Aşkın mezarı 2. kitap 30. bölüm

Dudakları birbirleri etrafında danslarını sürdürürken bedenleri birbirine iyice yaklaşmıştı. Birbirine sarılmış ve bu dansı sürdürüyorlardı. O andan bir an kadar önce binlerce düşünceye vardı belki ama o an başladıktan sonra ikiside hepsini unutmuştu. Bu nedenle dudakları birbirinin etrafında dolaşırken hiçbir şey düşünmediler. Düşünmek çok anlamsızdı o anda.

Aslında ikiside başka insanlarla öpüşmüşlerdi. Daha da ileriye gidip başka insanlarla birlikte olmuşlardı ama o an çok farklıydı. O anın farklı olmasının bir anlamı olmalı diye düşündü kız  nefes almak için dudakları birbirinden uzaklaştığı sırada. Neydi onu diğerinden daha farklı yapan. Anlatmak isteseydi bunu yapamayacağını çok iyi biliyordu. Sadece ona dokunduğu zaman hissettiklerini biliyordu ve bu duyguların benzerini bile yaşamamıştı daha önce.

Erkek ise kız gibi olayın şaşkınlığındaydı. Bir taraftan o anın sonsuza kadar sürmesini istiyordu. Bir diğer taraftan o da kız gibi düşünüyordu. Neydi onu daha farklı yapan? Neden dudakları birleştiği anda bedeninde akan kanın yönü değişmişti? Neden ona dokunduğu zaman o şekilde hissediyordu? Bir adı varmıydı bunun?

"Bağlılık kapısını da geçtik. Sırada aşk kapısı var." konuşan kız olmuştu ama ne kadar gereksiz konuştuğunu konuşmaya başladığı an fark etmişti. Söylemek istediği onlarca şey varken en alakasız kelimeleri kullanmıştı.

"Sırada aşk kapısı var. Sanırım çıkmalı ve diğer kapıya gitmeliyiz."

"Evet, öyle yapmalıyız ama içimdeki bir ses biraz daha kalmamızı söylüyor."

"Bende bunu istiyorum ama yapmamız gerekenler var biliyorsun."

"Evet, o zaman aşk kapısına gidelim."

İkisi birlikte içeriye girdikleri kapıdan dışarıya çıktılar. Dışarıda herkes büyük bir merak içinde onları bekliyordu. "İyi misiniz?" plancı konuştuğu zaman ikisi de iyi olduklarını söyledi. Diğerleri onlara anlatması için ısrar etse de anlatmak istemediler. Orada olanların ne kadarını anlatabilirlerdi ki. Ölmek üzere olduklarını, diğerini kaybetmekten korktuklarını, dudaklar birbirine değdiği zaman başka bir evrene gittiklerini nasıl anlatabilirlerdi ki?

Diğerleri ne kadar üstelese de anlatmak istemiyorlardı ve aşk kapısının önüne geldiler. Aşk kapısının önünde bir ekran vardı ve onun iki yanında biraz daha aşağıda bulunan iki tane daha ekran. Bunu biliyorlardı, ellerini alttaki ekrana yerleştireceklerdi ve bunun sonucunda üstteki ekranda bir görüntü oluşacaktı.

"Bu sefer daha zor bir soru olacak sanırım?" erkek plancıya doğru bakarak sormuştu sorusunu.

"Öyle olmasını bekliyorum."

"O zaman beklemeyelim daha fazla."

Erkek ve kız ellerini küçük ekranların üzerine koydukları zaman büyük ekranda bir yazı belirdi "Aşk tek başına bir duygu değildir o duyguların bir araya gelmesi ile oluşur. Aşkın içindeki 4 tane duygunun ismini yazın."

"İşte bu çok zor bir soru." mekanikçi konuşmuş ve bir adım geriye çekilmişti.

"Kesinlikle öyle. Aşkı incelemeliyiz ilk önce ve onu parçalara ayırmalıyız." plancı ciddi bir tonda sürdürüyordu konuşmasını.

"Nasıl yapacağız bunu." Erkek ise ekrana bakıyordu konuşurken.

"Dediğim gibi aşkı parçalara ayırmalıyız."

"Eğer 4 tane parça varsa bunlardan biri kesinlikle sevgi olmalıdır." kız konuşurken erkeğe göz ucuyla bakmış ve hafifçe gülümsemişti.

"Kaldı 3 tane. Bence birbirine aşık olan iki insan çok yakın olmalılar. Hatta birbirine daha yakın başka birisi bulunmamalı." erkek konuşmuştu kızın cümlesini devam ettirerek.

"Arkadaşlık olmalı bence. İkincisi de arkadaşlık olmalı."

"Geriye 2 tane kaldı ve benim aklıma hiçbir şey gelmiyor."

"Ben okuduğum yazılarda yazarın kıza ne kadar güzel cümleler kurduğunu gördüm. Normal bir insan o kadar güzel olamaz asla. Ancak yazar için o kızdan daha güzeli yoktu. Bence yazar o kızı yüceltiyordu. Aşkın 3. parçası yüceltme olmalı."

Bu esnada erkek kızla öpüşmesini düşünüyordu. O anın ne kadar mükemmel olduğunu hesaplamaya çalışıyordu. Onunla tenine dokunduğu tek bir an için bütün yaşamından vazgeçebilirdi. Dokunmakta aşkın bir parçası olmalıydı ona göre. Eğer aşık olduğu kişiden uzaktaysa ona dokunmak için yaşardı insan eğer onun yanındaysa elini hiç bırakmazdı. "Dokunmak olmalı." dedi erkek. "Ona bir kere daha dokunabilmek için yaşar insan."

"O zaman hepsini bulduk. Sevgi, arkadaşlık, yüceltme ve dokunmak."

İkisi birlikte kelimeleri ekrana yazdılar ve kısa bir an sonra mekanik bir ses geldi. Mekanik sesin gelmesinden bir an kadar sonra odanın ortasında daha önce gördükleri adam belirdi. Bu sefer adam gülümsüyordu.

"Sizleri tebrik ederim. Buraya kadar gelebildiniz ve bu büyük bir başarı. Bulmacaların hepsi aşkı ne kadar bildiğinizi anlamak için vardı ve bu konuda bilginiz olduğunu gösterdiniz bana. Şimdi gidebilirsiniz. Bizi bir süre daha göremeyeceksiniz. Bir sonraki haber aldığınız zaman bu sefer yanına geleceğiz ve nelerin yapılması gerektiğini konuşacağız. Şimdi gidin, biz uyandıktan sonra halletmemiz işler olacak ve sonrasında teşekkür etmek için yanınıza geleceğiz."

Adam konuşmasını bitirdiği zaman tekrardan kayboldu ve hepsi kısa bir süre için birbirine baktılar. Artık geri dönme zamanları gelmişti. Odayı en son kız ve erkek terk etti. Diğerleri gittikten sonra birkaç an boyunca kaldılar. Erkek kızın elini tuttu ve ona doğru eğildi. Daha sonra "Keşke biraz daha zamanımız olsaydı." dedi.

Kız o konuşurken aynı şeyi düşüyordu ve onun cümlesi bittiği zaman zamanı yavaşlattı. Dudakları tekrardan birleşti bu anda. Dans yeniden başladı, neden bunu yaptıklarını bilmiyorlardı ama onlara sorsaydılar ki kimse sormadı en iyi hissettikleri zamanda olduklarını söylerlerdi. Neden böyle olmuştu ki.

Onlar neler olduğunu fark etmemişti ama aralarda her geçen saniye giderek büyüyen bir şey vardı ve o şey giderek heryeri kaplıyordu.


Share:
Yorum Gönder

Social Share

Etiketler

Blog Arşivi

Recent Posts

Sample Text

Düşlerimin mezarlığına hoş geldiniz. Giderken küçük bir unutma beni çiçeği bırakırsanız güzel bir hatıra bırakırsınız.