Aşkın mezarı 2. kitap 17.bölüm

Kelimelerin onlardan kaçması yeteri kadar kötüydü. Hele bir de buna ne düşünecekleri eklendiğinde işler iyice sarpa sarmıştı. Bir tarafta yeteneklerini fazla kullanmaları ile alakalı düşünceler varken bir diğer tarafta karşısındaki kişiye baktılarında hissettikleri ile alakalı düşüncelerde bulunuyordu. Bu durumda ise konuşmak oldukça zordu. Hele konuşmayı başlatacak o ilk kelimeyi söylemek çok zor geliyordu ikisine de.

Ancak sessizlikde bir o kadar kötüydü. Bu yüzden erkek bir an için ne söyleyeceğini umursamadı ve konuşmaya başladı "Sence aşkı bulabilecek miyiz?" Aslında söylemek istedikleri bu cümlenin çok ötesindeydi ama sadece bu kadar konuşabilmişti.

"Evet, küçük bir ihtimal olsa da kahinin dediği gibi birlikte kalırsak onu bulabiliriz."

"Ah o kahin hala söylediklerini anlayabilmiş değilim. Acaba aşk nerede saklı? Onu nasıl kurtarabiliriz? Bunların cevaplarını bilmiyoruz ve sanki önümüz tamamen karanlık."

"Bende bilmiyorum onları ama ben aşkı bulabileceğimize inanıyorum."

"Bende inanıyorum yoksa kendi köhne hayatıma devam ederdim."

"Sanırım en büyük ortak noktamız bu bizim. İkimizin de hayatı çok kötüydü."

"Sanırım öyle. İkimizde benzer yollardan geçmişiz. Acaba bizim gibi bu hayata ayak uyduramayan başkaları da var mıdır?"

"Bilmiyorum ama olabilir. Belki sayımız tahmin ettiğimizden daha fazladır."

"Belki de öyledir. Sistem belki de bizim gibileri bitirememiştir. Herkes fark edilmemek için bir işaret bekliyordur."

"O işareti bende merak ediyorum eğer öyle bir işaret gerçekten varsa."

"Acaba bundan sonra ne olacak. Çocukları kurtardık peki sonra."

"Bilmiyorum ama şapkalı adam yarın açıklar sanırım bize."

İkisi de karşılık olarak gülümsediler. Gülümsemek zordu başlangıçta ama diğerinin yanında geçen zamanda kolaylaşıyor gibiydi.

"En zoru da bu belirsizlik ama sanırım ona katlanmamız gerekiyor" dedi erkek gülümsemeye bir an için ara vererek.

"Kesinlikle haklısın. Ancak bir amacımın olduğunu düşünüyorum ve bu beni ayakta tutuyor."

"Beni de aynı şekilde. Şaka gibi ama amacımız çok büyük bizim."

"Belki bunların hepsi bittiği zaman bu şakaya gülebiliriz."

"Belki de. Belki hepsi bittiğinde sen bir kitap yazarsın yaşadıklarımızı anlatan bende bir şarkı yaparım."

"Ne kadar da güzel olurdu değil mi?"

"Kesinlikle öyle. Saat ilerliyor biraz uyusak mı acaba?"

"Uyumak ne kadar da anlamsız bir şey ama haklısın biraz uyusak iyi olur."

İkisi önce yataklarına baktılar ve daha sonra yanında durana. Uyku ikisinede sıcak gelmiyordu."

"Acaba burada mı uyusak?" diye sordu kız. "Belki tekrar o kötü rüyalardan görürüm."

"Bence de bu güzel bir fikir. Hem uzağımda olmazsın benim hemen yardıma gelebilirim."

"Nasıl yapcaz peki?"

"Şöyle yapabiliriz bence sen koltuğum bir tarafında uyursun. Bende diğer tarafında."

İkisi birlikte gözlerini kapattılar ve düşünmemeye çabaladılar. Bunu başarabilen ilk olarak kız olmuştu. Önce nefes alış verişi yavaşladı daha sonra ise kollarındaki güç azaldı. Uyku dünyasına ilk giden o olmuştu.

Erkek ise uyumak yerine kızı seyretmeyi tercih etti. Onu inceledi bir süre boyunca daha sonra rüyasında ne gördüğünü merak etti. Acaba onun da rüyasına girebilir miydi? Sonra bu düşüncenin mantıklı olmadığı düşündü. Onu izlemek yeterli gelmeliydi neden rüyasına girmek isteyesin ki? Bu sorunun cevabını bulamayacağını anladığında düşünmeyi bıraktı ve kızı seyretmeye devam etti. O kadar güzel uyuyordu ki onu uyandıramayacağını düşündü. Çok huzurluydu uykusunda ve bunu bölmek istemiyordu.

Bir süre sonra erkek göz kapaklarınıın ağırlaştığını hissetti. Her ne kadar dayanmaya çabalasa da bir süre sonra gözlerini kapattı. Hiç bir şey görmedi ama. Rüya görmek onun için bir lükstü zaten ve rüyasız uykusuna devam etti.

Uykuda geçen zamanı ikisi de bilemedi ama bir yerde erkek bir ses duyduğunu hissetti ve gözlerini açtı. Birisi kapıya vuruyordu. Şapkalı adam olmalı diye düşündü ve kızı uyandırmamaya çaba sarfederek ayağa kalktı ve kapıyı açtı. Tahmin ettiği gibi gelen şapkalı adamdı ve ona kızı uyandırmasını söyledi. "Hadi bayağıdır uyuyorsunuz. Kahvaltımızı yapalım ve yapacak çok işimiz var."

Erkek kızı uyandırmak için önce bir kaç kere seslendi ancak kız uyanmayınca onu dürtmeye karar verdi. Ona dokunmak neden böyle hissettiriyordu bilmiyordu ancak bir süre sonra kız uyandı. "Şapkalı adam geldi ve daha yapacak çok işimiz olduğunu söyledi. İstersen yanına gidelim."

"Tamam, hemen gidelim. Bekletmeyelim onu."
Share:
Yorum Gönder

Social Share

Etiketler

Blog Arşivi

Recent Posts

Sample Text

Düşlerimin mezarlığına hoş geldiniz. Giderken küçük bir unutma beni çiçeği bırakırsanız güzel bir hatıra bırakırsınız.