Aşkın mezarı 2.kitap 20.bölüm

Bir anda geri dönmek ikisi içinde nerede olduklarını anlamakta zorlanmalarına neden olmuştu. Bu anda zamansızın neden zamana ayak uyduramadığını anladılar. Sürekli bu şekilde yolculuk yapıyorsa zorlanması çok normaldi.

Tekrardan gri odada buldukları sırada ki aradan sadece birkaç an geçmişti. Kapı açıldı ve ikisi birlikte dışarıya çıktılar. Zamansız onları bekliyordu.

"Hoş geldiniz, ilk yolculuğunuz nasıl geçti bakalım?"

"Adam daha fazla dayanamadı ve öldü!" dedi kız üzgün bir ses tonu ile.

"Evet, öldü ama burada anlamanız gereken bir nokta var bakalım anlayabilecek misiniz."

"Aşkı ararken öldü. Onsuz bir hayatı yaşamaktansa ölmeyi tercih etti." diyerek cevapladı erkek.

"Sizden bunu beklemiyordum işte. Şaşırttınız beni."

"Çok şaşırmana gerek yok aslında. İkimizde aşkı bulmak için ölmeyi göze aldık."

"Ancak onun ulaşmak istediği bir sevgili vardı. Bence aradaki fark bu."

"Neyse bundan sonra ne olacak?" diye sordu kız.

"Bundan sonra başka bir yolcuğa çıkacaksınız. Bu yolculuk biraz daha farklı olacak. Şimdi anlatıyorum size. Bir erkek ve kız birbirini çok sevmişler ancak bunlar iki düşman ailedenmiş. Tabi siz aileyi de bilmezsiniz şimdi neyse önemli değil. Bu nedenle ikisinin bir araya gelmesine izin vermemişler ve ikisi birlikte kaçmış. Ancak aileler bunların peşine düşmüş. Şimdi gideceğiniz yerde onları göreceksiniz ve unutmayın olaylara müdahale edemezsiniz. Boşuna yormayın kendinizi."

Erkek ve kız tekrardan cam odaya girdi ve birbirlerine baktılar. O an ne göreceklerini bilmiyorlardı. Kendilerini farklı bir yerde bulmadan önce ikisi de Zamansız'ın neden böyle olduğunu düşünüyorlardı. Bir an sonra farklı bir yerdeydiler.

Erkek ve kız farklı yönlerde dönerek etrafı incelediler ilk önce. Tepedeydiler, etrafları kısa ağaçlarla çevrilmişti ancak ağaç sayısı çok fazla değildi. Tepenin tam ortasında bir erkek ve bir kız vardı. Etraflarında ise elleri silahlı bir grup insan. Silahlı adamlardan birisi bağırdı "Artık kaçacak bir yeriniz kalmadı!"

Erkek ise "Biz kaçmak istemiyoruz. Sadece birbirimizi seviyoruz. Aranızda nasıl bir düşmanlık olursa olsun bizim sevgimizi engelleyemeyecek." dedi kıza doğru bakarken.

İlginç tarafı ise ikisi de etraflarını çevreleyen onlarca silahlı adamdan korkmamış gibiydiler.

Başka bir silahlı adam konuştuğunda ağzından çıkan sözler cam odadakilerin kanının soğumasına sebep olmuştu "O zaman bize yapacak fazla bir şey kalmıyor."

Erkek ve kız el ele tutuştular. Bu sefer konuşan kız olmuştu "Bizi korkutabileceğinizi mi düşünüyorsunuz. Biz aşk denen bir yerdeyiz şimdi varsız bedenlerimiz ölsün ama aşk hep yaşayacak."

İlk konuşan silahlı adam tekrar konuşmuştu "O zaman ilk kimin öleceğini söyleyin bana."

"Önce beni öldürün" dedi erkek. "Onun bir an için bile daha fazla yaşaması için ölmeye hazırım ben."

"Hayır, beni öldürün" diye ekledi kız. İkisi de ölümü çoktan kabullenmişti. Birbirlerine sarıldılar ve beklediler. "Aşk onun için ölmeyi bile göze almaktı" dedi erkek kısık bir sesle. Öyle ki kız bile onu zor duymuştu. Bir an kadar sonra peşpeşe ateş edildi. Kız zamanı yavaşlatmayı denedi ama ikisine de dokunamadığı için yavaşlayan zamanda onların zamanı da yavaşlamıştı. Erkek ilk geldikleri zamandan beri silahlı adamların düşünceleri okuyordu ve hiçbir çıkış yolu bulamıyorlardı. Neden aşk için ölmeyi göze alıyorlardı ki.

Kız yanındaki erkeğin elini tutmuştu kurşunlar onlara doğru gelirken. Bu esnada cam odada da erkek ve kız elele tututmuştu ve yavaşlayan zamanda kurşunların arkalarında izler bırakarak ilerlemesini izlediler.

Kurşunlar erkeğin ve kızın bedenine eş zamanlı olarak çarptı ve bedenlerinden yine eş zamanlı olarak kan fışkırdı. Önce erkek düştü yere ve ardından kız. Ancak birbirlerinin ellerini hiç bırakmadılar. İkisi de yere düştüğü sırada ikisi de gülümsüyordu. Toprak bedenlerinden akan kanın etkisi ile kırmızı bir renge bürünmüştü bile.

Bu esnada erkek camları yumruklamaya başladı. Kız ise gözlerinden süzülen ıslaklığı silmeye çalışıyordu.

Erkek "Aşkı öldüremeler, yaptıkları yanlış. Her ne olursa olsun aşk yaşamalı" dediğinde kız "Aşk hiçbir zamanlar ölmeyecek bunu anladım ben" dedi.

"Evet, aşk hiçbir zaman ölmeyecek. Aşk hep yaşayacak, onu biz yaşatacağız." erkek konuştuğu sırada cümlesini bitirdiklerinde kendilerini tekrardan kırmızı ayda buldular ve hızlı bir şekilde cam odadan çıkıp Zamansız'ın yanına gittiler.

"Neden hiçbir şeyi değiştiremiyoruz biz? Onları kurtarabilirdik." dedi erkek nefes nefese kalmış bir şekilde.

"Onları kurtarsaydınız eğer büyük bir aşk hikayesi olarak binlerce yıl anlatılmayacaktı ve işte o zaman aşk ölmüş olacaktı."

"Nasıl yani?"

"Onlar en büyük aşk hikayelerinden bir tanesi. İnsanlar o zamandan binlerce yıl sonra bile onları konuşuyordu taki sistem gelip herşeyin içine sıçana kadar. Nefret ediyorum sistemden."

"Biz de nefret ediyoruz ondan en az senin kadar. Şimdi ne yapmamız gerektiğini söyle."

"Gördüğüm kadarıyla ikiniz de anlamız gerekenleri hemencecik anlamışsınız. Beni şaşırtmaya devam ediyorsunuz. Hatta ben herşeyi anlamak için buraya birkaç kez gelmiştim. Neyse iki yolculuk daha yapacaksınız. Bu sefer çok bilinmeyecek aşk hikayelerini göreceksiniz. İlkinde erkek ve kız birbirlerini çok severler ancak kızın babası onları ayırır. Tabi siz babanın da ne demek olduğunu bilmiyorsunuz ama boşverin. Bir erkeğin bir kızın yanına gideceksiniz ve en sonunda onların kavuşma anlarına. Bu sefer kimse ölmeyecek rahat olun. Biraz sakinleşin isterseniz, biraz dinlenin sonra gidersiniz. Bu iki aşk hikayesi benim en sevdiklerimdendir. Çünkü sonları güzel bitiyor."

Erkek ve kız birbirlerinin gözlerine baktılar. Amaçları kimin konuşacağına karar vermekti ve ikiside aynı şeyi söyleceklerini düşündü. Konuşan kız olmuştu "Dinlenmeye ihtiyacımız yok, gidelim şimdi."
Share:
Yorum Gönder

Social Share

Etiketler

Blog Arşivi

Recent Posts

Sample Text

Düşlerimin mezarlığına hoş geldiniz. Giderken küçük bir unutma beni çiçeği bırakırsanız güzel bir hatıra bırakırsınız.