Aşkın mezarı 2. kitap 10. bölüm

Kız ve erkek odada yalnız kaldıkları zaman ilk konuşan erkek olmuştu. Konuşmak ona daha kolay gelmişti aslında. Önceki konuşmalarında her kelimeden önce ne söylemesi gerektiğini düşünüyordu. Ayrıca konuşmaya başlamadan önce ana hatları ile konuyu belirlemesi gerekiyordu. Eskiden bu şekilde yapmazdı. Aklına gelen herhangi bir kelimeyi söyleyebilirdi ama şimdi yanlış bir kelime söylemekten kaçınıyordu. Belki de söyleyecekleri çok bir şey değiştirmeyebilirdi ama yine de dikkatli olmak zorunda hissediyordu kendini. Ayrıca nedense o kızla konuşmak önceki tüm konuşmalarından daha zordu.

"Demek yeteneklerimizi kullanmak bu şekildeymiş. Ben böyle bir yeteneğimin olacağını hiçbir zaman düşünmezdim."

"Bende aynı şekilde. Diğerlerinden bir farkım olacağını düşünmezdim. Bir farkım olduğunu hissederdim ama bu kadar büyük bir farkı tahmin bile edemezdim."

"Acaba şimdi ne olacak? Yeteneklerimizi nasıl kullacağız?"

"Bende bilmiyorum ama şapkalı adam bir yolunu biliyor olmalı. Yoksa hiçbir zaman öğrenemeyebilirdik."

"Kesinlikle öyle." Cümlesini bitirdiği zaman erkek birkaç an kadar sustu. Şimdi ne söylemesi gerekiyordu? Konuşmaya devam etmek istiyordu ama konuşmaya nasıl devam edeceğini bilmiyordu. 

Kızda aynı anda susmuştu. Sadece hafif bir şekilde gülümsüyor ve erkeğe doğrudan bakmamaya çalışıyordu. Bu davranışının nedenini kendisi de bilmiyordu ama içindeki seslerden birisi düşüncelerinin okunmasından çekiniyor gibiydi.

İkisi de şanslıydılar ki şapkalı adam sessizliği bıçak gibi bölerek içeriye girdi ve hızlı bir biçimde konuşmaya başladı. "Şimdi neler olacağını anlatayım size. İlk olarak birisi gelecek ve yetenekleriniz hakkında daha detaylı bilgi verecek. Ben sadece duyduklarımı anlattım size sizin gibi yetenekli birisi olmadığım için detayları bilmiyorum. Daha sonra da başka birisi daha gelecek ve yeteneklerinizi kullanabileceğiniz bir simülasyon yaratacak. İlk gelene yerinde duramayan diyoruz biz. İkinci gelecek olana da plancı diyoruz. Geldikleri zaman ne demek istediğimi çok daha iyi anlayacaksınız. Sanırım birazdan birisi gelecek." Şapkalı adam cümlesini bitirdiği zaman başını diğer tarafa çevirdi ve rahat bir şekilde oturdu. Aradan geçen birkaç an boyunca hiçbir şey olmadı ama geçen anlardan hemen sonra bir anda odanın ortasında birisi belirdi. Erkek ve kız bir an şaşkınlık içinde kaldı. Şaşırmalarının bir sebebi bir anda odanın ortasında birisinin belirmesiydi diğer sebebi gelen kişinin sarışın küçük bir çocuk olmasıydı.

"Merhaba, sizi korkuttuğum için özür dilerim. Neden burada olduğumu biliyorsunuz sanırım. Size anlatacaklarım olacak ve sonrasında yeteneklerinize daha hakim olacaksınız. Anlatmaya yeteneğin ne olduğu ile başlayacağım ve neden sizde olduğu ile." gelen çocuk tiz ve neşeli ses tonu ile konuşuyordu. Daha çok küçük diye geçirdi içinden erkek, belki de neşesi bu sebeptendi.

"Bu yeteneklere sahip olmanızın birkaç sebebi var. Hangisinin gerçek sebep olduğunu bilemeyeceğim için size genel anlamda yeteneklerin ne olduğunu anlatacağım. İlk olarak yetenekleriniz sizin beyninizin çalışması ile alakalı olduğunu bilmeniz gerekiyor. Zaten onlara dair birkaç şey duymuş olmalısınız. Beynininiz diğerlerinden daha fazla çalışıyor bu bir, ikincisi ise beyniniz diğer insanlardan daha farklı çalışıyor."

"Farklı derken!" erkek hızlı bir biçimde araya girdi, o çocuktan herşeyi öğrenmek istiyordu.

"Bildiğiniz üzere herkesin beyninde belirli sayıda hücre vardır ve her hücre başka hücrelerle birbirine bağlıdır. Aralarında benim sayamayacağım kadar çok bağlantı vardır. Ayrıca beyninizdeki her hücreyi aktif olarak kullanamadığımızı da biliyorsunuz. Onları da kullanabilsek varya şimdi neler neler yapardık neyse sizin kullanabildiğiniz hücre sayısı diğerlerinden daha fazla bu bir. Sonra sizin hücreler arasında daha farklı bağlar var. Bu bağlar yüzünden başkalarının yapamadıklarını siz yapabiliyorsunuz."

"Neden farklıyız biz?" bu sefer kız konuşmustu. Yeni bilgiler öğrenmek istiyordu o da.

Çocuk gülümseyerek konuşmaya devam ediyordu "Çünkü siz özel olarak yetiştirildiniz. Sistem bazı çocukları kendisi için özel yetiştirir. Bu çocuklar özel yetenekleri ile sisteme birçok konuda yardımcı olur. Aynı sizin gibi aynı benim gibi çocuklar daha dünyaya gelmeden önce seçilirler ancak sistem bu seçim aşamasında her zaman başarılı olamaz çünkü o çocukların hayatlarında olacak herşeye sistem karar veremez. Sonrasında aşkın koruyucuları bizi farkeder ve biz diğerlerinden ayrılırız. Bu soruya da cevap verdiğime göre anlatmaya devam edebilirim.

Şimdi yeteneklerinizi nasıl kullabileceğiniz konusuna gelelim. Bence en eğlenceli bölüm burası çünkü başka kimsenin yapamadıklarını yapabiliyorsunuz. Gerçekten çok eğlencelidir, daha fazla yaptıkça daha fazla anlayacaksınız. Yeteneklernizin bir organınız gibi olduğunu söylemişlerdir size.  Onu nasıl kullanacağınızı göstermek istiyorum. Şimdi beni çok iyi takip etmenizi istiyorum ve sesli bir şekilde üçe kadar sayın." 

İkisi birlikte üçe kadar saydılar ve üç dedikleri anda çocuk cümlesini bitirdiği an ortadan kayboldu. Birkaç an boyunca ikisi de nereye gittiğini anlamak için etrafa baktılar ve iki an daha geçtikten sonra çocuk eski durduğu yerde tekrardan göründü.

"Şimdi bilmeniz gereken ilk şeyi söylüyorum size yetenekleri kullanırken birşeyi yapmak isterseniz onu yapamazsınız. Benim yeteneğim iki nokta arasında istediğim gibi yolculuk yapabilmek. Gittiğim yerde şuradaki karanlık yerde. Oraya giderken gitmeyi düşünmedim veya istemedim. Sadece gittim. Üçüncü bit kol örneği bu noktada çok doğru oluyor çünkü siz iki kol ile yaşadınız hep. Kollarınızı hareket ettirirken düşünmüyorsunuz değil mi? Sadece hareket ettirirsiniz. Şimdi biraz eğlenelim hep beraber. Hadi yeteneklerimizi kullanalım." Çocuk cümlesini bitirdiği zaman erkeğin yanına gitti ve "Hadi bana ne düşündüğümü söyle. Biliyorum ki düşünceleri okuyabiliyorsun. Kolay bir şey düşünüyorum merak etme."

"Dondurmamı düşünüyorsun?"

"Elbette dondurma düşüneceğim ben. Dondurmayı çok severim. Hayatım boyunca hep dondurma yiyebilirim." Daha sonra kıza doğru döndü ve "Şimdi sıra sende zamanı yavaşlatabildiğini biliyorum. Tam olarak anlayamasamda yine de ikinizinki de çok özel yetenekler. Şimdi elimdeki bu camı havaya atacağım ve o yere düşüp kırılmadan onu kurtarmanı isteyeceğim. Evet, o cam az önce elimde değildi ve evet onu ileriden alıp geldim ve bunu o kadar hızlı yaptım ki fark edemediniz. Çok eğlenceli değil mi?"

Çocuk elindeki camı havaya fırlattı ve cam tam yere düşmeye başladığı sırada kız ileriye doğru birkaç adım attı. O adımların sonunda kız yere yavaşça düşen camı sağ eliyle tuttu ve yere bıraktı. Daha sonra çocuğun arkasına doğru yürümeye başladı. Onu şaşırtmak istiyordu. Çocuğun yanına geldiği zaman kafasına taktığı şapkayı aldı ve kendi kafasına geçirdi. Çocuğun arkasındaki yere geldiğinde ise hafifçe gülümsedi ve omuzuna dokundu.

Çocuk kafasını çevirdiği zaman karşısında kızı gördü ve "Harikasın ve hey o benim şapkam değil mi? Kimse sana ait olmayan şeyleri alamayacağını söylemedi galiba." Çocuğun neşesi iyice artmıştı "Şimdi birbirleriyle bağlantılı birkaç şey düşüneceğim ve onlarını bulmanı isteyeceğim ama bak şimdiden söyleyeyim yeteneğini kullanabilirsin, onda uzmanlaşırsın falan benim düşüncelerimi okumak yok sonra."

"Geçmişinle alakalı bir şey düşündün aslında onu düşünmek istemedin ama burada gördüğün bir şey onu düşünmeni sağladı. Hatta ondaki bir şeyi o düşünceye itti seni. Asıl düşünmek istediğin şey yediğin ilk dondurmaydı ama nedense o an yanımdaki kıza baktın ve seninle aynı okulda olan bir kızı düşündün. Hatta ben bu sözleri söylerken sen düşünmeye devam ediyorsun. O kızla aynı yerdeydiniz, büyük bir yerde, karanlıktı biraz ve soğuktu. Sonra onu aldılar yanından neden olduğunu bilmiyors..."

"Yuh ama herşeyi öğren demedim ki sana. Sadece yediğim ilk dondurmayı düşünüyordum ve onunla bağlantılı olarak da dondurmanın neli olduğunu söyleyecektin bana. Başka deneme yok size." Cümlesini bitirdiği zaman gülümsemeye devam ediyordu. İkisi de gülümsemenin bu kadar yakıştığı birini daha önce görmemişti. "Şimdi beraberce düşünmek istiyorum. Mesela senin yeteneğin ilerlediğinde neler olabilir diye düşünüyorum. Bence birden fazla insanın düşüncelerini aynı anda okuyabilirsin. Bu süper muhteşem bir şey olur düşünsene kalabalığın önündesin ve herkesin ne düşündüğünü biliyorsun, harika bu. Sana gelince de zamanı yavaşlatabiliyorsun bu muhteşem. Peki yavaşlayan zamanda burda hareket etmektense zamanın kendisinde hareket edebilsen. Düşünsene geçmişe gidip kendine yediği yemeği yememesini söyleyebilirsin. Geleceğe de gidebilirsin mesela. Bunlar harika valla düşünürken bile heyecanlandım şimdi. Hey şapkalı dondurmam hazır mı benim? Bak yalan söylemek yok biliyorsun."

"Sana asla yalan söylemeyeceğimi biliyorsun. Dondurman yandaki odada masanın üzerinde duruyor, alabilirsin."

"Harika o zaman, daha sonra görüşürüz beni bekleyen bir dondurma var sonuçta fazla beklerse çok üzülür."






Share:
Yorum Gönder

Social Share

Etiketler

Blog Arşivi

Recent Posts

Sample Text

Düşlerimin mezarlığına hoş geldiniz. Giderken küçük bir unutma beni çiçeği bırakırsanız güzel bir hatıra bırakırsınız.