yavaşlatmayı denedi. Ancak bu çabalar hiçbir işe yaramıyordu.

Yine uykusuz bir gece onu bekliyordu. Bu esnada kendini müziğe odaklamaya çabaladı. Ancak bunu yapması oldukça güçtü. Sanki içi hava dolu bir balonu suya batırmaya çalışıyormuş gibiydi. Ne kadar uğraşırsa uğraşsın o balon tekrardan su üstüne çıkıyordu. Bu nedenle bu uğraşından da vazgeçti. Bir şekilde kendini sakinleştirmesi gerekiyordu ve başını çevirip avizeye doğru döndü. Belki avize ile konuşmak ona iyi gelebilirdi.

"Ben niye böyle oldum ki avize? Neden bu kadar heyecanlıyım?"

Avizeden her zaman olduğu gibi hiçbir cevap gelmedi ama o konuşmaya devam etti. Zaten bir cevap beklentisi içinde değildi.

"Kiminle tanışacağım ben? Siyah ay söylediği için hiç korkum yok ama kiminle tanışacağımı çok merak ediyorum. Sen biliyor musun?"

Avizeden hala bir cevap gelmiyordu ama erkek konuşmaya devam etti. Zaten avizeden bir cevap gelmesi çok olasılık dışıydı ama yakın zamanda olasılıkların dışında çok şey yaşamıştı.

"O ne zaman gelecek biliyor musun? Sana yalvarırım bana cevap ver!"

İlk anda avizeden hiç cevap gelmedi ama daha sonra oda bir an karanlığa büründü ve daha sonra tekrardan aydınlandı. Bu ne anlama geliyor olabilirdi ki? "Bir" mi demek istemişti. Bir demek istediyse bir saat miydi yoksa bir saniye mi yoksa bir gün mü yoksa bir yıl mı? Bir saniye içinde gelmesi oldukça zordu, bir dakika da aynı şekilde bir saat de oldukça zordu çünkü evde biraz dinlenmek istiyordu. Bir gün olabilirdi beki ama bir yıl çok uzundu. Bir gün yarın demekti ama bir yıl yarından bile çok uzaktı ve o an yarını bile bekleyemeyeceğini hissediyordu.

"Seni anlamıyorum ben. 1 mi demek istiyorsun. Bir çok uzak ama. Bir saniye bile çok uzak ve ben bekleyemiyorum. Bunca yıl hep bekledim ama şimdi beklemek çok zor geliyor. Ne yapmam gerekiyor söyle?"

Yine bir an boyunca hiçbir şey değişmedi ama daha sonra bir ses duydu. Duyduğu avizenin sesi miydi yoksa o kendini kaybetmeye mi başlamıştı. O sesi tekrardan duyduğu zaman ise dinlemeye başladı.

"Bekleyemem diyorsun ama beklemezsen hiçbir şeyin olmayacağını çok iyi biliyorsun. Dayanamayacağım diyorsun ama dayanacağını da çok iyi biliyorsun. Ne yapman gerektiğini bilmiyorum diyorsun ama ne yapacağını çok iyi biliyorsun. İyi düşün ve ne yapacağına karar ver."

Kim konuşmuştu. Avizenin konuşma imkanı yoktu yoksa var mıydı. Acaba siyah ay mı konuşmuştu çünkü bir kadın sesi duymuştu. Yoksa avize kadın mıydı yoksa tanışacağı kız onun içinde miydi. Son düşüncesi ona çok saçma geldi ve bu düşünceden vazgeçti. Siyah ayla konuşması avize ile konuşmasından çok daha olasıydı sonuçta onunla bir kere konuşmuştu. Belki de avize daha öncede konuşuyordu ama onu hiç duymamıştı. Siyah ayda daha önce konuşuyor olabilirdi. Eğer böyleyse onu da duymamıştı. Belki de aşkı aradığı için onları duymaya başlamıştı ve belki de bunların hiçbiri gerçek değildi ve o delirmişti.

Delirmiş olma ihtimalinin ona hiçbir şey katmadığını fark ettiğinde bu düşünden vazgeçti ve ne yapacağını düşünmeye başladı. Bir süre boyunca düşündü ama hiç tanımadığı, hakkında bir şey bilmediği bir kızı nasıl bulacağını bilmiyordu. Bu şekilde onu bulması imkansızdı o zaman başka bir yol bulmalıydı. "Şapkalı adam" biliyor olmalıydı. Sonuçta o herşeyi bilirdi yani bilmesi gerekiyordu. Yani buraya kadar gelmişken vazgeçemezdi. Belki de kızda yaşlı adam gibi esir tutuluyordu. Böyleyse onu kurtarması gerekiyordu. Ancak önce biraz dinlenmeliydi, hatta yapabiliyorsa biraz uyumalıydı. Şapkalı adam biraz daha bekleyebilirdi.

Şarkıyı sürekli tekrara ayarladı ve koltuğuna uzandı. Biraz dinlenmeliydi kısa sürede o kadar çok şey yaşamıştı ki dinlenirse düşüncelerinin yerine oturacağını düşündü. Hem dinlenmezse şapkalı adamın yanına gidemezdi. Şapkalı adamın yanına gidemezse sorularına cevap bulamazdı. Sorularına cevap bulamazsa ölürdü. "Aşkı anlamadan ölmeyeceğim" dedi kendine ve gözlerini kapatıp şarkıyı dinlemeye başladı her tekrarda yeni duygular hissederek.

Share this

Related Posts

Previous
Next Post »

Find Us On Facebook