Aşkın mezarı 2. kitap 27. bölüm

"Bence çok dikkatli düşünmeliyiz. Bu ağaç yalnız bir ağaç, yalnızlıktan kurumuş hatta. Etrafına baktığımız zaman hiçbir bitkinin olmadığını görüyoruz. Bu noktada şaşırtmacalı bir soru olabileceğini düşünüyorum ben." dedi plancı düşünceli bir ses tonuyla.

"Ancak resimi tamamladığımız zaman ne anlatmamız gerektiğini bilmiyorum. Eğer ağaçtan uzağa koyarsak çiçeği ağaç yalnız kalmaya devam eder." diyerek cevapladı erkek.

"Bence ağacın yalnızlığını azaltmamız gerekir. Bunun için de çiçeği ağacın yanına yaklaştırmamız gerekiyor." dedi kız.

Hepsinin aklından farklı hikayeler geçiyordu. Farklı hikayeler farklı sonlarla bitiyordu. Ancak bulmacayı çözmek için hangi sonun doğru olduğunu bilmedikleri için karar veremiyorlardı.

"Ancak bulmacada ağaç yalnız mı kalmalı yoksa yalnızlığı azalmalı veya yok mu olmalı? Önce bunu bulmalıyız." konuşan tekrardan plancı olmuştu.

"Bence ağacın yalnızlığı azalmalı hatta yapabiliyorsak yok olmalı. Bu ağaç çok uzun yıllar boyunca yalnız kalmış ve artık yalnız olmaması gerekiyor." erkek düşüncelerini söylediğinde kızla bir süre boyunca bakışmışlardı.

Bakışmanın ortasında kız konuşmuştu. İkisi de aynı fikirdeydi sanki "Bence de ağaç daha fazla yalnız olmamalı. Birçok dalı kırılmış, yıpranmış ve eksilmiş geçen zamanda. Artık bu şekilde olmaması gerekiyor."

"Ancak hala bulmacayı çözemedik. Eğer bir şansımız varsa onu çok iyi değerlendirmeliyiz." plancı durumu özetlediğini düşünüyordu aslında. Bundan sonra kararı ikisi verecekti ve o sadece doğru bir karar vermelerini dileyebilirdi.

"Bizim kararımız kesin. Karşımızda bir ağacı yalnızlıktan kurtarma şansı var ama bunun için çiçeği nereye koymamız gerekiyor."

"Bence ağacın yakınına koymalıyız. Hatta ona en yakın yere köklerinin yanına koymalıyız."

"Bu yeterli gelecek mi sence. Öyle yaparsak kökleri birbirine değer evet ama ne kadar yeterli gelir yaşlı, kurumuş bir ağaç için."

"Bence ağaca çok yakın bir yere yerleştirmeliyiz. Belki de ağacın köklerinin birbirine değmesi yeterli gelmez. Düşünsenize iki insan birbirine bir şekilde bağlı ama birbirinden çok uzaktalar. Onlar kavuşmadıkça yalnızlıkları yok olmaz."

"O zaman bir ağacın ve çiçeğin aşkını şekillendireceğiz burada. Bence çiçeği ağacın üstüne koymalıyız hatta yapabilirsek ağacın içine koymalıyız. Evet, en doğrusu bu olacaktır." kız konuşmasını bitirdiğinde kararlarını vermişlerdi. Erkek ekranda boşlukta bulunan çiçeği ağacın üzerine doğru getirdi ve ağacın üstündeki bir kovuğun içine yerleştirdi. Daha sonra bir anda ağacın tekrar canlamasını izlediler. Önce dalları tekrardan yeşillendi daha sonra ise ağaç tekrardan büyümeye başladı.

Ardından mekanik bir ses geldi. Şimdi sıra bir sonraki kapıdaydı "duvar kapısı." Hep beraber birkaç adım attıktan sonra duvar kapısının önündeydiler.

Panele bakmadan önce duvar kapısının ne ile akalı olabileceğini düşündü erkek. Bu kapı büyük ihtimalle insanın kendi önüne ördüğü duvarlarla alakalı diye düşündü kız bu esnada. Bir süre boyunca bakıştılar. Daha sonra panele baktılar. Ekranın iki farklı bölgesinde bir kapı ve bir anahtar bulunuyordu. Ancak kapının üzerinde anahtar deliği bulunmuyordu. Birkaç an boyunca görüntülere baktıktan sonra görüntü değişti ve ekranın ortasında etrafı duvarlarla çevrili bir kız göründü. Hemen sonra ise ekranın ortasında beyaz bir yazı belirdi "Üzerinde anahtar deliği olmayan bir kapı var ve bunu açmanız gerekiyor. Bu kapıyı nasıl açarsınız?"

Tekrar düşünme zamanı gelmişti. Anahtar deliği olmadığına göre bu kapı dışarıdan açılamazdı. Ayrıca duvar kapısına gelmişlerdi ve görüntüler ile duvarın bir ilişkisi olmalıydı. Ancak bu ilişki neydi ve nasıl ortaya çıkabilirdi. Erkek ve kız bu esnada plancıya döndü cevap beklentisi içinde.

"Açıkçası hiçbir fikrim yok. Duvar kapısında olduğumuza göre kızın etrafını çevreleyen duvarın onu hapsettiğini düşünebiliriz. Ayrıca kapının anahtarının olmaması da onun açılamayacağını gösteriyor. Şimdilik aklıma gelen şeyler bunlar." dedi plancı yorgun ve bitkin bir ses tonuyla.

"O zaman kızın duvarların içinde hapis olduğunu düşünebiliriz. Ancak neden içeride bence önce bunu bulmalıyız. Önce o kızı neler hissettiğini anlamalıyız." erkek konuşurken gördüğü görüntüleri düşünüyordu durmaksızın. O kızı anlamadan cevabı bulmaları mümkün değildi.

"Biz dışarıdan içeriye giremiyoruz o halde. Kapının kolaylıkla yıkılmayacağını da düşünmemiz gerekiyor. Demek ki içerideki kızı dışarıya çıkarmamız gerekiyor ama bunu zarar vermeden yapmamız lazım."

"Belki de kızı dışarıya çıkarmayı değil de onun yanına gitmeyi düşünmeliyiz. Eğer kapıyı açmayı bulamazsak onun yanına hiçbir zaman giremeyiz. Cevap vermemiz gereken ilk soru şu olmalı bence, o kız neden içeride hapis?"

"Görüntüleri tekrar düşünmemiz lazım. Daha detaylı olarak." dedi mekanikçi. Aslında bunlar onun anlayacağı konular değildi ancak yine de düşünüyordu.

"Bu esnada kız düşünmeye başladı. Görüntüler oluştuğu anda zamanı yavaşlatmıştı. Zaman yavaşladığında ilk dikkatini çeken şey kapıdaki izlerdi. Bir bıçak belki de başka bir şey açmıştı sebep olmuştu onlara. Daha sonra kızı gördüğü zaman ilk anda fark edemediği bir şeyi fark etti. Arka tarafta masanın üzerinde duran bir kalp. Camdan bir kutunun içinde duruyordu kalp. Kızın kalbi dışarıdaydı diye düşündü daha sonra ise içeriye girmek isteyenlerin olduğunu fark etti. Bu bilgilerle birlikte bir an için durdu ve "Durun, başka detaylarda var." dedi heyecanlı bir ses tonuyla.

Share:
Yorum Gönder

Social Share

Etiketler

Blog Arşivi

Recent Posts

Sample Text

Düşlerimin mezarlığına hoş geldiniz. Giderken küçük bir unutma beni çiçeği bırakırsanız güzel bir hatıra bırakırsınız.