Aşkın mezarı 2.kitap 25. bölüm

Kız ve erkek şapkalı adamın gelmesini beklerken bir süre boyunca bakıştılar. Aslında etrafa bakıp kırmızı ayı inceleyebilirlerdi ancak bunu yapmak istemediler. Hatta biraz daha uzağa doğru bakıp yaşadıkları mavi gezegeni de inceleyebilirlerdi ama bunu da yapmadılar. Bunun yerine birbirine doğru baktılar. Erkek kızın gözlerindeki her bir rengi, her bir çizgiyi incelemek istiyordu sanki.

Kız ise adamın onu nasıl başka dünyalara götürebileceğini merak ediyordu. Acaba onun bir diğer yeteneği miydi bu? Eğer böyleyse onu tekrar başka diyarlara götürmesi için rica edebilir miydi? O dünyayı öğrenmeyi çok isterdi. Temiz havasını doyasıya içine çekmek, sokaklarında dolaşmak istiyordu.

Bu esnada ikisi de görüntüdeki adamın söylediklerini düşünüyordu. 3000 yıl önceden kalma 5 kişiyi uyandıracaklardı. Ancak bu sefer işleri gerçekten çok daha zordu. Kapıları bulmalı ve şifreleri çözmeliydi. Tabi şifrelerin ne ile alakalı olduğunu bilmemeleri de ayrı bir zorluktu.

Bir süre boyunca konuşmadılar. O an sadece diğerini seyretmek istiyorlardı. Öyle ki söyleyebilecekleri bir sözün o anı bozabileceğinden korktukları için konuşmamak daha güzeldi. Bunun yerine birbirlerinin gözlerinin içine bakıp gülümsediler. Bazı zamanlar konuşmaya gerek olmuyormuş diye düşündü erkek. Bunca yıl boyunca cansız varlıklarla konuştuktan sonra şimdi konuşmanın ötesine geçmiş gibi hissediyordu. Sahi hangi kelime anlatabilirdi içinden geçenleri.

Birkaç an boyunca daha bakıştılar ve daha sonra şapkalı adam geldi. "Neler yapacağımızı anlatmam gerekiyor. Aşkın unutulmuş merkezi denilen yer aslında yıkılmış bir şehirde yer alıyor ve ilk olarak oraya gideceğiz. Daha sonra siz içeriye gireceksiniz. Tahmin edebileceğiniz gibi sizi bulmacalar bekliyor olacak. Merak etmeyin bunları çözebileceğinize inanıyorum. Ben diğerlerine kaber verdim birazdan burada olurlar. Plancıyı zaten tanıyorsunuz diğerleri ile de tanışacaksınız. Unutmayın hangi bulmaca ile karşılaşırsanız karşılaşın hepsi aşk ile bağlantılı olacak. Aklınızdan çıkartmayın aşk her zaman kazanır."

"Sanırım önemli adımlar attık bu yolda." dedi erkek.

"Kesinlikle öyle. Yolu yarılamaya yakınlaştık diyebilirim. Bundan sonra aşkı kurtaracağız bildiğiniz gibi. Sonrasında da sistemi yeneceğiz."

"Sistemi yenmeyi çok kolaymış gibi anlatıyorsun." dedi kız. Bu soruyu sorması gerekiyordu yoksa sistemi yenmenin hiç de kolay olmadığını hepsi biliyordu.

"Az önce söylediğim gibi aşk her zaman kazanır. Buna inandığınız sürece aşk her zaman kazanacaktır."

Kız cevap vermek istediği sırada içeriye 3 kişi daha geldi. Plancıyı zaten tanıyorlardı diğerlerini ise ilk kez görüyorlardı. Şapkalı adam yeni gelenleri tanıştırdı onlarla ve hep birlikte odanın ortasında bulunan masanın etrafına oturdu.

"Size nelerin olacağını anlattım. Plancı bulmacaları çözmekte sana önemli bir rol düşecek. Mekanikçi ve teknolojici size de önemli görevler düşecek. Bu süreç boyunca lideriniz onlar olacak." konuşmasının bitiminde kız ve erkeği işaret etti. "Onların kararlarına göre hareket edeceksiniz. Unutmayın bu yolculuk onların yolculuğu ve en iyi onlar biliyor olacak herşeyi."

Konuşma bittikten sonra kırmızı aydan çıktılar ve tekrardan şapkalı adamın sonsuz odaları mekanındaydılar. Daha sonra bir an kadar sonra ise şapkalı adam "Çıkabilirsiniz." dedi. "Gideceğiniz yer hemen kapının karşısında."

Şapkalı adam bunu söyledikten sonra beşi birlikte kapıdan çıktılar ve paramparça olmuş bir şehirde buldular kendilerini. Tüm binalar yıkılmıştı, etrafa hızlı bir şekilde baktıkları zaman bazı binaların paramparça olduğunu, bazılarının ise kısmi olarak yıkıldıklarını gördüler. Tam karşılarındaki bina ise hiçbir şekilde zarar görmemişti. Bina 3 katlıydı ve hepsi de emin adımlarla kapının önüne geldiler.

Kapının iki tarafında iki tane panel bulunuyordu ve bunun yanında kapının üzerinde bir anahtar deliği bile yoktu. "Bu kapıyı açmak için iki kişi ellerini panele yerleştirecek ve paneller avuç içlerini tarayarak kapıyı açacak" dedi erkek ama kızla birlikte avuçiçlerini panele değdirdikleri zaman kapı açılmadı.

"Sanırım bu benim işim." dedi elektronikçi. "Çantasından çıkardığı bilgisayarı açtı ve bazı kodlar yazmaya başladı. "Eğer burada bir güvenlik programı varsa mutlaka bir açığı da vardır. Bana biraz izin verin."

Birkaç an boyunca beklediler ve elektronikçi "Şimdi avuç içlerinizi panellere yerleştirin. Avuç içi haritanızı sisteme yükleyeceğim ve bu sayede kapı açılacak."

İkiside onun dediklerini yaptı ve bir an kadar sonra kapının kilit sesini duydular. Daha sonra ise kapıyı açıp içeriye girdiler.

"Şimdi nereye gidiyoruz plancı?" diye sordu erkek.

"Binayı incelediğim zaman 3 kat olduğunu görüyoruz. Büyük ihtimalle burada bir yerde alt katlara inen gizli bir geçit vardır. Önce onu bulmamız lazım."

Plancı konuşmayı bitirdikten sonra ayrıldılar ve etrafı dolaşmaya başladılar. Erkek ve kız beraber büyükçe bir odaya girmişlerdi. Etrafa baktılar hızlı bir biçimde.

"Eğer ben olsaydım ve gizli bir kapı yapsaydım kesinlikle aşk ile alakalı bir şeyin arkasına saklardım onu."

"Aşk yanmaktır demişlerdi hatırlıyor musun? Eğer aşk yanmaksa o zaman büyük ihtimalle şurdaki şöminenin oralarda olması lazım."

İkisi birlikte şömineyi incelemeye başladılar. Daha sonra şöminenin içindeki her bir tuğla parçasına dokundular. Taki tuğlalardan en sıradan duranı içeriye doğru hareket edene kadar. Tuğla hareket ettikten sonra şömine arkadaya doğru açıldı ve bir merdiven ile karşılaştılar. "Geçidi bulduk, hadi inelim şimdi."

Biraz sonra diğerleri oraya geldiler ve merdivenlerden aşağıya indiler. Karşılarında 5 tane kapı vardı ve her kapının üzerinde bir panel ve bir sembol bulunuyordu.

Sembolleri incelemeye başladılar. Bir taraftan da ellerindeki listeye bakıyorlardı. Plancı ilk olarak kapılara birden beşe kadar sayılarla işaretledi. Daha sonra ise sembolleri incelediler.

İlk sembol kafasından ışıklar çıkan bir adamdı. Diğer sembol ise kurumuş, yanlız bir ağaçtı. Üçüncü sembolde zincirler ve prangalar vardı. Dördüncü sembol ise birbirinin içine geçmiş iplikler vardı ve son sembolde ise başka bir gezegen görünüyordu.

"Hangi kapının ne olduğunu anladık bu sayede. Şimdi şifreleri çözmemiz gerekiyor. İlk önce mantıktan başlayacağız." bu sefer konuşan kız olmuştu. Hepsi mantık kapısının önünde panelde belirmiş cümleyi okuyorlardı "Mantığın anlamını kaybettiği zaman .... başlar." Düşünme zamanı gelmişti.


Share:
Yorum Gönder

Social Share

Etiketler

Blog Arşivi

Recent Posts

Sample Text

Düşlerimin mezarlığına hoş geldiniz. Giderken küçük bir unutma beni çiçeği bırakırsanız güzel bir hatıra bırakırsınız.